IRIB: Türk Müslüman yazar Harun Yahya. Bu röportaja katıldığınız için çok teşekkür ederiz.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim. Allah razı olsun.
IRIB: Siz tanınmış bir yazarsınız, tanınmış bir yazar ve İslam alimisiniz. Çok farklı konularda makale ve kitaplar yazdınız. Ve evrim teorisi konusunda pek çok seri şeklinde basılı eseriniz var ki ben de bunlardan okudum. Bize öncelikle evrim teorisinden bahsedebilir misiniz?
ADNAN OKTAR: Benim kendi teorim yok, benim inancım Kuran inancıdır. Kuran’ın tarif ettiği yaratılışa inanıyorum. Evrim teorisi de eski Sümerlerden kalma, eski Mısırdan kalma, firavun devrinden kalma, eski Yunanlılardan kalma bir putperest pagan dinidir. Tamamen tesadüfü ilah edinmiştir. Atomların varlığını ilahlaştırmışlardır. Atomları yaratıcı güç olarak görürler ve bütün teoriyi tesadüf üstüne kurarlar. Halbuki 250 milyon üzerinde yaratılışı ispat eden fosil var. Buna karşılık tek bir tane Darwinistlerin dediği tarzda ara fosil yoktur, tek bir tane. Eğer tek bir tane ara fosil getiren olursa 10 trilyon lira para vereceğimi vaat etmiştim daha hala bir tane fosil getiren olmadı. Bu da teorinin yalan olduğunun bir başka kanıtıdır. Ayrıca proteinlerin tesadüfen meydana gelmesi de bilimsel olarak imkansızdır. Yani evrim teorisi her yönden açmazdadır. Darwin’in kendi de bunu söylüyor zaten. Ara fosil yoktur diyor, ara fosil yoksa benim teorim de yoktur diyor, ara fosil belki ileride bulunabilir diyor. Ki o devirde on binlerce işçi ara fosil aramıştır, bulamamıştır. Yerin her tabakası araştırılmıştır, bulunamamıştır. Şu an da araştırılmıştır, bulunamamıştır. Buna karşılık 250 milyonun üzerinde yaratılışı ispat eden fosil bulunmuştur. Yani şu anki canlılarla geçmişteki canlılara ait fosiller birbirlerinin aynı, hiçbir değişiklik yok. Buradan da evrim teorisinin sahte olduğunu net anlıyoruz. Darwin’in dediği de çıkmıştır. Çünkü Darwin eğer ara fosil yoksa benim teorim yıkılır demiştir ve yıkılmıştır teorisi.
IRIB: Müslüman dünyası bugün bir çok problemle karşı karşıya. Acaba Harun Yahya İslam dünyasının günümüzde karşı karşıya olduğu en önemli sorun nedir söyleyebilir mi?
ADNAN OKTAR: Bölünmüşlüktür, mezhep ayrımlarıdır. Hanefi, Hanbeli, Maliki, Şafi mezheplerinden oluşuyor Sünni Müslümanlar biliyorsunuz. Ben de Hanefiyim. Ama Caferileri, Şiileri, Vehhabileri canım gibi seviyorum, onları birinci sınıf hakiki Müslüman olarak görüyorum. Dolayısıyla cemaatler, tarikatlar olsun mezhepler olsun mutlaka kardeşlik ruhu içerisinde birbirleriyle sıkı bağlantı içerisinde olmaları gerekir. Ayrıca dindar Hıristiyanlar ve dindar Musevilerle de kardeşçe ve dostça, arkadaşça bir bağlantı içerisinde olmamız gerekir ve onlarla da iş birliği ve el birliği yapmamız gerekir. Çünkü dünyadaki deccaliyet birbirleriyle tam ittifak halindeler ve birbirlerini çok güçlü şekilde destekliyorlar. Darwinist, materyalist, komünist, faşist sistemler, vahşi kapitalizm dünyayı perişan ediyor ve bunların hepsinin üstünde masonluk denen dev bir güç var. Buna karşı Müslümanlar, Museviler ve Hıristiyanlar bir araya gelerek Allah’ın varlığını savunmalılar, ahiretin varlığını savunmalılar ve Müslümanlar da İslam’ın dünyaya hakim olması için gayret etmeliler. Ama ben yakın bir gelecekte inşaAllah Türkiye’nin öncülüğünde büyük bir Türk İslam Birliği’nin oluşacağına inanıyorum. Bunu inşaAllah yakın bir zamanda göreceksiniz. Çünkü bu yüzyıl Mehdi (as)’nin zuhur yüzyılıdır, Mehdi (as) gelmiştir, Hazreti Mesih (as)’in gelmesine çok az bir vakit kalmıştır inşaAllah.
IRIB: Son bir sorum daha olacak; Müslümanlar, tabi ki tüm Müslümanlar dünyayı kurtarmak için son bir kurtarıcının geleceğine inanıyor. Bu Peygamberin, kurtarıcının geleceğine inanan sadece Müslümanlar değiller. Hristiyanlar da Mesih’in ya da kurtarıcının geleceğine inanıyor. Harun Yahya bize bu Peygamberin, kurtarıcının geliş alametlerini anlatabilir mi?
ADNAN OKTAR: Hazreti Mehdi’nin alametleri hadis kitaplarında şu şekilde geçiyor, ben onu arkadaşıma anlatmıştım Ahmet’e. Size doğrudan anlatsın inşaAllah.
AHMET OKTAR BABUNA: Peygamberimiz (sav) hadislerde Hazreti Mehdi’nin (as) geliş alametlerini bildirmiştir. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz: Fırat nehrinin suyunun kesilmesi, bu 1975 yılında gerçekleşti. Afganistan’ın işgal edilmesi, bu da 1979 yılında oldu. Kabe’nin işgali ve Kabe’de kan akıtılması, bu olayda 400’den fazla kişi hayatını kaybetmiştir. Hadislerde İran-Irak savaşı da hadislerde Hazreti Mehdi’nin (as) geliş alameti olarak belirtilmiştir ve bu da bildiğiniz gibi 1980 yılında gerçekleşti. Göğün duman ve ateşle kaplanması. Biliyorsunuz 1979 yılında İstanbul’da dünyanın en büyük petrol tankerlerinden olan Independanta patlamıştı. Bu da Mehdi (as)’nin çıkış alametlerinden bir tanesi. Ramazan ayında 15 gün arayla güneş ve ay tutulması olması. Bu tutulmalar 1981 ve 1982 yıllarında olmuştur. Kuyruklu yıldızın çıkması; biliyorsunuz 1986 yılında Halley kuyruklu yıldızı çıkmıştı. Bir de iki kuyruklu boynuza benzeyen Lulin kuyruklu yıldızı çıktı ki bu yıldız da normal kuyruklu yıldızlardan daha parlaktır ve tam hadislerde belirtildiği gibi Batıdan Doğuya doğru hareket eder. Güneşten bir alametin çıkması ki 1996 yılında güneşte büyük patlamalar oldu. Azerbeycan’ın işgali, bu da 1990 yılında oldu. Hadislerde belirtilen tozlu dumanlı bir olay vardır ki bu da 11 Eylül 2001’de ABD’de gerçekleşen terörist saldırılarıdır. Bağdat’ın alevlerle yerle bir edilmesi ki bu da Irak savaşı sırasında 2003’de gerçekleşti. Irak para biriminin ortadan kalkması ve bu da gerçekleşti biliyorsunuz. Hadislerde Peygamberimiz (sav) çölde bir ordunun kaybolmasından bahseder ve Irak ordusu çölde kayboldu biliyorsunuz. Irak ve Şam’a yaptırımlarda bulunulması, biliyorsunuz bu da gerçekleşti. Irak halkının kuzeye doğru, Şam’a kaçması. Irak’ın hadislerde bildirildiği gibi üçe bölünmesi, bu da gerçekleşti. Orta Doğu ve Şam’da bozulmaların olması, hadislerde belirtilen bu alamet gerçekleşti. Fırat ve Dicle arasında çatışmaların olması ve bu Türkiye’de yaşandı. Bildiğiniz gibi meydana gelen terorist saldırılarında pek çok insan hayatını kaybetti. Şehirlerin yıkılması, bu da oldu. Doğu’da bir ateşin görülmesi, bildiğiniz gibi 1991’de petrol kuyuları yanmıştı. Ayrıca Peygamberimiz (sav) Şam ve Mısır hükümdarlarının öldürüleceğinden bahsetmişti. Biliyorsunuz bu oldu, 1981 yılında Enver Sedat, 1982’de de Lübnan lideri Beşir Cemayel öldürüldüler. Ürdün eski kralı da 1951’de öldürüldü. Sistemlerin değişmesi, çok geniş bir katliamın meydana gelmesi. İnsanların kamçının ucu ile konuşması. Büyük bir ekonomik krizin meydana gelmesi, biliyorsunuz günümüzde bu ekonomik krizi yaşıyoruz. Ayrıca Hazreti Mehdi’nin (as) hadislerde belirtilen pek çok fiziksel özelliği bulunmaktadır. Şimdi size bunlardan örnekler vereceğim. Hazreti Mehdi’nin (as) fiziksel özellikleri. Hadislerde anlatıldığına göre Hazreti Mehdi’nin (as) yüzü güzel ve parlaktır. Hazreti Mehdi’nin (as) alnında bir ben vardır. Sağ bacağında siyah bir iz vardır. Yine alnında bir yara izi vardır. Kaşları geniş ve açıktır ve çekik gözlüdür. Rengi Arabidir. Peygamberimiz (sav)’in soyundan gelir. Hazreti Mehdi (as) Ben-i İsrail gibidir. Omuzunda yaprağa benzer bir ben vardır. Daha önce söylediğim gibi Peygamberimiz (sav) soyundandır. Orta boyludur, bedeni geniştir ve karnı da geniştir. Burnu küçük ve incedir. Saçları siyahtır. Yanağında bir ben vardır. Sakalı gür ve sıktır. Kaşları kavislidir. Dişleri parlaktır. Yürürken ayaklarını açar. Hazreti Mehdi (as) 30-40 yaşlarındayken gelip faaliyetlerine başlayacaktır. Hazreti Mehdi (as) heybetli bir insandır. Konuşurken vurgu yapmak için ellerini kullanır. Çekik gözleri vardır. Bunlar fiziksel özellikleridir, böylece Hazreti Mehdi’nin (as) gelişine dair tüm alametleri ve fiziksel özelliklerini Peygamberimiz (sav)’in hadisleri doğrultusunda anlatmış oldum.
IRIB: Tanınmış Müslüman yazar ve alim Harun Yahya, çok teşekkür ediyoruz. Gerçekten çok teşekkürler.
ADNAN OKTAR: Ben de çok teşekkür ederim, Allah’ın selamı üzerinizde olsun esselamu aleyküm.
IRIB: Röportaj için çok teşekkür ederim. Sağ olun.