MUHABİR: Bir şey kaydetmek istiyorum yani biz bu röportajı benim çalıştığım bağımsız Azerbaycan Reyting gazetesinde yayınlayacağız, sonra bazı internet gazeteleri var sayfaları var onlar için ben şeyler yapacağım böyle röportajlar var açık görüşler var yapacağım da…
MUHABİR: Bundan dolayı böyle ilk sorumuz, ananevi olacak sırf Azeri okuyucular için hesaplanmış bir soru olacak.
ADNAN OKTAR: Çok güzel, tabi olur.
MUHABİR: Şimdi hocam biz sizin hayatınızı öğrendik araştırdık siz Güzel Sanatlar mezunusunuz, güzel sanatlar İstanbul Üniversitesi Güzel sanatlar bölümünden mezun olan bir kişinin, kendinizin böyle İslam’la ilgili araştırmalara başlamasına sebep ne olDU?
MUHABİR: Evet, Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisine 1979’da girdim 83’e kadar okudum, 83’te İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümüne geçtim orada devam ettim okumaya, sonra da kitap çalışmalarım başladı, bu anarşi terör olduğu için okulda devam imkânım pek olmadı İstanbul Üniversitesi felsefe bölümündeyken, fakat tabi sanat Allah’ın güzelliklerinin bir yansıması. Sanat son derece hayati konudur yani bilim ve sanat; ikisi de Allah’ın verdiği iki büyük nimettir, Allah bizleri vesile ederek etrafı güzelleştirir. Bağlar yaparız, bahçeler yaparız, eşyalar yaparız, kıyafetler yaparız. Hazırlayan yapan Allah’tır ama bizleri vesile kılar, Allah’ın sanatına biz vesile olmuş oluruz. Tabi ki Müslüman bütün dünyaya bir sanatçı gözüyle bakar. Allah’ın sanatını temaşa eder o da güzellikleri, incelikleri, detayları görür, onun sevincini ve heyecanını yaşar ve Allah’a hamd eder, Allah’a teşekkür eder bu güzellikleri yarattığı için, dağı taşı Allah çiçeklerle süslemiş güzel bitkilerle süslemiş meyvelerin güzelliği ortada. Çok, çok hepsi nefis güzeller, kokuları ayrı güzel, renkleri ayrı güzel, mesela kavunun kokusu ayrı karpuzun kokusu ayrı iç kıvamlarının hoşluğu ayrı mesela sulu olmaları çok güzel. Allah onları çok, çok detay yaratmış. Mesela kiraz pırıl, pırıl parlıyor üstü vernikli gibi, çok şahane bir şey kokusu ayrı güzel, rengi tadı, her şeyi kıvamı mükemmel, her meyve böyle şeftali de böyle üzüm de öyle salkımları sarkıyor bu bizi hayret ettirmek için ve şükrettirmek içindir. Allah sanatını göstertiyor ama bizleri vesile kılar, mesela biz bağları gider kazarız gübre koyarız sularız. Aslında Allah hiç onlar olmadan da onu yaratabilir ama sebep vardır, bu dünyada hep sebep vardır, cennette sebep yok, cennette mesela meyveyi kopartırsın meyve gene orda durur yani istediğin an, mesela eşyaya gel dersin eşya gelir ama burada arabanın içine benzin koymadan, anahtarını çevirmeden ve onu da kullanmadan araba gitmiyor, ama cennette böyle değildir, eşya hareketlidir ve her şeyi duyar. Bu sanatı tabi Allah müminlerin ruhuna da yerleştirmiştir; sanat aşkını sanata karşı muhabbeti. Allah beni de böyle vesile etti. benim zamanım da Güzel Sanatlar Akademisiydi sonradan Mimar Sinan Üniversitesine çevrildi, ama benim dönemimde 5 yıldı akademi, Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi, yüksek iç mimar çıkılıyordu, her bölümünün yüksek bölümleri vardı, 5 yıllıktı. Ben de okulu üçüncü kazanmıştım maşaAllah o dönemlerde, hiç hazırlanmam olmadığı halde. Hocalar da çok şaşırmışlardı hatta bir hoca başıma geldi, resim bu dedi, çok beğenmişti resimlerimi maşaAllah. Ama hepsi bir dönemdi, mesela felsefeye geçmemde, felsefe bölümüne 83’te geçmiştim, orda da, orda Marksistlerle tartışmak, materyalistlerle tartışmak amacıyla aslında o bölüme geçmiştim hakikaten de mümkün oluyordu fakat sonradan hoca yasakladı, öğretim görevlisi burada dedi İslam felsefesi üzerine tartışma kabul etmiyorum dedi istemiyorum dedi, isteyen onunla ilgili bölüm var oraya gidebilir dedi, ondan sonra benim o demokratik hakkım kitlenmiş oldu.
MUHABİR: Şimdi hocam ben Sovyetler döneminde ilkokulu, ortaokulu lisede okudum, lise son sınıfındayken Azerbaycan bağımsızlığına kavuştu, Yani bize okulda Darwin’i öğrettiler, şunu öğrettiler sizi siz maymundan, maymundan yaralandınız fakat Sovyetler Birliğinde bir fıkra vardı, adam çocuklarıyla hayvanat bahçesine gelip çocuk maymunu görüp böyle kucaklıyor dedemiz, dedemiz diye böyle kucaklıyor, bize bunları öğrettiler. Siz araştırmalara Darwinizm üzerine başladınız, yaptınız yani Darwinizm’in bu karanlık yüzünü araştırdınız nasıl oldu bu Darwinizm konusu ilginizi çekti, neden özellikle Darwinizm üzerine gittiniz?
ADNAN OKTAR: Evet, benim hayret ettiğim yani böyle bir yalanı söylerken bir kısım bilim adamlarının, öğretim üyelerinin ve Darwin de tabi dahil; bu kadar pervasız olmaları, böyle bir safsataya nasıl yani gerçekten inandılar mı, inanıyor mu göründüler yoksa onları yönlendiren mi oldu, tabi bu ayrı, ayrı oluyor mesela Darwin’in yönlenmesinin nedeni masonlardır, ama öğretim üyelerinin benim kanaatim kitle psikolojisiyle olaya yönlendirildiklerini zannediyorum, yani kitle yönteminin kullanıldığını düşünüyorum, kitle psikolojisi insanları bazen mecbur edebilir bir yönüyle, kendi inancına göre tabi, kendi ruh haline ve kişiliğine göre olabilir. Yani bir kere Darwinizm tesadüfü kullanıyor. Yani tesadüf ne demek, olabilecek en ilkel izah, yani bir proteinin yapısı olağanüstü karmaşa, karmakarışık yani çok ince detayları olan dantel gibi örülmüş bir sistem. Bunun atomların böyle bir gün tesadüflerle bir araya gelip bunu oluşturması bilimsel olarak mümkün değil, yani böyle bir olay yok, yani dünyada buna rastlanmış değil, laboratuar şartlarında bile olmuyor, olmaz da inşaAllah,
MUHABİR: İmkânı yok,
ADNAN OKTAR: Evet, velev olsa bile proteinler bir araya gelecek 10 tane protein bir araya gelir, zaten 2 tanesinin bir araya gelmesi bir mucize olur, 3 tanesinin bir araya gelmesi mucize olur. 50 -100 1000 tane mesela 1 milyon protein meydana gelse, bir araya gelse bu bir protein tozu olur yani protein bloku olur yani dışarıda satılıyor, protein tozları satılıyor, o protein tozunun aynısı olur yani bu canlanmaz yani bundan kaş göz çıkmaz kulak çıkmaz konuşmaz hiçbir şey olmaz bundan. Yani proteinin meydana gelmesini oturup bekleyeceklerine alsınlar protein tozunu, leğenin içine doldursunlar hazır protein tozunu, yüzyıllarca milyonlarca yıl beklesinler hiçbir şey olmaz çürür o sadece dağılır başka bir şey olmaz yahut da o durur o şekilde, yani protein bir gün ya ben görmeye başlayayım, duymaya başlayayım, dokunayım, şehirler kurayım, medeniyetler meydana getireyim, kavun karpuz olayım, zürafa olayım insan olayım demez yani bu kadar akıl almaz bir safsataya yani bu kadar saçma sapan bir safsataya inanmak mucize yani şeytanın bir harikası. Kardeşim hadi diyelim bu kadar cahilsiniz, peki 100 milyon fosil var yerin altından çıkmış hepsi yaratılışı ispat ediyor, peki bunu da mı görmüyorsunuz? Yerin altını kaz, nerden kazarsan kaz fosil çıkıyor, yani 15-20 yaşında bir insan herhangi bir yere gitsin biraz uğraşsın, toprağın altında her yerde fosil kaynıyor, yani küçük hayvanların hatta bakterilerin büyük hayvanların Türkiye’de de birçok yerde, her yerde fosil çıkıyor. Ayrıca kafataslarının sahteliklerini biz anlattık çok detaylı olarak. Mesela bir gibon veyahut maymun veyahut şempanze kafatası buluyorlar haydi ortaya çıkıyorlar biz dedemizin kafatasını bulduk, insanın soyunu bulduk, atasını bulduk. Primat buluyorlar işte insanın atasını bulduk. Geçenlerde tarla faresini bulmuşlar insanın atası tarla faresi diye ortaya çıktılar, bu sefer geçenlerde gene bir gazetede haber çıktı insanın atası mikropmuş diyor. Yani bu kadar safça bu kadar zahir nasıl oluyor ben inanamıyorum bir mucize bu. Yani gerçekten inanıyor da mı söylüyor yoksa böyle espri olsun da kendince çirkin bir espri olarak mı yapıyor inanılır gibi değil. Ama tabi biz buna artık bir nokta koyduk. Yaratılış Atlasından sonra Avrupa’da Darwinizm yerle bir oldu. Yani hiçbir aklı başında bir adam çıkıp evet Darwinizm vardır diyemiyor şu an, çocukça direniyorlar, mesela Dawkins’e haber gönderdik dedik istersen gel Türkiye’ye tartışalım, yol paranı da ayarlayalım, ne istiyorsan yapalım yani istediğin gibi de ağırlayalım burada veyahut biz senin bulunduğun yere gelelim, karşılıklı tartışalım dedik veya sizin tespit edeceğiniz başka bir yer olabilir dedik orda tartışalım dedik kesin yok kabulü yok, hiçbir şekilde tartışmam diyor, peki o zaman cevap ver diyoruz, cevap da yok, yani 100 milyon fosil var buna cevap ver diyoruz cevap yok, kafatasların sahteliğini anlatıyoruz cevap yok, ara fosil diye kullandıkları şey ara fosil değil bilakis yaratılışı ispat eden fosiller bunu anlatıyoruz, buna da cevap yok, proteinler tesadüfen meydana gelemiyor bunu anlatıyoruz buna da cevap yok, yani tam bir açmazdalar. Bir de insanın harika bir yönü var ondan hiç bahsetmiyorlar ondan şiddetle çekiniyorlar, yani çok, çok bir harika yönü. Mesela ben sizi görüyorum, beynimin içinde görüyorum ben sizi, siz dışarıda varsınız ama ben sizi beynimin içinde görüyorum, beynin içinde bunu gören kim, bu görüntüyü gören kim bunu açıklayamıyor Darwinistler, buna cevap yok, hiç cevap yok ama, mesela ben sizin sesinizi duyuyorum beynimin içinde duyuyorum. Beynimin içinde bana bu sesi kim duyuruyor bunu duyan kim buna da cevap yok, mesela bak parmaklarımla dokunuyorum bunu da beynimin içinde hissediyorum, bunu beynimin içinde kim hissediyor, buna da cevap yok, mesela bir meyve suyunun kokusu; bunu hisseden birisi var insanın beyninin içinde buna da açıklama yok bir kere bu konuda tam felç vaziyetteler çünkü cevap yok açıklama yok, ki insan budur zaten yani ruhtur, yani ruhu hiç açıklayamıyorlar. Etini kemiğini açıklamaya çalışıyorlar onu da hiç, hiç açıklayamıyorlar, çünkü bir proteinin tesadüfen meydana gelmesi başta hiç mümkün değil, mesela insanın bir kromozomunda tam büyük bir kütüphane dolusu bilgi var, yani büyük bir kütüphaneyi düşünün orda ne kadar kitap varsa o kadarlık dolu bir bilgi var, bir tane kromozomda. İnsanda trilyon hesabıyla hücre var, trilyonla. O zaman trilyonlarca kütüphane demektir, yani insanda trilyonlarca dolusu kütüphane içinde bilgi var demektir. Bunu tesadüfle bir insanın anlatması için izah etmesi için aklını bir kenara koyması lazım, bu mucize üstüne mucizedir, zaten kendileri de sürekli mucize olarak açıklıyorlar, mesela diyoruz protein nasıl meydana geldi? Bir mucize oldu, oldu diyorlar, hücre nasıl oldu diyoruz o da bir mucize oldu, oldu diyorlar.
MUHABİR: Hepsine
ADNAN OKTAR: Kardeşim hepsini mucize ile anlatacağına Allah yarattı desene, yani atomu ilahlaştıracağına atoma hâşâ Allah vasfı vereceğine atomu yaratan Allah’tır de, konu hallolsun, yani tam bir açmaz ve kilitlenme içerisindeydiler ama şu an yaratılış atlasının 4.cildine de başladık maşaAllah. İlk cildi bitirdi konuyu zaten birinci cildi bitirdi, yani 2. 3. 4. cildine gerek bile kalmadı.
MUHABİR: Hocam şimdi konuyu terörün gerçek yüzünün dinsiz ideoloji olduğunu söylemişsiniz, bugün Azerbaycan’da Türkiye’nin terörden çok eziyet çektiğini bizde de ağustosta bir camide terör oldu 1 kişi hayatını kaybett,i birkaç kişi yaralandı Türkiye’de sık, sık böyle istenmez olaylar oluyor bu terörle nasıl baş edeceğiz nasıl baş edebiliriz görüşlerinizi alabilir miyim? Hocam,
ADNAN OKTAR: Terörün çözümü Türk İslam birliğidir, Azerbaycan’la Türkiye’nin birleşmesidir. İki devlet bir millet Ermenistan’la, Gürcistan’la birleşilmesidir. Osmanlının o eski sarkvetli günleri gibi modern Osmanlı görünümünde, bir sevgi birliği, bir muhabbet birliği oluşturulmasıdır. Bir insan Darwinist materyalist ise eğer tabi ki terör de yapar, bombalama da yapar yani çünkü insan artık o bir maymun olarak görüyor bir hayvan türü olarak görüyor tabii ki ona değer vermez. Ama Darwin’in bir oyun oynadığını, Darwinizm’in bir sahtelik olduğu anlaşılırsa bir insan tarafından fark edilirse o insanın ruhunda artık manevi derinlikler gelişmeye başlar, manevi bir olgunluk başlar. Mesela daha önce Türk İslam birliğinden o kadar bahsedilemiyordu, çünkü Darwinizm gündemdeydi, Darwinizm meydanı boş bırakmıyordu, çünkü Darwinizm’in olduğu yerde Türk İslam birliği olmaz, Türk İslam Birliğinin olması için sevgi, şefkat, merhamet, muhabbet, yardımseverlik gerekir, Darwinizm bunları reddediyor. Darwinizm’de dehşet vardır, güçlü olan haklıdır, güçlülerle zayıfların mücadelesi vardır ve insanlar da bir maymun türüdür. Yani insan karşısındakini insan olarak görmesi ayrıdır, onu bir hayvan olarak, bir maymun türü olarak görmesi ayrıdır değil mi? Bir maymun türü düşündüğünde adam, o ülkeyle niye birleşmek istesin, yani o ülkeyi komple maymun türü olarak görüyor, kendini de maymun türü olarak görüyor yani iki maymun türünü birleştirme arzusunu niye duysun o kendi kafasına göre, tabi ki nefret edecektir, nefret ediyorlar ve o zaman mücadele başlıyor. İşte sen bana şunu yapmıştın, ben sana bunu yapmıştım, ben sana hakkını vereceğim, sen bana hakkımı ver… Bu sefer meydana gelen savaş şiddetli oluyor. O zaman da diyor ki Darwin bak görüyor musun, benim dediğim doğru bak güçlülerle zayıflar mücadele ediyor tabi seleksiyon oluşuyor şu an diyor, yani böyle şeytani bir oyun var. Şimdi Darwinizm’in oyununu tam anlamıyla kırdıktan sonra Türk İslam Birliğinin yolu sonuna kadar açıldı şu an, çünkü biz mesela Azerbaycanlı kardeşlerimizi Allah’ın yarattığı mübarek, seçkin, kaliteli, değerli insanlar olarak görüyoruz. Mesela Ermeni kardeşlerimizi onları da Allah’ın bize bir emaneti olarak görüyoruz, şefkatle bakıyoruz biz onlara, onların orda tecrit olup kalmasını istemiyoruz, açalım sınırları diyoruz, gelsinler ticaret yapsınlar…
MUHABİR: Oraya geleceğiz,
ADNAN OKTAR: Tabi, yiyelim içelim, eğlenelim, Ermeni gençler buraya gelsinler televizyon kanallarına çıksınlar, bu birlikteliğin meydana getireceği güzelliği anlatsınlar, bundan duyacakları sevinci anlatsınlar, biz gidelim Ermeni kanallarında anlatalım bu birliktelikten nasıl haz duyacağımızı nasıl sevinç duyacağımızı, bu ayrılığın bizi rahatsız ettiğini onların bizim kardeşlerimiz olduğunu gürül, gürül söyleyelim. Bununla ilgili toplantılar yapabiliriz, eğlenceler yapabiliriz, her şey yapılabilir, çok güzel şeyler gündeme getirilebilir. Ama Ermenistan Cumhurbaşkanı maşaAllah geçen gün bir açıklama yaptı, tam dediklerimin teyidi yani tam dediklerimi istediklerini gördüm, Allah’a hamd ettim maşaAllah, elhamdülillah birebir sözlerimin aynısı istedikleri. Ben daha önce söyledim dedim ki Ermeni kardeşlerimiz toprak meraklısı değil, düşmanlık meraklısı değil o anıtı da kaldırırlar aldıkları toprakları da geri verirler bu düşmanlık politikasını da ortadan kaldırırlar yeter ki biz onları sevgi ile muhabbetle karşılayalım dedik aynısı da oldu Sınırlar kalksın diyor Ermenistan Cumhurbaşkanı, Türkiye ile Ermenistan arasında yani pasaport vize, bunlar kalksın, bütün bu geçmişe ait olayların hepsini sileriz diyor özetle yani hepsini düzeltiriz diyor doğru söylüyor, u dönüş diyelim, gazetelere çıktı u dönüş yaptı dediler, tabi ki u dönüşü yapacak çünkü kalbinde Allah sevgisi var o insanın. Bu oyunu anladılar, Darwinist materyalist oyunu anladılar, yani masonların nasıl bir oyun oynadıklarını masonların Ermeniler ve Türklerin arasını açmak için neler yaptıklarını yeni kavradılar. Ve bu oyundan da hemen kurtulma aşamasındalar maaşAllah ve sonuç da çok, çok iyi olacak inşaAllah.
MUHABİR: Peki hocam siz siyonizmle mücadelenizde dikkat çekiyorsunuz, bir siyonizm materyalizm işte terör arasın da bir bağ var mı?
ADNAN OKTAR: Siyonizm aslında şeytanin dinidir, işin doğrusu bu, yani şeytanın Âdem devrinden beri bir dini vardır, kendi taraftarlarını toplar. Onun mabetleri vardır, inanç biçimleri vardır, ama şeytanın dininin de mezhepleri vardır mesela komünizm mezhebi vardır masonluk mezhebi vardır birde ateist-siyonist mezhebi vardır. Bunlar çeşitli mezhepleridir bunların hepsi aynı fikri savunurlar, aynı şeyleri mesela ateist Siyonizm aynıdır masonluk aynıdır, satanizm aynıdır, komünizm aynıdır faşizm aynıdır, yani nihayetinde hepsi insan düşmanlığı üzerine kurulmuştur kan dökme üzerine kurulmuştur, zulüm üstüne kurulmuştur. Bunun kanını besleyende bu dinin temel düşüncesi Darwinizm’dir.
Darwinizmi ellerinden çekince şeytanın ordusu darma keşan oldu, yani tam bir paniğe kapıldılar tam bir huzursuzluk içindeler. Artık o çırpınış içerisin de kendilerince bir şeyler yapmaya çalışıyorlar, şeytan şuan dünyada bir anlamda mağlup durumda ilk defa mağlubiyeti tadıyor şeytan.
150 yıldan beridir milleti kandırıyor şeytan ve alay ediyordu eğleniyordu insanlarla onun oyun oynadığını insanları aldattığını insanlara anlattık ispat ettik şeytan ortadan çekildi yani oyunu çekildi ama tabi diğer yönleriyle devam ediyor faaliyetlerine ama her yönde tamamen kolunu kanadını kıracak bir faaliyet içerisindeyiz, yani insanların üzerinden bu kanlı ellerini çektireceğiz inşaAllah.
Bunun sonucunda güllük gülistanlık bir ortam olacak, biz Azeri kardeşlerimizden niye ayrılalım yani son derece efendi son derece nezih ve çok dürüst insanlar Azeri kardeşlerimiz, Azeri Türkleri. Dinimiz bir dilimiz bir ırkımız bir, bir oğlu bir her şeyimiz bir, en kısa sürede Allah’ın izniyle bir birliktelik oluşacak Ermenistan’ın da içine katılmasıyla son derece güzel olacak anlamı çok hoş olacak inşaAllah, Gürcistan’ı da içine alacağız Özbekistan Tacikistan Kırgızistan çorap söküğü gibi gelecek Allah’ın izniyle. Bu mükemmel birliktelik işte Türk İslam birliğinin lider kadrosudur. Türk İslam Birliğinin mükemmel koruyucularıdır, yani çünkü bir güce ihtiyacı var bu birliğin, bu gücü işte Türkler sağlayacak, yani hep İslam’ın kahraman ordusu olmuştur Türk ordusu taaa evvellinden beri böyle, nerde yiğitlik Türk ordusu ordadır, nerde fedakârlık ordadır. Bu seferde inşaAllah bu şanlı ve büyük görevde çok büyük bir görev alacak, inşaAllah ordumuz, Türk İslam Birliğinin oluşmasında koruyucu vasfını, yol açıcı vasfını bütün gücüyle gösterecek inşaAllah. İslam alemi de Türk alemi de zaten aynıdır, Türkler hepsi Müslümandır, ama Ermeni ve Hıristiyan kardeşlerimiz de bunlar da eski İslam dininden, bunlar da bizim kardeşlerimiz, yani İslam birliği derken onlar da onun içinde olmuş oluyorlar, onlarda eski bir İslam dinidir, yani Hz. İbrahim’den kalma bir dindir, Hz. Musa’dan kalma bir dindir, Hz. İsa’dan kalma bir dindir, ama tahrif olmuştur değişmiştir ayrı mesele, ama kökeninde hak dindir yani hak dinin bozulmuş halidir.
MUHABİR: Hocam siz bu Ermenistan, Türkiye Ermenistan sınırlarının açılmasını değindiniz yani görüşlerinizi aldık da sınırlar açılsın diyorsunuz,
ADNAN OKTAR: Yani pasaport ve vizenin kalkması, bu kadar...
MUHABİR: Şimdi ben Karabağ’da doğdum, doğduğum köy şu an Ermeni işgalinde benim akrabalarım saldırılarda böyle çok zor şartlar altında yaşıyorlar babamın dedemin 50 senedir 100 senedir yaptığı ev ermeni işgalinde şuan da, şimdi biz böyle zor durumdayken Türkiye Ermenistan’ı, Ermenileri nasıl bağrına basabilir?
ADNAN OKTAR: Oradan bana inanın hemen çekilirler, yani bu birliktelik oluştuğunda, yani orda bir şey yapmıyor zaten bomboş oralar, oralar sadece masonların teşvikiyle aramızı açmak için kasten işgal ettirdiler ve kasten bir oyun oynandı, yani düşman olalım diye birbirimizle uğraşalım diye yapıldı, buna kanmamak lazım..
MUHABİR: Yok ben soruyu sırf böyle şahsi problemlerimin bakımından yoksa etkiledi de sadece o, şunu sormak istiyorum sınırlar açılırken Türkiye’nin şartı ne olacak yani Ermenistan sen ne yapacaksın ben sınırları açıcım ne şartları hangi şartları koymalı Ermenistan vazgeçti mi büyük Ermenistan idealarından, Türkiye’ye toprak idelarından vazgeçti mi?
ADNAN OKTAR: Büyük Ermenistan’ıadamlar ne yapsın, öyle bir şey olmaz. Adamlarsadece oraya sıkışmış kalmışlar, Ermenistan’a, çok kötü şartlarda yaşıyorlar, yani ben görüyorum şehirlerin halini, resimlerine falan bakıyorum hakikaten berbat.
MUHABİR: Tabi,
ADNAN OKTAR: Yazık o insanlara,
MUHABİR: Ekonomi yok gelişmemiş
ADNAN OKTAR: Efendim...
MUHABİR: Petrol yok, ekonomi yok hiç gelişmemiş
ADNAN OKTAR: Yani çok kötü Allah vermesin yani, orda çoluk çocuk kadınlar insanlar birçok yaşlılar falan var yani çok acayip berbat bir durum var, açılsın sınır ortalık ferahlasın gelsinler gitsinler, kafaları dimağları açılır, bir kendilerine gelirler, yani o sıkışmanın verdiği, masonların yaptığı baskılarla bu tip olaylar oldu, bunları materyalist Darwinist kafayı ortadan kaldırdıktan sonra düzeltmek çok kolay, zaten şu an Cumhurbaşkanları söyledi bunu yani u dönüşü diyor gazeteler, adamlar işgal ettikleri yerlerden hemen çekilirler, Türk düşmanlığı hemen kalkar, soykırım iddiaları hemen kalkar, o soykırım anıtının ışıklarını söndürdüler Cumhurbaşkanımız geldiğinde, soykırım anıtının ışığını söndürdüler, ne demek şimdi ışığını söndürmek; bunu görmeyin bu geçersiz demektir, yani bir insan bir şeyin üstüne örtü örtüyorsa ondan utanıyor demektir, ben bunu istemiyorum demektir, ben sizi mesela geldiğinizde bir şey kapatsam sizin görmenizi istemiyorum demektir bunu, o da öyle işte, yani bu çok önemli bir jest ve çok anlamlıydı soykırım anıtının ışıklarını söndürülmesi, bunların hepsi düzelecek şeyler. Zaten tabi ki şartı bu olacaktır Türkiye’nin, ama şarta da gerek yok, dostlukta muhabbette bunlar aranmaz zaten, yapar onlar onu yani biz söylemeden yapar zaten daha söylemeden bu sözü verdiler onlar.
MUHABİR: Hocam ben şimdi bir şey şöyleyim tarihte bunun bir örneği var mı? Ermeniler şimdiye kadar tarihlerinde böyle jest yaptılar mı hocam?
ADNAN OKTAR: Ama Ermeniler milleti sadıka denilen bir millettir, Osmanlı döneminde biz iç içe onlarla yüzyıllarca yaşadık yani bizim paşalarımız vardı, sanatçılarımız vardı, bilim adamlarımız doktorlarımız vardı, böyle bizim sorunlarımız yoktu, sonradan çıktı bu işler, yani Darwin’den sonra çıktı. Materyalizmden sonra çıktı bu olaylar, böyle bir olay yok.
MUHABİR: Hocam bir gün biliyorsunuz Azerbaycan Sovyetler Birliği döneminde dinsiz toplumdu yani yasal olarak İslam, oruç tutmak, namaz kılmak, İslam ahlakıyla yaşamak yasal olarak anayasada yasaklanmıştı, şimdi Azerbaycan Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra kendi bağımsızlığına kavuştuktan sonra Azerbaycan’da İslam gelişti İslam yayıldı, şu anda son yıllar insanlar kendi dinlerine dönüyorlar, gerçek İslam’ı anlamaya başlıyorlar, ama benim bir narhatlığım var, yani beni böyle üzen bir sürü sorunlar var. Şu özellikle; Azerbaycan’da daha çok siyasi İslam yayılıyor, siyasi İslam gündeme geliyor, biz siyasi İslam’ı değil de gerçek İslam’ın ülkemizde yaygınlaşmasını istiyoruz gerçek İslam’ın insanların bulmasını insanların gerçek İslam tanıması için ne yapmamız gerekiyor, bağımsız Azerbaycan devleti olarak,
ADNAN OKTAR: Ben siyasi İslam’dan gayenizi anladım, yani böyle saldırgan, sevgisiz insan düşmanlığına dayalı bazı akımlar var.
MUHABİR: Var bazı akımlar,
ADNAN OKTAR: Var biliyorum, teröre yatkın ya da direk diğer terörist yapılar. İşte Türk İslam Birliğinin ilaç yönü çözücü yönlerinden birisi de budur, bunu gerçekleştirdiğimizde, Türk İslam Birliğini gerçekleştirdiğimizde yani terörist, terör mum gibi erir, anında yok olur, yani buhar olur öyle bir şey kalmaz, yani tasavvur dahi edemez öyle bir şeyi, bütün mesele Türk İslam Birliğinin oluşmasındadır. Böyle muazzam, samimi bir gücün karşısında adamın ne iddiası olabilir ne diyecek, yani neyle çıksın karşısına yani ben neden terör yapmak istiyorum desin yahut ben niye bir şeyler yapmak istiyorum desin. Zaten her şeyin en mükemmeli oluşmuş oluyor, en güzel sevgi ve saygı ve şefkat, muhabbet ortamı oluşmuş oluyor, o zaman onlar adeta iyot gibi ortaya çıkar erir ve yok olurlar, yani o sistem içinde erirler öyle bir şey olmaz.
MUHABİR: Atatürk’ün meşhur tarihi bir lafı vardı; “gün gelecek Sovyetler birliği dağılacak oradaki orta Asya’daki Azerbaycanlı kardeşlerimiz bağımsız olacak işte Türkiye bu duruma hazır olmalı”. 91 yılında Sovyetler Birliği dağıldı. İşte orta Asya’da Azerbaycan da diğer Türk topraklarında olan Türk Müslüman kardeşlerimiz bağımsız oldular, Türkiye, o zaman Türkiye bu duruma hazır mıydı?
ADNAN OKTAR: Değildi çünkü Darwinizm gündemdeydi daha materyalizm yıkılmamıştı, Darwinizm, materyalizm varken Türk İslam Birliği olmaz, o varken komünizm gelişebiliyor, faşizm gelişebiliyor, çeteler gelişir o iddia edilen Ergenekon çetesi gibi çeteler, masonluk gelişir, satanizm gelişir bu tip şeyler gelişir, veyahut daha değişik, böyle daha materyalist daha manadan uzak sistemler gelişir. Fakat şu an Darwinizm yıkıldığı için o set yıkıldı yani seddi zülkarneyn oluştu yani bir dinsizliğe karşı, materyalizme karşı bir set oluştu şu an. Ve dinsizliğin ve materyalizmin de setleri yıkıldı. Yani bu çok önemlidir. Şimdi bu seti yıkamıyorlar şu an, yani mana seti oluşmuş oldu. Materyalizm, Darwinizm yıkılınca Allah inancı bütün dünyayı sardı. Şimdi bunu yıkamazlar artık, bu sistem içerisinde bu çok rahat gelişir. Atatürk tabi, Türk İslam Birliği ile ilgili çok sözü var. İslam ülkelerinin birleşeceği Türk devletlerinin birleşeceği bir güç olacağı, Türkiye’nin büyük bir süper devlet olacağı ile ilgili Atatürk’ün birçok sözü var. Rahmetli Atatürk bunları taa o zamandan görmüş. Bu da Allah’ın bir harikası yani Atatürk’ün olağanüstü yönlerinden birisidir bu, hayret edilecek bir şeydir. Yani gelecekle ilgili bütün tahminleri doğru çıkmıştır Atatürk’ün maşaAllah. Bu konuda da gelecekle ilgili bir tahmini de doğru çıkmıştır. Türk İslam Birliği inşaAllah kuruluyor. Atatürk’ün dediği gibi. İlk başlarda girişimler oldu ama bu girişimler samimiyetsiz oldu, çünkü iddia edilen Ergenekoncular bunu yapmaya kalktılar, Türk birliğiyle ortaya çıktılar. Kardeşim sen Darwinistsin, materyalistsin, Allah’a inanmıyorsun, Şamanizm’e inanıyorsun nereye Türk İslam Birliğinden bahsediyorsun sen yani senin bir kere Allah’a saygın yok Allah’a bağlılığın yok hâşâ yani Türk İslam Birliği öyle olur mu? Allah tabi ellerine yüzlerine bulaştırdı. Türklüğü kullanmaya kalktılar, Türkçülüğü kullanmaya kalktılar. Allah muvaffak etmedi, ters-düz oldular geri geldiler hatta orda Türk devletlerinde bu insanlardan oranın o mübarek tertemiz insanları sıkıldı bunaldılar, görüşmek istemediler hatta kovdular bunları. Yani muhatap olmak istemediler çünkü eşkiya gibi insanlar, rahatsız ettiler. Ama şu an nur gibi, ışık gibi Türk İslam Birliğinin manevi rüzgârı her yeri sarmış durumda maşaAllah hiçbir engel yok şu an. Zaten siyasi demeçler peş peşe Türk İslam Birliğinin adımlarını gösteriyor ama ne adımlar yani böyle dev adımlarla ilerliyor maşaAllah. Fakat Ermenistan’ın Türk İslam Birliğine katılması çok hayatidir. Hatta biz eğer inşaAllah Allah nasip ederse İsrail’in de katılmasını istiyoruz, Türk İslam Birliğine. Çünkü orası da Hz. Musa’nın muhiplerinin, onun ashabının, onu seven insanların olduğu yerler. Biz de seviyoruz Hz. Musa’yı, onlar da seviyorlar fakat onun dinine bağlı olan insanlar, sadakat göstertmişler bu yıla kadar, ki bu binlerce sene yaklaşık 3000 yıllık bir sadakat bu. Bir eski bir İslam dinidir Musevilik de, Hz. Musa’nın getirdiği din de İslam diniydi. Ama tahrif oldu bozuldu eksiklikler var. İnşaAllah onları da düzelteceğiz. Hıristiyanlığın da tahrif olmuş yönlerini düzelteceğiz inşaAllah, Musevilerin de tahrif olmuş yönlerini düzelteceğiz hepsi İslam’a benzeyecek inşaAllah ve Hz. İsa geldiğinde, Hz. Mehdi zuhur ettiğinde de zaten bütün dünyada tek bir din kalacak, sadece İslam dini kalacak. Bunun alametleri peş peşe oluştu. İnsanlar haberleri yok, dünyada metafizik, olağanüstü olaylar oluyor, peş peşe. Mesela Amerika’da çıkan o tufanlar, şu ekonomik kriz, bunları Peygamber Efendimiz (sav) çok detaylı belirtmiş ve zamanıyla belirtmiş bu zamanda olacağını belirtmiş ve aynısıyla oldu. Mesela Irak’ın işgalini çok detaylı belirtmiş Peygamber Efendimiz (sav) hatta Bağdat’ta nasıl tahribatlar olacağını, Iraklıların parasının kalmayacağını; bak detay bunlar çok müthiş detaylar. Iraklıların parasının kalmayacağını ve ırak’ın yeniden imar olacağını şu anda da imar olmaya başladı, Afganistan’ın işgal edileceğini, Ramazan ayında ay ve güneş tutulmalarının olacağını, 15 gün arayla, aynı dönemde kuyruklu yıldız çıkacağını, aynı zamanda güneşten büyük bir alamet olacağını bu yüzyılın en büyük güneş patlaması oldu. Bu olayların hepsini Peygamber Efendimiz (sav) bildirmiştir yani bunlar öyle gizli saklı olaylar değil yani bilinmeyen olaylar değil. Bildirmiş Peygamber Efendimiz (sav). Sadece biz burada yerimizi çok iyi alacağız. Bu Peygamber Efendimiz (sav)’in bildirdiği olayları takip ederek daha akılcı, daha Allah’a sevgi dolu, daha Allah’tan korkarak bütün samimiyetimizle devam edeceğiz inşaAllah. Ama Türk İslam birliği bir kaderdir onu söyleyeyim inşaAllah.
MUHABİR: Hocamşimdi herkes, ben herkes derken özellikle devletleri kast ediyorum buna hazırlar mı? Mesela şimdi orta Asya hükümetlerinde da bazen Azerbaycan’da böyle bir rahatsızlıklar var insanlar diyorlar ki biz Rusya’dan yani büyük kardeşten kurtulduk şimdi bağımsız olduk, özgür olduk şimdi daha bir büyük kardeş mi bulalım kendimize, Türkiye bizim büyük kardeşimiz mi olacak falan, böyle psikolojik olarak bu sorunları nasıl engelleyebiliriz kaldırabiliriz?
ADNAN OKTAR: Şeytan böyle vesveseler verir yani, bunları hiç kaale almamak lazım, yani şimdi sofraya oturacağız sofra hazırlanmış, sandalyeleri nereye koyalım, salatayı nereye koyalım yani buna benziyor, uzatmaya ne gerek var, işte Türk İslam Birliğinin çok güzel olacağı, bereket bolluk getireceği çok açık, sevinç getireceği çok açık, yani bunlar sudan bahaneler, sudan izahlar bunlarla hiç muhatap olmamak lazım, büyük ağabey Türkiye onları şefkatle kucaklayacak, muhabbetle kucaklayacak ve hizmete talip Türkiye, Türkiye’nin bundan bir çıkarı yok. Yani baba ve oğulları bir araya gelseler, bir sohbet olsa, beraber yemek yeseler bunda şaşacak ne var? Bir baba yani Türkiye Türk İslam âleminin babasıdır, lideridir. Hepsini, bütün evlatlarını sofraya çağırıyor, beraber yemek yiyelim diyor şenlik olsun, bayram olsun, neşeli bir ortam olsun diyor, Rusya’yla kıyaslamak çok anormal bir hareket olur, Rusya komünist materyalist bir sistemdi o zaman, Darwinist’ti.
MUHABİR: Kasıtlı bu laflar diyorsunuz kasıtlı olarak,
ADNAN OKTAR: Tabi ki, masonlar kendilerince makul bahaneler bulup konuyu uzatmaya çalışıyorlar akıllarınca, bahane bulmaya çalışıyorlar, bahaneleri de hep komik bahaneler, çok safça bahaneler, yani “işte nasıl olacak” “kim ne der”. Ne diyecek herkes istiyor bunu. Türkiye’de gelin anket yapın,Türk İslam Birliğini istemeyen bir tane adam bulamazsınız, Azerbaycan’a gelin Türkiye ile birleşmeyi istiyor musunuz diye sorun bir tane hayır diyen çıkmaz. Türk devletlerinde de, hepsi isterler niye istemesinler böyle bir şeyi, bu bayram yeri demektir, sevinç ortamı demektir, neşe ortamı demektir, bereket bolluk demektir yani bir kere ekonomide müthiş bir inkişaf olur, muazzam bir gelişme olur, sanatta müthiş bir patlama olur, muazzam şehirler kurarız, bağlar, bahçeler, parklar oluştururuz, yani o ruhun vereceği heyecan manevi heyecan dağı taşı bize bayram yerine çevirtirir, manevi heyecan çok önemlidir. Yani bir toplum yoksa atıl durur, sakin durur, mesela gidin bir kahvehaneye insanlar böyle duruyorlardır. Hadi arkadaşlar hep beraber kalkalım şu mahalleyi bir tertemiz edelim dersen o mahalle pırıl, pırıl olur tertemiz olur, ama o yoksa atıl kalır yani böyle toplumlarla gidilir millete. Şimdi diyoruz ki Türk İslam Birliğini Allah bize nasip edecek inşaAllah, görünüyor, onlar istese de istemese de olacak ayrı mesele de, ben diyor buradan nasıl kalkacağım, nasıl yürüyeceğim, nasıl şuraya gideceğim, komşu ne der? Komşu falan kimse bir şey demez, herkes buna razı, Amerika da istiyor bunu Rusya da ister Çin de ister herkes ister.
MUHABİR: Batı da hazmedecek bunu, öyle mi?
ADNAN OKTAR: Tabi ki, tabi ki, herkes ister bunu yani, terör duracak diyoruz, ekonomi şahlanacak diyorsunuz, sizlere maden satacaksınız, petrol satacaksınız diyorsunuz, size işgücü sağlayacağız, sizin ülkenizle ticaret yapacağız, sizi zengin edeceğiz siz bizi zengin edeceksiniz diyorsunuz yani herkes mutlu olacak diyorsunuz, bunda herkesin çıkarı var herkesin faydası var, bundan niye rahatsız olsunlar?
MUHABİR: Yani diyorsunuz Amerika için de Batı için de daha uygun model...
ADNAN OKTAR: Amerika bir kere terör belasından hemen kurtulur, Amerika ekonomisi zor ayakta tutuyor, yani Türk İslam Birliğinin Amerika’dan mal aldığını düşünün, mal sattığını düşünün Amerika ihya olur. Yani olağanüstü zengin olur, Avrupa gittikçe yaşlanan bir toplum, yani yaşlı nüfusu yüksek genç nüfusu az, yani bir nevi maddi ve manevi ölüme gidiyor Allah esirgesin, hiç istemeyiz. Türk İslam Birliğinin canlı, diri ve güçlü yapısı onları şahlandırır Avrupa’yı, kendine getirir. Avrupa’nın en büyük çekincelerinden bir tanesi de terördür. Bir kere terörü Türk İslam Birliği dünyadan kazır. Yani kökünden bitirir olayı ve süratle bitirir. Hatta uğraşmasına da gerek yok yani sadece terör ile ilgili terörü yapan kişilere rica etse, dese ki yapmayacaksınız, yapmayın konu biter. Yani böyle bir gücün karşısında kimse duramaz Allah’ın izniyle, onun için…
MUHABİR: İnşaAllah hocam.
ADNAN OKTAR: Evet inşaAllah, bu korkular, bu şeyler tamamen şeytani vesveseler, bunlar olsa dahi yine Türk İslam Birliği olacak, yani bunlar olur tabi şeytan çırpınacaktır, masonlar çırpınacaklardır, ama buna rağmen olacaktır inşaAllah.
MUHABİR: Hocam şu sorum da biraz ilk kadar özel olacak, siz terörle mücadele veriyorsunuz, İslam’la ilgili araştırmalar yapıyorsunuz, bu çalışmalara nasıl vakit ayırıyorsunuz, nasıl yetiştiriyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Biz zaten Allah için yaratıldık, yani bizim görevimiz zaten Allah’a kulluk etmek, biz bu dünyaya yani böyle eğlenmeye gelmedik, bu güzellikleri yapmaya, Allah’a hizmet etmeye, Kuran’a hizmet etmeye geldik, tabi ki bütün ömrümüzü buna ayıracağız, bütün vaktimizi böyle güzel hayırlı işlere ayıracağız.
MUHABİR: İnşaAllah hocam,
ADNAN OKTAR: İnşaAllah,
MUHABİR: Hocam son bir şey de sormak istiyorum yani benim sormadığım siz söylemek istediğiniz bir şey kaldı mı özellikle mesela Azerbaycan halkına bizim gazetemiz vasıtasıyla bir mesajınız var mı hocam?
ADNAN OKTAR: Azerbaycanlı yiğit kardeşlerime diyorum ki bu çileli ve zorlu bir yoldur bu yolda ben ilerlerken, kardeşlerim ilerlerken çok oyunlarla karşılaşırız, çok baskılarla karşılaşırız, çok komplolarla karşılaşırız. Çünkü biz masonları karşımıza aldık, siyonistleri karşımıza aldık, komünistleri karşımıza aldık, ateist-siyonistleri karşımıza aldık, Türk İslam Birliğine düşman olanları karşımıza aldık, bunlarla mücadele ediyoruz, bunlar da tabi bize karşı bir şeyler yapacaklardır, mutlaka oyunlar oynayacaklardır, komplolar yapacaklardır, sakın bunlardan tedirgin olmasınlar, bizden haber beklesinler. Allah’ın izniyle hiçbir şey yapamazlar, ama mutlaka bizim açıklamalarımızı beklesinler, bize güvensinler, sonuna kadar götüreceğiz inşaAllah, ama bize her türlü oyunu oynayabilirler, her türlü kötülüğü fenalığı yapabilirler, hiç birine ne inansınlar ne aldansınlar ne de çekinsinler, bize güvensinler. Bu hayırlı yolda sonuna kadar gideceğiz inşaAllah.
MUHABİR: İnşaAllah hocam,
ADNAN OKTAR: Hepsine de selam ediyorum kardeşlerime,
MUHABİR: Zaman ayırdığınız için ben teşekkür ederim,
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim, Allah razı olsun.
MUHABİR: Kusura bakmayın sizi yorduksa.
ADNAN OKTAR: Estağfirullah, lütfettiniz, şeref verdiniz. 09 Kasım 2008
|