Harun Yahya
 

 

 
.....:::::::::: Filmler ::::::::::.....
Harun Yahya

ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ekim 2009)

  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Bu eserin deşifre dosyasını indirmek için tıklayın
SUNUCU: Adnan Oktar ile Baş başa programından hepinize iyi akşamlar sevgili seyircilerimiz. Şu an sesimizin, görüntümüzün ulaştığı tüm izleyicilerimize kucak dolusu sevgilerimizi ve saygılarımızı ileterek programımızı açıyoruz. Şu anda Çay TV’den canlı olarak yayınlanan programımızda inşaAllah birazdan Adnan Oktar bizlerle beraber olacak. Ama hocamız gelene kadar sevgili Oktar Babuna ve Cihat Gündoğdu ile beraber iman hakikatlerini, iman esaslarını, hep beraber dinlemeye devam edeceğiz. Evet, Sayın Oktar Bey, neler anlatmak istersiniz iman esasları, iman hakikatleri hakkında? Öncelikle hoş geldiniz de diyelim tabii ki.
CİHAT GÜNDOĞDU: Hoş bulduk.
OKTAR BABUNA: Hoş bulduk, siz de hoş geldiniz. Yani bilimsel gelişmeler bize tabii muazzam bir yaratılış olduğunu ortaya koyuyor. Kebir olan Allah’ın, büyük olan Allah’ın detaylı yaratma sanatı ve her detay bulundukça yeni detaylar ortaya çıkıyor. Mesela bu yıl Nobel ödülü verildi. İki tane hanıma, ilk defa iki tane hanıma Nobel ödülü verildi. Nobel ödülü alan bu bilim hanımlarının yaptıkları DNA’daki bir bölgedeki oluşumun ve onu yenileyen bir enzimin varlığını ortaya koymak oldu. Bakın şimdi bir eser var, sanat eseri var, bu sanat eserini bulan kişiye en büyük ödül veriliyor. İnsanlık alkışlıyor. Hâlbuki onun sanatçısı var, onun yapanı var. Bu buluş şunu gösteriyor, DNA bizim genlerimizi oluşturan, vücudumuzdaki bütün özelliklerin şifrelendiği bir zincir olarak düşünmek lazım. Bir milyon ansiklopedi sayfasından oluşuyor. Yani bin cilt ansiklopedi düşünün, böyle bütün bu duvarları doldururdu. Her biri bin sayfalık. O kadar bilgi var içerisinde. Bunlar yüz bin tane ayrı, yüz bin çeşit ayrı proteini şifreliyor. Bu yüz bin çeşit protein de bize gözlerimizin rengini, boyumuzun uzunluğunu, burnumuzun şekli, sinir hücrelerinin yapısı, karaciğer hücrelerinin yapısını belirleyen tüm özellikler, yüz bin çeşit protein. Bunun yapısını kodluyor. Şimdi DNA’nın üzerinde bir zincir olarak düşündüğümüz zaman, bu 3 milyar harften oluşan, bunun son kısımlarında bir bölge keşfedildi. Bu 1946 yıllarda keşfedildi, böyle tekrarlayan harflerden oluşuyor, 4 tane C harfi, 2 tane de A harfi var. Ama tekrarlayan bir bölge. O bölge, o kısa kelime olarak düşünelim onu, o kelimenin eksilmesi halinde, hücrenin belli bir sayıda bölünme izni var. O eksilmeler hücrenin bölünmesinin sonunu getiriyor ve hücre hayatını kaybediyor, ölüyor. Hâlbuki bir tane bir enzim ortaya kondu. Buna da işte tıptaki diliyle telomeraz deniyor. İsmi önemli değil, neticede bir enzim. O enzimde o bölgedeki o eksilmelerin önüne geçiyor. Dolayısıyla hücrenin bölünmesi devam ediyor. Bakın şunun şöyle bir önemi var. Bu denge bozulduğu zaman eğer o enzim çok fazla çalışırsa, sürekli oraya yeniden yama yaparsa, hücre sürekli olarak bölüneceği için, kanserlerde böyle oluyor, hücre sınır tanımadan bölünüyor. Bir hücrenin büyüdüğünü düşünüyor, bir top haline geliyor. O top büyüyor ve onları eziyor, işte bu tümör. Kanseri meydana getiriyor, bütün diğer dokuların üstüne çıkıyor ve sonunda öldürücü oluyor. Az olduğunu düşünelim, o enzim bazen genetik hastalıklarda, o yamayı tekrarlayan enzim, eksik olarak çalışıyor, bu sefer hücre erken yaşlanıyor ve ölüyor, o da hayatla bağdaşmıyor. Muazzam bir denge var. Fakat şunun şöyle bir önemi var, ilerde bu tedavi maksatlı kullanılacak inşaAllah. Bu enzimin hücrelerin, hayatiyetini devam ettirmesi özelliğinden dolayı değil mi yaşlanmanın mesela önüne geçilmiş olacak ki ahir zamandaki hadislerde biliyoruz, insan ömürlerinin uzayacağı. Belki bu tip bilimsel gelişmeler inşaAllah vesile olacak, öyle gözüküyor şimdiden çünkü hakikaten çok büyük bir ilerlemeye vesile olacak bir şey. Kanser hastalıklarında da tam tersi. O yamaları arttıran DNA’nın ucundaki ve hücrenin sonsuz sayıda bölünmesini sağlayan enzimin siz işlemini durdurduğunuz zaman o zaman o hücre kanser hücresi bölünemeyecek, tümör yapamayacak, vücuda zarar veremeyecek. Bakın bu çok büyük bir ilerleme. Fakat tabii bunun asıl övülmesi gereken, hamda layık olan, övülmeye layık olan, onun yaratıcısı, yani sonsuz sanat sahibi, Allah’ın Sani sıfatı var çünkü sonsuz sanat sahibi olan Allah’ın yaratmasıyla öyle bir mekanizma kurulmuş ki hücre tam olması gerektiği kadar ürüyor. Ne fazla ne eksik. Fazla olduğunda kanser oluyor bütün organların içine işliyor böyle. Hücreler çoğalıyor çoğalıyor, önce bir küçükken başlıyor, büyük bir top oluyor, diğer organları eziyor, onların içine giriyor, öldürüyor. Az olursa değil mi denge bu tarafa doğru bozulursa bu sefer hücreler erkenden yaşlanıp ölüyor değil mi mesela o zaman ne olurdu? Sinir hücreleri erkenden ölür, deri hücreleri erkenden ölür, çok erken yaşlanıp ölür insan. Onun da önüne geçilmiş olacak yani muazzam bir ilerlemeye de vesile olacak bir gelişme.
SUNUCU: Muazzam bir denge var gerçekten de. Akıl, düşünen herkes zaten bu muhteşem dengeyi çok rahat çözebilir. Yani bunun sadece anlatırken bile, görürken bile, vücudumuza baktığımızda nasıl bir sistemle çalıştığına, yani şuanda kanın vücudumuzda dolaşması bile inanılmaz bir olay aslında.
OKTAR BABUNA: Bunlar bakın robot moleküller. Aklı yok bunların. Molekül demek atom topluluğu demek. Atomlar da, protonlar, nötronlar, yani gözle görülmeyen böyle milimetrenin milyonda biri büyüklüğünde, bunlar toplanıp böyle bir görev yapması aklın alacağı bir şey değil. Yani bunun insanın bunun tesadüfen olduğunu ya da bu molekülün bir bilinçle yaptığını söylemesi için insanın çıldırmış olması lazım.
SUNUCU: Deli olması lazım.
OKTAR BABUNA: İşte Darwinizm böyle çıldırmış bir iddia. Yani bir şeyin tesadüfen olduğunu ve mesela Darwinist bir adam, mesela Richard Dawkins azılı bir ateist aynı zamanda. Ya da Charles Darwin’in kendisi o ormanda dolaşsa. O ormanda bir kâğıdın üzerinde yazılı tek bir harf, ya da tek bir kelime, ya da tek bir harf görse ne der? Bu tesadüfen olmamıştır, değil mi, harf çünkü bir bilgi ifade eder. Değil mi?
SUNUCU: Tabii ki.
OKTAR BABUNA: Bu rüzgârla, yağmurla, fırtınayla olmuş bir şey değil. Fakat aynı kişi, aynı adam, Richard Dawkins mesela kalkıyor bakıyor bu genlerdeki muazzam yapılanmayı görüyor, inanılmaz detaylar var böyle ve muazzam bir kontrol var ve muazzam bir akıl var yani sonsuz akıl var içerisinde bunun. Bunu görüp tesadüfen olduğunu iddia edecek kadar tabii insanın iki sebepten dolayı böyle büyük bir yalan söyleyebilir. Ya süper bilgisizdir, hiçbir şey bilmiyordur ya da süper samimiyetsiz. Tabii her ikisi de olmuş oluyor çünkü bildikleri halde yalan söylüyorlar.
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet. Tabii bu insan vücudundaki harikalar, 21.yüzyılın bilimi ortaya koyuyor. İnsan vücudundan örnekler bunlar. Mikroskop altında, elektron mikroskobu altında hatta özel röntgen ışınlarıyla ortaya konan gerçekler bunlar. Yani değişik bir mikroskopi sistemi var. Röntgen ışınlarıyla birleştirdikleri bir mikroskop, elektron mikroskop sistemi. Bunlarla ortaya çıkıyor bunların hepsi. Diğer yanda bir de çıplak gözle görebileceğimiz harikalar var, zooloji yani hayvan bilimi. Bakın bir ayeti kerimede Yüce Allah bize “Bakmazlar mı o deveye, nasıl yaratıldı?” diye, şeytandan Allah’a sığınırım, bize deveyi incelememizi istiyor. Demek ki inceleyeceğiz. Baktığımız zaman deveye öyle harikalarla karşılaşıyoruz ki, tıpkı o tek bir enzimin çalıştığı nasıl bir harikaysa, Allah’ın yaratışına delilse, devedeki çıplak gözle gördüğümüz özellikler yine aynı şekilde mutlak bir yaratılışı ortaya koyuyor. Mesele düşünün çok kurak bir ortam, çok sıcak bir ortam. +70 derece sıcaklık ve suyun olmadığı
ADNAN OKTAR: Selamün Aleyküm.
OKTAR BABUNA - CİHAT GÜNDOĞDU: Aleyküm selam, hoş geldiniz.
SUNUCU: Nasılsınız hocam?
ADNAN OKTAR: Sen nasılsın?
SUNUCU: Çok sağolun hocam.
ADNAN OKTAR: Aslansın sen aslan, aslan. MaşaAllah. Doktorum ne anlatıyordun?
OKTAR BABUNA: Bu Nobel ödülü almalarına sebep olan DNA’daki bir buluşu anlatmıştık. Şimdi de deveyi anlatıyordu Cihat. Devedeki mucizeyi.
ADNAN OKTAR: Anlat anlat.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bu sıcak ortamda su yok. Tabi nasıl, bu ortamda nasıl bir insan yaşayabilir? Yaşaması imkansız. Uzun süre yaşayamıyor. Ama bakıyorsunuz deveye çok, üç hafta boyunca susuz bir şekilde yaşayabiliyor. Vücudu buna göre yaratılmış çünkü. Bakın insanın vücudu sahip olduğu suyun %12’sini kaybettiğinde, insan ölüyor, hayatını kaybediyor. Devede ise %40’ına kadar kaybetmeye müsait. Yani vücudu ona göre yaratılmış. Bakıyorsunuz bir su ortamı bulduğunda ise 10 dakika içinde 130 litre suyu bir anda içebiliyor. Niye? Vücudu yine buna göre hazırlanmış çünkü. Uzun bir yolculuğa çıkacak, üç hafta boyunca susuz kalabileceği bir ortama hazırlık olarak, böyle bir sistemle yaratıldığını görüyoruz. Bakıyorsunuz, insan mesela vücudunda üre üretir, bütün hücrelerin yan maddesi vardır. Zehirli bir maddedir, vücutta biriktiği zaman zehir etkisi gösterir, üre denen bir madde. Ve bunu böbrekle atarız biz, suyla atarız. Deve ise yine aynı şekilde tamsı gerekirken bakıyorsunuz başka bir çözüm oluşturulmuş vücudunda. Allah başka bir yaratışla yaratmış. O da şöyle; üreyi vücudunda 3-4 defa çevirebiliyor, döndürebiliyor vücudunda ve karaciğerle yıkabiliyor. Başka bir yaratılış harikası bu. Ve bakıyorsunuz kum fırtınaları var, biliyorsunuz çöl ortamında, kirpikleri çift kat kirpikle korunmuş gözleri. Bizim mesela ancak böyle gözlüklerle çıkabileceğimiz bir ortamda deve çok rahat bir şekilde dolaşabiliyor. Kum fırtınalarından böylece kurtulabiliyor. Ayağına bakıyorsunuz, kuma batmaması için özel bir perde sistemi var. Ayakları oldukça geniş ve kuma batmadan rahatlıkla yürüyebiliyor. Bunun gibi başka birçok harika var vücudunda. Gördüğümüz zaman Allah’ın yaratışına, böyle üstün bir güçle yaratıldığına, sonsuz bir ilimle yaratıldığına delalet eden böyle harikalarla karşılaşıyoruz ki o yüzden deve tek başına bir yaratılış harikası. Allah’ın varlığının kesin net bir kanıtı olmuş oluyor.
SUNUCU: Çok güzel. Hocam öncelikle diyelim hoş geldiniz.
ADNAN OKTAR: Hoş bulduk. Sen, sen, sen, sen çok şahane bir şeysin sen. Çok güzel huylusun, maşaAllah.
SUNUCU: Okuyorum hocam sorulara başlayalım o zaman.
ADNAN OKTAR: Başlayalım, hadi bakayım, inşaAllah.
SUNUCU: “Hayırlı akşamlar hocam. Siz uzun süredir İstanbul’da büyük bir deprem olmayacağını anlatıyordunuz. Bundan önce jeologlar sürekli İstanbul depreminden bahsediyorlardı. Bugün gördüğüm bir haberde ODTÜ jeologları 250 yıl daha İstanbul’da deprem olmayacağına dair rapor yayınlamışlar. Bu konu hakkında ne söyleyeceksiniz?” diye sormuş, Ali İhsan Çiftçi İzmit’ten.
ADNAN OKTAR: Bu sefer de uçmuşlar.
SUNUCU: 250 yıl
ADNAN OKTAR: Bir ayar tutturamıyorlar. Şimdi benim açıklamalarımdan sonra kendilerince onlar da birşeyler ortaya koymak istiyorlar. Çünkü 250 yıl uzun bir süre. Deprem olmayacağını anladılar. Ama 250 yıl kendileri yaşamayacağı için o süre içerisinde bu söz geçerli, ispata açık yani. İnanmayan beri gelsin. Bir kere 2120 yılında İnşaAllah, Allah’ın izniyle kıyamet kopuyor. Nerenin depreminden bahsediyorsun. Bütün dünya depremle yerle bir olacak. Sırf İstanbul değil, bütün dünya, her yer. 2120 yılında böyle boğaza karşı kahvesini, çayını içip kağıt oynarlarken veya başka birşey yaparken, mesela İspanya’da boğa güreşleri seyrederken insanlar birdenbire o filmlerde gördüklerinin bir benzeri ani olarak deprem başlayacak ve saatlerce sürecek. Yani çok uzun saatler sürecek. O süre içerisinde de hamile olanlar diyor doğururlar, yani çocuğunu düşürür. İnsanların tamamının saçı bembeyaz oluyor korkunun şiddetinden. Bir de kronik hareketler başlıyor, kontrolsüz, şuursuz. Konuşma gücünü kaybedecek. Allah diyor ki Cenab-ı Allah; “siz onları sarhoş zannedersiniz, onlar sarhoş değildir” (Hac Suresi, 2) diyor. Yani yeteneğini kaybedecek, konuşma yeteneğini kaybedecek. 2120 de kıyamet kopacağına göre inşaAllah 250 yıl sonraya İstanbul depremini ertelemek kendi kafalarına göre gizli bir taktiktir. Aynı zamanda şunu demek istiyorlar; dünya o kadar çok uzun sürecek ki daha durun bakalım. 250 yıl sonra daha deprem olacak. Ondan sonra işte Mars’a gidecekseniz, uzaya gideceksiniz. Benim dediğim net ve doğru. Bir kere İslam’ın hakimiyetiyle, Mesih’in gelişiyle anlayacaklar dediğimin doğru olduğunu. Ayette var Cenab-I Allah ne diyor, Hz. Mesih’in gelişi için Allah; “O’nun gelişi kıyamet alametidir” diyor. Kıyamet için alamet. O’nu gördüler mi Mesih’in geldiğini diyecekler ki; “Hocamız doğru söylemiş” ve yüzde yüz kanaatleri gelecek. 2120’ nin de doğru olduğunun bir teyidi olacak bu. Mehdi bir, Hz. Mesih iki. Her ikisi de bu yüzyılda kısa süre içerisinde gelecekler. Bakın Avrupa’da toplantılar yapıldı bu ekonomik krizle ilgili. Bu sistem çöktü diyorlar. Bu sistem çöktü. İlk defa. Yani kapitalizmin kuruluşundan bu yana ilk defa bu sistem çöktü, yepyeni bir görüş, yepyeni bir sistem gerekiyor diyorlar. Bitti. İşte bizim kastettiğimizi söylüyorlar.
SUNUCU: Selamünaleyküm Hocam.
ADNAN OKTAR: Aleykümselam.
SUNUCU: Sizi yaklaşık 6 aydır takip ediyorum. Konuşmalarınız o kadar güzel ki ve beni o kadar çok etkiledi ki sayenizde Allah razı olsun namaz kılmaya başladım. Hanımımı da sizi dinlettim ve o da çok sevdi. Artık ikimiz de namaz kılıyoruz. Sizin sohbetlerinizi büyük bir heyecanla bekliyor ve aynı heyecanla seyrediyoruz. Hocam benim fazla bir tahsilim yok, Bursa’nın İnegöl ilçesinde yaşıyorum, esnaflık yapıyorum. Dükkanımda sizin kitaplarınızı sehpanın üzerine koydum insanlar görsün, alsın, baksın diye. İsteyenlere okuması için veriyorum. Hocam dükkanımda internet var, sizin sohbetlerinizi açıyorum ve dinleyerek çalışıyorum, bu beni çok mutlu ediyor. Soranlara sizi anlatıyorum. Bazı arkadaşlarım benim sayemde sizi tanıdı. Onlar da çok sevdi sizi. Anlatmak, tanıtmak beni çok mutlu ediyor. Dikkat ettim bazıları sizi o eski medyanın sizi tanıttığı haliyle tanıyor ve önyargılılar. Bu beni çok üzüyor. Elimden geldiği kadar anlatıyorum. Ben yürekten inanıyorum Mehdi(A.S.) geldi ve dünyayı artık zalimlerin elinden kurtaracak. Bunun işaretlerini görüyorum ve ben de eğer O’nun naçizane bir hizmetkarı olursam bundan daha büyük bir mutluluk olamaz. Rabbim sizden razı olsun. Bu mücadelenizde inşaAllah. Allah yardımcınızdır. Dağlar önünüzde düz olsun. Allah’a emanet olun demiş Hakan Genç.
ADNAN OKTAR: Hakan Genç evet bizi seven delikanlılardan bir tanesi. Evli bir kardeşimiz. Ara ara yazıyor. Görmedim kendisini ama MaşaAllah hakikaten bir kalbi derin muhabbeti var. binlerce gelen mektup oluyor böyle. Onlardan bir tanesi kardeşimiz. Ona da selam ediyoruz. Allah hidayetini arttırsın, ilmini, aklını arttırsın, sıhhatini arttırsın inşaAllah.
SUNUCU: “Gerçekten Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik. (Kehf Suresi, 84. Ayet) Bu ayetin ebced değeri 2019 sayısını vermektedir. Acaba bu tarih Hz. Mehdi ve Hz. İsa’nın birlikte namaz kıldığı tarihe işaret ediyor olabilir mi?” Bilecik’ten Sevin Gündallı.
ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım. Kehf suresi. Bir kere Kehf suresinde ise Mehdiyetle ilgili, bu net. “Gerçekten Biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik.” Evet, 2019 İslam’ın hâkimiyetini veriyor. Doğru. Ebcedi de doğru. Tam net tarihtir. 2019 inşaAllah. Harf toplamı 2019.
SUNUCU: Hocam ama şu çok açık yani diğer din programlarını da seyrediyorum ben. Özellikle din programları sunmaya başladığımdan beri takip ediyorum.
ADNAN OKTAR: Ah severim canını ben senin.
SUNUCU: Hocam şimdi inanılmaz bilinçli izleyicilerimiz. Bunları görüp de bunlardan etkilenmemek mümkün değil. Çünkü böyle genellikle böyle zeytin çekirdeğini doldurmayacak sorularla genelde sorular geliyor din programlarında. İşte namaz kılarken paçam biraz yukarı çıktı, çorabım düştü acaba namazın kabul edilir mi gibi. Ama hani buraya bakıyoruz çok ciddi bir ilim, çok ciddi bir kültür düzeyi. Belki çok okumamış olabilirler ama hani ciddi anlamda araştırıldığını görüyoruz. Bu çok sevindirici.
ADNAN OKTAR: www.harunyahya.org www.harunyahya.com ve www.harunyahya.net’e her gün yüz binlerce insan giriyor her gün. maşaAllah çok coşkulular. Hakikaten de müthiş şuurlular. Bütün siteleri okudukları için laflarını sözlerini biliyorlar. Düşünme şekilleri, üslupları, konuşmaları aynen oradaki kitaplara uygun oluyor maşaAllah.
OKTAR BABUNA: Allah razı olsun sizin vesilenizle inşaAllah.
SUNUCU: Saygıdeğer hocam iki hadis sormak istiyorum. Birincisi; onlar Hz. Mehdi’nin talebeleri bütün dünyayı dakikalar içerisinde kat etme gücüne sahiptirler. Biharul Envar cilt 52, sayfa 318 mikalel al makarem cilt 1, sayfa 148. İkincisi ise dünyadaki hiçbir şey Hz. Mehdi’nin talebelerine gizli kalmayacak. Mehdi ve talebelerinin internet teknolojilerinden faydalanacaklarını mı kastediyorlar hocam demiş Abdullah Ünsel Çamlıca’dan.
ADNAN OKTAR: Abdullah kardeş maşaAllah yamanmış. Tabi bakın; “dünyadaki hiçbir şey Hz. Mehdi’nin talebelerinden gizli kalmayacak”. Bastın mı düğmeye en gizli yerlere, en ücra yerlere kadar giriyorsunuz. Her türlü bilgiye ulaşıyorsunuz. Evet, biz de Mehdi öncüsü olarak, Mehdi’ye zemin hazırlayan kişiler olarak bu imkânları yaşıyoruz. Mehdi’nin talebeleri de yaşayacak demek ki. “onlar Hz. Mehdi’nin talebeleri bütün dünyayı dakikalar içerisinde kat etme gücüne sahiptirler”. Hakikaten internette birkaç dakikanın içerisinde istediğin her türlü bilgiye, bak birkaç dakikalar içerisinde diyor. İnternette de bir konuyu bulmak dakikalar sürüyor biliyorsunuz. Basıyorsunuz, tam verdiği açıklamaya uygun hadisin. Bunlar tek tek, ayrı ayrı mucizedir ve Mehdi devrinde olan bir olaydır inşaAllah.
SUNUCU: “Sayın Adnan hocam Mehdi konusunda bir araştırma yaparken muhterem Mahmut Efendi Hazretleri’nin hocası Ali Haydar Efendi Hazretleri’nin bir sözünde Hazreti Mehdi’nin zuhur tarihi olarak hicri 1400 yani miladi 1980’li yıllara işaret ettiğini öğrendim. Cübbeli Ahmet Mehdi bu yüzyılda gelmeyecek derken bu büyük âlimin açıklamasını reddetmiş olmuyor mu?” Diye sormuş Mehmet Mecit Ankara’dan. Hoca demedim çünkü Cübbeli bana göre hoca değil kişisel olarak. Çünkü benim dinimde insanları kesmek yok. O yüzden hoca demedim hocam, Cübbeli diyelim.
ADNAN OKTAR: Evet. Tabi yani Şiiyi, Aleviyi, Caferiyi önüne geleni doğrama fikri çok çok anormal. Yani Müslümanın söyleyeceği birşey değil. Müslümanlıkta şefkat, merhamet ve sevgi vardır. Cubbeli’nin mesela diyor ki bakın Teke Tek programında; “Müslüman Müslümana borç vermesin. Çünkü ödemezse bu sefer kızar namazı bırakır.” Ya nerden çıkarıyorsun bunu. Kuran’da Müslümanların birbirine borç vermesi var. Hatta diyor Allah, Cenab-ı Allah, onu sözleşmeye yazın, iki kişi de şahit olsun diyor. Sen Allah’ın hükmünü mü kaldırıyorsun. Müslüman Müslümana niye güvenmesin, niye birbirini sevmesin. ‘Ödemezse bu sefer kızar, namazı bırakır.’ Bu kadar mı imanı zayıf, bu kadar mı aklı zayıf Müslümanın. Niye kızıp namazı bıraksın yani birisinin borcunu ödemedi diye. Mesela “bir adamın evini iste, arabasını iste cemaatini bırakır.” Yani bu kadar güçsüz göstermesi Müslümanları, bu kadar imanı zayıf, bu kadar kişiliği zayıf. Dimi karakter çöküntüsü içinde göstermesi hiç normal birşey değil. Adamın evini iste, parasını iste cemaatini bırakır. Niye bıraksın. Haksa, o insanlar doğru yoldaysa, Allah rızası için hareket ediyorsa niye bıraksın? “Adamdan parasını istersen cemaati bırakır, arabayı kapıda bırakacak hali yok ya. Hayrına arabayı bırakacak, nerede öyle cemaat? Cemaati bırakır tabii. Herkes evini arabasını…” devam ediyor bak hala ev, araba. Müslüman Allah’a kendini adıyor. Değil mi, var gücüyle Allah için gayret ediyor. Yani Müslümanları bu kadar aklı zayıf, imanı zayıf göstermekle bunu Teketek programında bütün dünyaya ilan etmek, bu çok acayip bir hareket. Git sen dinsizleri eleştir, darwinistleri eleştir, materyalistleri eleştir, faşistleri, komünistleri eleştir. Ama adamda kültür yok. Darwinizmin d sini bilmez, faşizmin f sini bilmez, komünizmin k sini bilmez… Genel kültür olmayınca Müslümanlara karşı bir tavır almayı, etraftan aferin almayı daha önemli görüyor ki bu tip üslup kullanıyor. Mesela diyor ki; “Adama desen ki Hz Mehdi (A.S.) Mekke’dedir desen, gider misin? Mekke’ye gitmez. Diyecek ki benim dükkânım var, dükkanı kime bırakayım, karımı kime bırakayım, çocuğumu kime bırakayım der gitmez. Burada da gene Müslümanları bir aşağılama üslubu var. Müslümanların onuruna yönelik bir şey oluyor. Yani niçin böyle? Zayıf adam ayrı; çok nadir insan bunu yapabilir desen tamam ama genelleme yaparak konuşmak çok anormal bir hareket. Bak diyor ki mesela “zikirde 300 Allah de diyorsun adamın uykusu gelmeye başlıyor. Yani Allah’ın adını anınca bir insanın uykusu mu gelir? İnsanın Allah aşkıyla içi açılır, şevklenir. Bunu uykuyu getirmeye bir vesile gibi göstermek Allah’a karşı bu üslup, saygıya uygun mu bu? “Hiç uykusu gelmeyene tavsiye ediyorum bir cüz Kuran okusun ya bin kere Allah desin kesin uyur.” Yani uyku ilacı gibi Kuran düşünülür mü? Allah’ı zikretmek uyku ilacı gibi mi düşünülür? Yani Kuran halisane Allah rızası için, Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla, sadece o amaçla okunur. Bu nedenle Kuran okunur. Uykum gelsin diye Kuran okursan sen onun hükmü ne olur? Bir de ne kadar acayip bir şey yani Kuran’a ne kadar garip bir üslup? Allah’a karşı ne kadar yakışıksız bir üslup? Mesela bak namaz için diyor ki; teravih namazı için; sakın korkmayın hepsi birden 45 dakika sürüyor, korkacak bir şey yok. 3 saat 5 saat namaz kıldırmıyoruz size. Ya Allah rızası için namaz kılan bir insanla pazarlık yapar gibi korkmayın denir mi? 45 dakika namaz sürecek denir mi? Öyle bir namaz, ne hükmü olur onun? Halisane Allah rızası için. O kadar küçümseyerek, o kadar rahatsız olarak namaz kılınır mı? Öyle bir üslup namaz için söylenir mi? Yani üsluplar genellikle böyle oluyor. Bu tarzda oluyor. Mesela diyor ki “Müslümanlığın adı kalmış. 313 tane doğru Müslüman olsa iş bitecek.” Yani mehdi talebelerinin sayısını veriyor. “ Müslümanlığın adı kalmış” diyor, niçin yani İslam’da muazzam bir gelişme var. “Adam yok, cami dolu, cemaat dolu ne yapayım. Allah yoluna gelen yok.” Oraya gelen insanlar, camisine gelen insanlar Allah yoluna gelmiyor mu? Allah rızası için geliyorlar. “Mücadele eden yok.” Var mücadele eden ama görmüyor demek ki. “Herkes korkuyor.” Korkan da var korkmayan da var. Korkmayan birçok Müslüman var, yiğitler var, koç yiğitler var milyonlarca. “makam, mevkii, para, rütbe… Allah cümlemize hidayet versin. Hoca kimden bahsediyor diye düşünmeyin, şahsından bahsediyor. En bozuğu benim.” diyor kendisi için Cübbeli Ahmet. “ Ben adam olsam belki herkes adam olur” diyor gene kendisi için. Yani Cübbeli Ahmet kendisi için bunu söylüyor. “ben adam olsam belki herkes adam olur. Görünüşteyiz.” diyor kendisi için. “Yani görünüşteyiz, Allah için ne mal verebiliyoruz, ne can verebiliyoruz. Ödlek, korkak birşeyiz” diyor. Biz hiç de öyle bir şey değiliz. Tam anlamıyla delikanlıyız, Allah yolunda can siperane mücadele eden. Malımızı mülkümüzü de Allah’a veriyoruz, canımızı da Allah’a veriyoruz. Hayatımızı da verdik, gençliğimizi de verdik, herşeye de razıyız. Hapsedeceklermiş. 30 sene versinler gene yatarım. İsterse assınlar yani. Değil mi? Yani Müslümanlar yiğit tıynetlidir, cesurdur, fedakardır inşaAllah. Bak mesela diyor ki; “Bu en çok Müslüman hacı – hocalarda bulunur, dedikodu ve gıybet.” Ya Müslümana sen niye bunu söylüyorsun? Fasıklara söyle, dini uygulamayan insanlara söyle, Darwinistlere, Materyalistlere eleştiriler getir, onların fikri düşüncelerini eleştir. Bir avuç Müslüman’dan sen ne istiyorsun? Hacı hocalarda bulunur dedikodu, gıybet. Kime yaranıyorsun bununla? Kime şirinlik yapıyorsun? Bunu dedikten sonra Müslümanlara karşı insanlarda bir olumsuz düşünce gelişmez mi? Mevcut sistemde zaten Müslümanlar aleyhinde yoğun bir propaganda var. Yani hacı hoca dendi mi insanlarda biliyorsunuz çok olumsuz imajlar oluşmaya başlıyor birçok yerde. Ve bunun yoğun propagandasını yapıyor karşı taraf. Sen bunu niye körüklüyorsun, bu takımın içine girip niye bunlara destek oluyorsun? Mesela diyor ki imanı için ibadeti yerine getirmesi için şöyle diyor, yani ibadetleri niçin yaptığını söylüyor; “ben ne diyorum; korkudan. Keşke severek olsaydı ama.” diyor. Bakın Allah korkmamızı istiyor. Onu beğenmeyen bir üslup kullanmış. “keşke severek olsaydı” Hem Allah’ı biz seviyoruz hem korkuyoruz. Yani sen Allah’a karşı garip bir üslup kullanıyorsun, Kuran’a zıt bir üslup kullanıyorsun. ‘ben ne diyorum korkudan keşke severek olsaydı’ Cenab-ı Allah bilmiyor mu? Allah korkmamızı istiyor. Korkma sevginin, güzel ahlakın, derinliğin başlangıcıdır. Allah korkusu herşeyin başıdır denir. Değil mi? Kork Allah’tan korkmayandan kork derler. Tabii ki kul Allah’tan korkacak ki güzel ahlaklı olsun. Böyle garip garip sözler milyonlarca binlerce konuşmalarında. Yani coşuyor, fayda yerine zarar veriyor insanlara, haberleri yok insanların da. Yoksa cemaatteki insanlar tertemiz insanlar. Mahmut hocayı ben daha önce de söyledim çok severim. Zaman zaman gidiyorum, elini öperim. Saygı duyduğum biri, asil bir insandır, çok nezih bir insandır. Böyle bir üsluba rastlamazsın hiçbir şekilde böyle konuşmaz. Bu konularda bilgi edinmek isteyenler www.cubbeliahmethoca.org, www.cubbeliahmethocayacevap.com, www.cubbeliahmethocayacevap.net bu adreslere bakabilirler burada çok detaylı bilgi var. www.Cubbeliahmethoca.org , özellikle orada çok net. Tabii detaylı bilgi var. O kitabı da göstermiştik daha önce, ondan sonra yine gösteririm. Evet sorularımıza devam edelim.
SUNUCU: “Değerli Adnan Hocam, tüm Türkiye röportajlarınızdaki konuşmalarınızın, hal ve hareketlerinizin nezaketine, efendiliğine, devletimize, hukukumuza saygı ve bağlılığınıza şahit olduk. Pekiyi bu güzel özeliklerinize rağmen mahkeme hangi nedenden dolayı ceza artırımına gitti?” Diye sormuş İnci İçöz Bingöl.
ADNAN OKTAR: Biz de bilmiyoruz ki artık inşaAllah. Mahkeme karar verince biz sadece ellerini öpüp saygılarımızı iletiriz. Allah razı olsun teşekkür ederiz deriz başka bir şey bilmiyoruz. Ama ben nezakette, saygıda kusur etmedim olarak biliyorum. Gerek üslubumla, gerek tavrımla başından beri çok özen gösterdim. Ama öyle bir kanaat oluştuysa da saygı duyarım ne diyeyim?
SUNUCU: “Saygılar Hocam, röportajda yanınızda çıkan arkadaşlarınızda dikkatimi çekti, bu kadar onları caydırmaya yönelik baskı, iftira, saldırı olurken onlar çok gözü kara ve hep neşeli bir şekilde sizin yanınızdalar. Size güvenmeleri, saygı duymaları ve sevmeleri bizim de çok hoşumuza gidiyor ve örnek oluyor maşaAllah” demiş, Ülkü Solmaz Manisa’dan. Tabii bu bir soru değil ama…
ADNAN OKTAR: MaşaAllah MaşaAllah Elhamdulillah.
SUNUCU: Sizin basit tavırlarla ilgili bazı yazılarınız ve eserleriniz var; detaylı öğrenmek istediğim için soruyorum, Müslüman için hangi tavırlar basittir?
ADNAN OKTAR: Yani çok fazladır basit hareketler, eğer bir insan sürekli Allah’ın kontrolünde olduğunu biliyorsa, Allah’ın sürekli yanında olduğunu biliyorsa, konuşmalarını duyduğunu biliyorsa, onu her an bir yaratılışla yarattığını biliyorsa çok özenlidir zaten. Doğal olarak Allah ona güzel bir saygı ve asalet verir. Ama Allah’tan uzak olduğunu düşünüyorsa, Allah’ın milyonlarca kilometre ötede gökte durduğunu düşünüyorsa, Kuran’ı da bir kaba koyup duvara asıyorsa, kaderinde kendi yaptığı kanaatindeyse, cüzi irade adı altında herşeyi kendi yaptığına inanıyorsa, ki cüzi iradeyi de Allah yaratır, insanlarda anormallikler olabiliyor. Ama samimi olarak Allah’a teslim olana hiçbir şey olmaz inşaAllah.
SUNUCU: “Geçen gün televizyonda bir klasik müzik konseri seyrettim, seyrederken müzikten ne kadar zevk aldığımı düşündüm. Evrimciler insanın birşeyi beğenmesini, sevinmesini, üzülmesini, hissettiği duyguları nasıl açıklıyorlar? Madde tüm bunları açıklayabilir mi? Ruhu nasıl açıklıyorlar? Eğer bizi sadece madde olarak görüyorlarsa masa da bir madde değil mi? Ya da bir kıyafet vs. bunların da evrimcilerin mantığına göre hisleri olması gerekmez mi? Soruyu sorarken bile evrimcilerin mantıklarının ne kadar saçma olduğu ortaya çıkıyor” demiş Vedat Ortaklar Uşak’tan.
Soru değil ama işte fikrini belirtmiş işte Hocam.
ADNAN OKTAR: Evet. MaşaAllah, maşaAllah. Vedat kardeş güzel, fikrini belirtmiş.
SUNUCU: “İman hakikatleri neden önemlidir Hocam? Bedüizzaman Hazretleri de iman hakikatlerinin üstünde çok durmuş. Bu konunun hikmetini anlatabilir misiniz” demiş Tekin Bulut Bismil’den.
ADNAN OKTAR: İman hakikatleri Allah’ın sanatını bilmek demektir. Allah’ın güzelliklerini görmek demektir. Yani ben mesela seni seviyorum, niçin seviyorum? Ahlakındaki güzellikleri görüyorum, üslubundaki güzelliği görüyorum, tavrında, oturuşunda, kalkışında, bakışındaki insaniliği, temizliği görüyorum. Bunların bütününden seni çok seviyorum.
SUNUCU: Ben de sizi çok seviyorum.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Haşa benzetmek gibi olmasın, Allah’ı da severken, o detaylardan biz Allah’ı görürüz. Ve onu gördükçe sevgimiz artar Allah’a karşı. Ve O’na karşı hayranlığımız, teslimiyetimiz artar.
SUNUCU: Hocam, basından takip ettiğim kadarıyla karar beklediğiniz davanızın tek şikayetçisi Ebru Şimşek’ti. Bu kişinin iddialarının doğru olmadığını siz mahkemede ispat etmiştiniz. Ebru Şimşek bir açıklama yapmıştı hatırlıyorum, demişti ki; “Benim 300 davam var ama avukatıma hiç ücret ödemiyorum.” Böyle bir şey nasıl olabilir, kendi ödemiyorsa bu kadar yüklü ödemeleri kim neden yapıyor olabilir? Fatma Yücel, İstanbul.
ADNAN OKTAR: Evet, Rezzan Aydınoğlu’nun, avukat Rezzan Aydınoğlu’na avukat ücreti ödemediğini ve bütün mahkemelerine ücretsiz baktığını söylüyor. Rezzan Aydınoğlu herhalde öyle bir özelliği var demek ki. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU: “Amerika’da bir annenin küçük yaştaki oğlunu 4.5 yıl boyunca yatak odasında gardıroba kapatıp elleri ve ayakları bağlı bir şekilde işkence yaptığı ortaya çıktı. Bu nasıl bir annedir ki kendi yavrusuna bile böyle zalimane bir işkence uyguluyor? Hocam, aile içi ve toplumsal dejenerasyon hiçbir dönem bu kadar fazla olmamıştır diye düşünüyorum. Ailesinden işkence gören ve mağdur olan insanlara tavsiyeleriniz oluyor. Peki mağdur olan bu insanların çözümüne yönelik korkuları varsa ne yapmamalılar ya da ne tavsiye edersiniz” diye sormuş Halide Veziroğlu Karasu’dan.
ADNAN OKTAR: Bence çok cesur olması lazım. Özellikle genç kızların ensest saldırılara oturup sabırla bakmaları haysiyetlerini şereflerini sıfıra götürür. Yani insanın haysiyeti şerefi çok, her şeyin üstündedir Allah’ın izniyle. Ne olur yani bir satır al kağıda yaz, Cumhuriyet savcılığına. Ben dersin rahatsızım diyeceksin. Yani illa detay vermelerine de gerek yok. Bir akraban, bir tanıdığın, bir dostun yok mu? Git yanına. Adam ahlaksız, belli, anlatamıyorsun. Hiçbir şekilde de gitmezsin. Hatta öyle bir insanla ömür boyu görüşmemesi lazım. Yani çünkü azılı deli demektir yani. Bir insanın kendi evladına karşı ahlaksızlık yapması korkunç bir kepazelik yani, müthiş bir rezillik. Ve üstelik de en az şikayet edilen konu da bu.
SUNUCU: Çekiniyorlar diye değil mi Hocam? Utanıyorlar.
ADNAN OKTAR: Çekiniyorlar, ya çekinecek ne var? Mesela başka bir şey olsa çekinmiyor. Çok önemlidir bu. Hiçbir şekilde kabul etmeyecekler. Veyahut PKK’lı oluyor babası. İşte ailem diyor benim her şeyim. Tamam da senin ruhunu yakıyor adam, yani kişiliğini yakıyor, ideallerini yakıyor. Vatanseverliğini yakıyor. Ve seni fitnenin içine sokuyor. Burada itaat olur mu?
OKTAR BABUNA: Olmaz inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yahut dinini yaşatmıyor, İslam’ı yaşatmıyor. Hiçbir şekilde kabul edilemez.
SUNUCU: “Çok değerli Adnan Hocam. İnternette şöyle bir hadise rastladım. ‘Kişinin helakı ebeveynin elinde, o yoksa karısının elinde, o da yoksa akrabasının elinde olacak. Onu geçim sıkıntısı yüzünden ayıplayacaklar, takat getiremediği işlere sürecekler. Nihayet o dayanamayacak, karanlık ve tehlikeli işleri yapacak ve helak olup gidecek.’ Ebu Naim, Geleceğin Tarihi 1, sayfa 29. Hocam siz röportajlarınızda ailelerin çok değerli olduğunu ama bazı ailelerin insanı kötülüğe sürüklediğini söylemiştiniz. Bu hadis de sizin sözlerinizi doğrular şekilde değil mi Hocam? Ayrıca ben sıklıkla gazetelerin 3. haberlerinde bu hadisin gerçekleştiğini doğrulayan haberlere rastlıyorum. Hocam bu durum ne zaman son bulur” diye sormuş, Yağmur Zambak, Urfa’dan.
ADNAN OKTAR: Yağmur Hanım’ın bakalım. Ebeveynin evet. Kişinin helakı o yoksa karısının elinde, o da yoksa akrabasının elinde olacak. Bu hadis doğru. İşte demin söylediğim gibi, ya ensest ilişkiye, ya ahlaksızlığa, ya gayri meşruluğa, ya mafyanın içine çocuğunu sürüklüyor. Ya hırsızlığa sürüklüyor, ya soygunculuğa sürüklüyor. Karısı da adama bazen işte bana para getir, pul getir diyor ve adamı rüşvete, irtikaba, gayri meşru işlere sürüklüyor. Mesela karısının isteklerini getirmek için soygunculuk yapabiliyor ve kendini mahvediyor. Veyahut karısını kıskandığı için bir şey, mesela kadın onu kızdıracak bir şey yapıyor, adamların bir kısmında da Allah korkusu zayıf olduğu için, Allah’tan uzak karakterde olduğu için kadını ya öldürüyorlar ya yaralıyorlar. Mesela o zaman kendisi de helak oluyor veyahut karısı ona karşı öyle bir tavır göstertiyor. O da yoksa akrabası, mesela akrabalar da başını belaya sokabiliyorlar, mesela rekabet etmek için de başını belaya sokabiliyor. Onlarla gayri meşru işler yapabiliyor. Bunu genişletmek mümkün tabi. Ama yani aile kutsaldır hata yapmaz düşüncesinin yanlışlığını belirten bir hadis bu. Bak “Kişinin helakı ebeveynin elinde, o yoksa karısının elinde”, mesela karısı da, mesela aile diyorsun ama adamın başını belaya sokabiliyor. Karısı yüzünden cinayet işleyen yüzlerce baba var. Yüzlerce kadın da kocasını, yüzlerce koca da karısını ya öldürüyor, ya yaralıyor, ki zaten kan gövdeyi götürüyor. Ya dövüyorlar, ya sövüyorlar. Zaten mutlu evlilik yapan insan parmakla sayılır Türkiye’de. Çok çok nadir oluyor. Yani şu şu şu diye sayılıyor şehirlerde, ilçelerde. Genellikle çok memnun olmuyor mesela kolay da boşanıyorlar. Daha 1. senesi bismillah, hemen boşanıyor. 1 ay geçiyor boşanıyor. Bir şeye kızıyor boşanıyor. Yani en ufak bir gerilimde, ne sabır var ne şefkat var bir kısmında, ne merhamet var. Yani sen, Allah emanet olarak sana vermiş tertemiz bir insan ne oluyorsun? Boş bulunur, bu genç, kız çocuğu bu. Boş bulunur, sinirlenir, öfkeli bir şey söyler. Alıp kapıya koyuyor mesela ağzını burnunu kırıp kapıya koyuyor, git babanın evine. Müthiş bir zulümdür. Ya affet, şefkatli davran. Kuran’da Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım, “Umulur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır” diyor değil mi? Allah sabretmeyi söylüyor inşaAllah.
SUNUCU: “Değerli Hocam, Yargıtay’ın sizin hakkınızda kararını vereceği gün bir baba ekrana çıkartıldı ve ağlamasının görüntüleri tüm Türkiye’ye gösterildi. Bu gelişmenin ardından da Yargıtay size verilen zamanaşımı kararı hakkında bozma kararı vermiş. Şimdi de Fatih Altaylı HaberTürk Gazetesi’nde sürekli sizi aniden gündeme taşımaya başladı ve tam bu esnada da dosyanızın tetkik hakimine gittiğini öğrenmiş olduk. Hocam sizce bunlar birer tesadüf olmuş olabilir mi diye sormuş Bilecik Merkez’den Melike Görgülü.
ADNAN OKTAR: İlginç tesadüfler diyelim tevafuk, yani ilginç tevafuklar. Yani biz ne anlama geldiğini biliyoruz bunların, herkes de biliyordur, ama zamanla ben bu aksaklıkların düzeleceğini düşünüyorum. Demin bir soru sormuştu arkadaş, işte şimdi onun belgesi geldi elime. Bizim savcımız o konuda da itiraz etti, yani bu ceza artımı konusunda. Yani 1 yıl daha hakim cezayı artırdı ya. Bakın diyor ki “Açıkça belirtilmeden”, yani mahkememizin savcısı. “Genelleme yapılarak bu davranışlarda bulunmayan sanıkların da TCK’nın 62. maddesindeki atfen yararlandırma suretiyle TCK’nın maddesindeki cezaların şahsiliği ilkesine muhalefet edilmesi, kanuni usule aykırı bulunduğundan mezkur karar sanık lehine bozulmasına, karar verilmesi kamu adına talep olunur” dedi. Yani birçok nedenden bu mahkumiyet kararına savcı muhalefet etti yani muhalefet etti derken, ona sordular mütalaada, yani ne diyorsun gibisinden, o da bu şekilde cevap verdi ama bu da ceza verildikten sonraki itirazı. Yani birçok maddeye itiraz etti, verilen hükme, itiraz ettiği maddelerden bir tanesi de budur. Yani cezanın artırılmasına itirazını hukuki delillerle açıkladı. Zaten Yargıtay Ceza Dairesi’nin T2411/ 1999 sayılı kararında da var, Yargıtay 7. Ceza Dairesi. Çok fazla içtihat var bu konuyla ilgili, yani, normalde cezanın kişileştirilmesi ilkesine uygun, keyfiliğe yol açmayan soruşturma aşamasında sanığın izlenen kişiliği ile ilgili yeterli ve yasal gerekçeler gösterilmeden, karar verilmesi yasaya aykırı bulunup, bozulmasına oy birliği ile karar verildi diyor. Yargıtay 7. Ceza dairesi içtihat var yani uygulama olmuş. Mesela; TCK 29. Maddesindeki cezanın asgari haddinin üzerindeki tayinini gerektiren nedenler bulunmadığından, tecdiden uygulama yapılması hükmün bu sebepten dolayı bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir. Bizim olayın durumunu savcı bu şekilde belirtmişti, Yargıtay’da da bu şekilde alınmış kararlar var İnşaAllah.
SUNUCU: “Sayın Adnan Oktar’ın Kur’an ayetlerini açıklayarak okuması, ayetleri çok daha iyi anlamama ve düşünmeme neden oldu. Artık her okuduğum ayette ya kendi nefsimde olan özelliklere veya dünyada olan olaylara dair işaretler görmeye başladım. Bu bağlamda size şunu sormak istiyorum. Beyyine suresinin 1. Ayetinde Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor; Şeytan’dan Allah’a sığınırım. ‘’ Kitap Ehlinden ve müşriklerden inkar edenler, kendilerine apaçık bir delil gelinceye kadar, (bulundukları durumdan) kopup-ayrılacak değillerdi. (O delil de) Allah'tan gönderilmiş-bir elçi (ki,) tertemiz sahifeleri okumaktadır’’ acaba bu ayeti kerime Hz. Mehdi’ye işaret ediyor olabilir mi hocam?” demiş Üsküdar’dan Namık Saatçi.
ADNAN OKTAR:‘’ Kitap Ehlinden ve müşriklerden inkar edenler, kendilerine apaçık bir delil gelinceye kadar, (bulundukları durumdan) kopup-ayrılacak değillerdi. (O delil de) Allah'tan gönderilmiş-bir elçi (ki,) tertemiz sahifeleri okumaktadır’’ tabiî ki işari manada Mehdi’ye bakar.
SUNUCU: “Selam Güzel Hocam. Pazar günü sohbetiniz sırasında akıl hastanesine yaşadıklarınızı dinlediğimde nasıl hamiyet hisleriyle dolduğumu size anlatamam. Sizin bu günleri son derece Allah’tan razı bir şekilde anıyor olmanız, beni size bir kez daha hayran bıraktı. Yaşadıklarınızla ilgili olduğunu düşündüğüm bir ayeti sizinle paylaşmak istiyorum. Rabbimiz 85. Surede şöyle buyuruyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. ‘’ Onlardan, yalnızca 'üstün ve güçlü olan,' övülen Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam alıyorlardı.’’ Geçmişte yaşadıklarınız ve bugün size karşı yürütülen haksızlıkların nedenini arayanlar, cevabını bu ayeti kerimede bulacaklardır. Derin hürmetlerimi sunuyorum ‘’ Ankara Polat’lı dan Hülya Korur.
ADNAN OKTAR: Hülya Hanım, MaşaAllah… Şeytandan Allah’a sığınırım. ‘’ Onlardan, yalnızca 'üstün ve güçlü olan, övülen Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam alıyorlardı.’’ Evet, bu Allah’ın bir sünnetidir. Bu hiç değişmez dünyanın her devrinde, geçmiş tarihlerde bunlarla karşılaşılmıştır, bütün Müslümanlar karşılaşmıştır. Bakın; Şeytan’dan Allah’a sığınırım. ‘’ Onlardan, yalnızca 'üstün ve güçlü olan, övülen Allah'a iman ettiklerinden dolayı intikam alıyorlardı.’’ Yani Allah’a iman etmemiş olsaydı, Darwinist, materyalist olsaydı… Mesela; sizler, bizler hiçbir sorun çıkmazdı, haşa Allah vermesin. Yani ne kimse uğraşırdı, ne bir şey yapardı. Hatta dediklerini gerçekten yapmış olsanız bile, ‘’ne kadar çapkınlarmış, ne kadar hayatı dolu dolu yaşıyorlarmış, ne kadar hareketli gençlermiş’’ diye överlerdi sizi. Ama anti Darwinist, anti materyalist, anti gerici, anti akılsız olduğundan dolayı, antikomünist, antifaşist olduğundan dolayı bayağı sorun çıkıyor işte.
OKTAR BABUNA: Hocam Hülya Hanım size selam vermiş.
ADNAN OKTAR: Hülya kardeşimize biz de selam ediyoruz inşaAllah.
SUNUCU: “Bugün Cumhuriyet Gazetesinde okudum. Nobel ödülü ekonomist Joseph Stiglitz finans alanında bir düzelme sağlamak için ne yapılması nelerin düzeltilmesi gerektiğinin henüz bilinmediği söylemiş. Zengin ülkelerin kendileri için gerektiğinde ani bir kararla çok yüksek bir ğ parayı hemen devreye sokabildiklerini, ama yoksul ülkeler için yardım gerektiğinde para olmadığının söylendiğini ifade etmiş. Bunu yoksullara para vermemek için makul bir gerekçe olmadığını da eklemiş. Sizce dünya çapından ekonominin düzelmesi için nasıl tedbirler alınmalı?’’ Diye sormuş Fenerbahçe’den Selman Tağar.
ADNAN OKTAR: Tabi ki Allah sevgisi, Allah korkusu. Allah sevgisi, Allah korkusu olmadı mı bereket kalkar. Ben bunu söyledim. Ekonomik krizin sebebi budur. Darwinist, materyalist eğitimdir, Allah korkusu, Allah sevgisinin azalmasıdır. Bunun sonucunda meydana gelen tahribat o kadar şiddetli oldu ki, Darwinizm’in dünyaya getirdiği tahribat o kadar şiddetli oldu ki. Bakın; 350 milyon insanın katledilmesi, 350 milyonun en az 3-4 katı insanın yaralanması, sakat kalması, çocukların öksüz, yetim kalmaları binaların, evlerin yıkılması, sanayinin felç olması, fakat en vahimi insanların kalbinden sevginin alınması. Allah korkusunun, Allah’a olan muhabbetin insanlardan alınması. Bununla bütün dünya geniş çapta bunalıma girdi bu yüzyılda. Muazzam bir bunalıma girmişti. Onun sonucunda da ekonomik kriz başladı. Mehdi devrinde çözülecektir. Evet şimdi sorulara biraz ara verelim, normal sohbet edelim, konuşalım biraz. Oktar hocam anlat neler oluyor bakalım.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah… Nobel ödüllü kişilerin buluşundan bahsetmiştik. Hücrenin hem yaşlanmasını engelleyecek, hem de kansere çare olmasını, Allah’ın dilemesiyle vesile olabilecek bir buluş. DNA ‘ın ucunda özel kelimeler var. 3 milyar harf, 1 milyon ansiklopedi sayfasının ucunda birer kelimelik harf dizilimi var. 4 tane C harfinden 2 tane A harfinden oluşuyor tekrarlayan. DNA bölünürken, bu kelimeleri kaybediyor. Bu kelimeler bittiği anda da ölüm meydana geliyor, hücre ölümü. Buna karşı Allah bir robot molekül yaratmış. Bu kelimler eksildikçe onların yerine yenisini koyabiliyor. Şimdi bu robot molekül kontrolden çıktığı takdirde, çok fazla yaparsa bunu kanser oluyor, o hücre ilanahi büyüyor, çoğalıyor, kocaman bir tümör meydana geliyor. Bütün organları eziyor, kanser oluyor ve öldürüyor. Az olursa; o robot molekül görevini yapamazsa ki gelecek hastalıklar var robot molekülün yapısındaki bozukluktan dolayı görev yapamıyor, hücre hemen birkaç bölünmede yaşlanıp ölüyor. Allah’ın dilemesiyle tabii bu Allah’ın yaratma sanatı, asıl bilinmesi gereken sanatçısı, sonsuz akıl sahibi onun yaratıcısı olan Allah’ımız inşaAllah, Rahman ve Rahim olan. İlerde de bu bilgi robot molekülün ne kadar görev yapacağı, görevin artması mı iyi olur? Azalması mı? O ayarlanarak ileride insan ömürlerinin uzayacağı bir döneme vesile olabilir İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnsanların ömrünün uzaması neyin alametidir?
OKTAR BABUNA: Ahir zamanın alametidir.
ADNAN OKTAR: Hadislerde var mı?
OKTAR BABUNA: Altın çağ
ADNAN OKTAR: Var değil mi? Ömürlerin uzaması Hz Mehdi devrinin özelliklerinden bir tanesidir. Geçenlerde bir kardeşimiz Mehdi konusunda, beni kendince eleştiren bir yazı yazmış. Şimdi öyle anlatıyor ki; ben böyle Mehdi olmak için yanıp tutuşuyorum, tabi onlara da ihtiyacım var, gideceğim ‘’rica etsem beni Mehdi olarak seçer misiniz? Diyeceğim, o izbe yerlerde gezeceğim, bazı vatandaşları kastediyorum. Bütün Müslümanları tenzih ederim diğer kardeşlerimi. Gittikçe de sayı artacak, biz ne kadar taraftar bulabilirsek. Sonra da Mehdiliğimi kabul edecekler. Bıraksınlar bu münasebetsizliği. Bana Mehdi diyen, gelen adamı ben uyarıyorum. Yani ‘’bu haramdır’’ diyorum, yeterlidir. Ve dedim ki ben; ‘’ ömür boyu herhangi bir şekilde böyle bir söz söylemem, söylemeyeceğime de yemin ediyorum’’ dedim. Ben Mehdi değilim ve Mehdilik de iddia etmem. Ve bütün bunlara rağmen sanki benim bir şeye ihtiyacım varmış gibi yahut çıkacak olan Mehdi’nin ihtiyacı varmış gibi. Çıkacak olan Mehdi’ye insanlar kendileri yalvaracak zaten. Mehdi liderlik meraklısı olmayacak. Hadislerde Peygamberimiz (sav) söylüyor ben söylemiyorum. Mehdi’ye yalvaracak insanlar. Ve hatta ‘’tehdit edecekler’’ diyor. Zorla başa geçirilecektir Mehdi. Böyle bir Mehdi anlayışı olmadığına göre bu telaşın anlamı ne? İşte Mehdilik ima ediyor. Kardeşim ben bu hadisleri anlatmazsam Mehdilik konusunu anlatmamış olurum. Hadisleri anlatınca bana benziyor, doğru. Riyakârlık mı yapayım ne diyeyim? Yok benzemiyor nereden çıkardın mı diyeyim. Alnı geniş diyor hadiste, benziyor tamam. Kaşı kavisli diyor benziyor, burnu küçük diyor benziyor, sakallı, yanağında ben var diyor. Sırtımda da benler var.
SUNUCU: Parlak kıyafetleri var.
ADNAN OKTAR: Kıyafetleri var diyor. Orta boyludur diyor, göğsü geniştir diyor, karnı geniştir, uylukları geniştir diyor, yürüyüşü dışa doğrudur diyor, siyah saçlıdır, dişleri parlaktır diyor, yüzü de o şekilde nurludur yüzü diyor. Şimdi ben bunları anlattığımda bir insanın ne aklına gelir? Der ki, bu kendisini gizlice ima ediyor diyecektir. Ben de desem ki ya nereden çıkarttın, bunların hiçbiri bana benzemiyor. Ne kadar riyakar ve samimiyetsiz bir şey olur. Tabi ki ben bunu kabul etmek durumundayım. Yani mecburen kabul etmek durumundayım. Yani çok samimiyetsiz bir görünüm olur aksinde çünkü. Evet, benziyor ama benim böyle bir iddiam yok. Bu başka bir insana da benzeyebilir. Veyahut ikinci bir yol var. Bu hadisleri hiç anlatmamam ve yazmamam gerekiyor. Bıraksınlar bunu. Ben bunları anlatacağım bu hadisleri. Mesela Mehdi diyor Said Nursi Hazretleri, Darwinizm’i yok edecek diyor. Birinci vazifesi bu diyor. Darwinizm’i, materyalizmi yok edecek diyor. Sen diyorlar Darwinizm’i, materyalizmi dünyada tek mücadele eden sensin. O zaman sen kendini ima ediyorsun. Kardeşim o zaman Risale-i Nur’u okumamam gerekiyor, anlatmamam gerekiyor. Olur mu böyle şey? Benziyorsa benziyordur. Mühim olan benim böyle bir ihtiyacım yok, böyle bir iddiaya da ihtiyacım yok. Kimseye de benim ihtiyacım yok. Ben bir tek Allah için yaşıyorum. Evlenmedim de, malım mülküm de yok. Beş kuruş param da yok. Hapse de girerim, tımarhaneye de giriyorum. Beni yaksınlar ateşte, yanarım yani gözüm kara benim öyle bir derdim yok. Sanki böyle bir meraklısıymışım gibi yani böyle hani rica ediyormuşum böyle bir Mehdiyete ihtiyacım var ve onların tasdikiyle Mehdi olacakmışım gibi. Yani Mehdi’nin zaten kimsenin tasdikine ihtiyacı olmayacak çıktığında.
SUNUCU: Allah tarafından gönderiliyor.
ADNAN OKTAR: Yani söke söke Mehdilik yapar o. Yıka yıka. Yani öyle bir olay yok. Gidecek işte falanca semte gidecek işte dükkan dükkan gezecek, beni mehdi kabul eder misin? Bu acayipliği bıraksınlar. Mehdi’ye insanlar yalvaracak. Mehdi kimseye yalvarmaz. İkincisi olarak yani şey olarak da konuşayım dedim ama tabi iyi niyetle yazmış ben kızmıyorum da fakat doğrusunu söyleyeyim. Hülya Avşar’la konuşurken diyor niye terslemedin? Niye sert konuşmadın? Ya kardeşim bir kere ben kadınlara karşı hepsine aşığım. Çok severim kadınları. Allah’ın mükemmel tecellileri. Ve ben hiç bir kadına karşı o tarz bir tavır koyamam. Öyle bir üslup yapamam ben. Şefkatli bir insanım. Bir de bana nezaket göstermiş, çağırmış gitmişim. Ben orada ona, velev ki hatalı bile olsa niye refuse edeyim yüzlerce milyonlarca insanın önünde? Niye mahcup edeyim? Nedir o? Nihayet bana nazı geçtiği için kendince yarı şaka yarı ciddi sorular soruyor. Biraz da cinsellikle ilgili falan sorular sordu. İşte onlara terslemem gerekiyormuş. Niye tersleyeyim? Niçin gereksin? Mazlum bir insan. Kendi halinde, kendince orijinallik olsun böyle hani dikkat çeksin diye. Çünkü o röportajlarında zaten biraz çılgın o biliyorsun. Dikkati çekecek sorular soruyor. Yani böyle bir şeyi ben asla düşünmem. Hatta geçenlerse o sizin kravat iğnenize kafayı takan, neydi o sevimli?
OKTAR BABUNA: Mine Kırıkkanat
ADNAN OKTAR: Mine Kırıkkanat. Yani mesela o da öyle. Marksist kadın, darwinist, materyalist; ama şefkat duyuyorum. Mesela çok zeki bir şey. Böyle çok cevval, çılgın da böyle, nüktedan. İnsan kalbinde bir şefkat duyuyor. Yani ben öfkelenmiyorum, şefkatle bakıyorum. Yani sempatik kadın, o açıkça belli yani. Mesela Hülya Avşar da öyle. Alenen seviyorum ben onu, sevgi duyuyorum. Mesela ben seni de çok seviyorum. Yani bana en büyük sözü söylesen bile ben sana şefkatle karşılık veririm. Niye mahcup edeyim? Özellikle bir genç kızı, bir kadını mahcup etmek çok büyük bir olaydır. Ama açıkça söyleyeyim, erkek olsaydı tabi küt diye oturttururdum, onu söyleyeyim. Yani nezaketiyle oturttururdum. Ama kadın olduğunda benim yelkenler iner. Yani mutlaka şefkat ederim. Çünkü Allah’ın en mükemmel tecellisidir kadınlar ve şefkat kaynağıdır. Bir de yani çocuksu bir tatlılıkla bunu yapıyor. Burada ben onu mahcup edince kahraman mı olacağım ben? Yiğitlik mi yapmış olacağım? Yani iş mi şu? Kadın mahcup edilir mi? Kadın küçük düşürülür mü? Her ne olursa olsun saygılı bir üslup esastır. Onun için bana o tarz bir akıl vermesine de gerek yok. Ama Allah razı olsun yani herkesin nasihatine, tavsiyesine açığım, eleştirisine açığım. Ama bu tarz bir şey kabul etmem. Ben böyleyim. Yani deli doluyum. Samimiyim, aklıma gelen her şeyi söylerim inşaAllah. O yüzden de başımız sürekli bu işlere giriyor. Ama samimiyetten de asla ödün vermem inşaAllah.
SUNUCU: Evet şimdi ufak bir reklam aramız olacak. Siz de hiç bir yere ayrılmayın. Çünkü sohbetimiz tüm hızıyla devam edecek.
SUNUCU: Evet Çay TV ekranlarında yayınımız tüm hızıyla devam ediyor. Hocamıza sorularımızı yöneltmeye devam edelim mi Hocam?
ADNAN OKTAR: Sen, sen, sen… Bakayım bir tane sor.
SUNUCU: Tamam. “Hakkınızdaki davada ekim ayında karar çıkacağına dair karşı tarafın avukatı Rezzan Aydınoğlu, New Humanist dergisine bir açıklamada bulunmuştu. Röportajınızı dinlerken dikkatimi çekti. Davanızın zaman aşımına girmesi için daha beş yıl varmış. Yani bu süre 2015 yılında doluyor. Peki, buna rağmen karar verilmek için neden bu kadar acele ediliyor? Savunma dosyalarınızın fazlalığını dile getirmiştiniz. Peki, bu dosyalar bu kadar kısa sürede nasıl okunacak? Acaba kararın hızla verilmesi yönünde yargı üzerinde baskı mı yapılıyor” diye sormuş Serhan Küçükova Caddebostan’dan.
ADNAN OKTAR: Bizim de o yönde şüphelerimiz var. Mesela bak şu an Sabah gazetesinde o zamanlar çıkan bir haber. Ebru Şimşek’in resmi var. Ebru Şimşek diyor ki, “Adnan Oktar’ın isteyip de elde edemediği tek kadınım.” Ne özelliğin var da kerata oturup böyle söylersin. Tek kadınmış bir de. Yani böyle ben yanıp tutuşuyormuşum da... Öyle bir olay yok. Bir de Allah vermesin yani. Şimdi beni konuşturmasın. Bakın diyor ki röportajında, “Bu kadar davayla nasıl başa çıkıyorsunuz maddi gücünüz yoksa?” diyor. “Benim iki tane aslan gibi avukatım var.” diyor. Avukatını, onları aslana benzetmiş. Biri Rezzan Aydınoğlu, öbürü de Nalan Koloğlu. Nalan Koloğlu, evet. “Bu insanlar beş kuruş para talep etmeden bu kadar davayı üstlendiler” diyor. “Bunu kendi meseleleri olarak gördüler.” Diyor. Yani bu kadar iyi kalpliler diyor.
SUNUCU: Kamu yararına…
ADNAN OKTAR: Yani kamu yararına yapıyorlarmış, evet. Adnan Oktar’ın isteyip de elde edemediği tek kadınım. Lafa bak da hizaya gel yani artık ben buna ne diyeyim bu söze yani? Mesela o gün de, o konuşmada, o çocuk için, işte söyledi ya Gökalp’e. Vaat mi var dedi. Vaat hiç bir şekilde başından itibaren öyle bir şey yok. Yani kimsenin kimseye öyle bir vaadi olmaz.
SUNUCU: Hocam olsa da zaten bugün yirmi yıllık karı kocalar ayrılıyor şimdi. Hani eşler atıyorum yirmi yıl sonra diyor ki hani ben seninle anlaşamıyorum. Hani bu çok doğal aslında hukuki açıdan bakıldığında. Bir de şöyle bir şey var evlilik kararı alıyorsunuz flört aşamasındasınız ya da işte sözlüsünüz veyahut da nişanlısınız veyahut da işte birbirinizi tanıyorsunuz. Görüyorsunuz mesela, üç ay, dört ay, beş ay her şey çok güzel ve sevdiğinizi de zannediyorsunuz ama atıyorum sekizinci ayda ya da dokuzuncu ayda görüyorsunuz ki, çok kötü bir özelliği var. Bırak diyorsunuz bırakmıyor, bırak diyorsunuz bırakmıyor. O zaman diyorsunuz ki benim bu insanla evlenmem, bir yuva kurmam hayırlı değil. Ben niye hayat boyu acı çekeyim, ızdırap çekeyim? Çocuklarım olacak…
ADNAN OKTAR: Pek tabii ki. Mesela sözlü iken sözü atanlar oluyor, nişanlıyken nişanı atan oluyor. Hatta evliyken boşanan oluyor. Ama burada ne söz var, ne nişan var, ne evlilik var, ne şu var, ne bu var. Ne de vaat var, hiç bir şey yok. Tek taraflı bir talep var. Ve çocuk da bunu kabul etmiyor. Bu kadar. Ben tabi bu tip insanları yani genellikle görüşme içerisinde yani etrafımda mutlaka insan bulundururum. İftira atmasınlar diye. Hiç yalnız görüşmemeye özen göstertirim. Yani sureti katiyetle yalnız görüşmem. En özen gösterttiğim şeydir, yalnız görüşmemek. Çünkü kalabalık oldun mu bitiyor.
SUNUCU: Şahit.
ADNAN OKTAR: Şahitli evet. İkincisi bu tip insanları, beni seven kız arkadaşlarımla, can kardeşlerimle yine görüştürmem. Ben kız arkadaşlarıma çok kıskancım. Yani öyle önüne gelenle görüşmezler. Yani gözleri yerdedir. Ve hepsinin elinden yüzünden nur akar böyle. Efendilik, terbiye, nezaket… Bakar bakmaz anlarsın. Yani ışık gibidir yüzleri. Çok çok efendiler. Ben de yani kendi imkânlarımla, şunla görüş, kesinlikle yapmam. Ben bu konuda çok kıskancım. Mesela sana da çok kıskancım ben. Yani ben mesela görüştürtmem inşaAllah. Yani bana imkân verseler, değil mi? Ben özen göstertirim. Ancak güvendiğim için ben bu tarz insanlarla senin görüşmene müsaade ediyorum. Bana verilen bir imkân açısından diyorum. İmkânım olmuş olsa, ama tabi insanlar hürdür. Ama koruma ve kollama mantığında. Çünkü güvenmediğim, kuşkulu gördüğüm bir insanla görüşmeni istemem. Yani sana zarar vereceğini düşündüğüm insanla görüşmeni istemem. Onun için ben bu tarz insanları genellikle geldiklerinde, işte bu sakso, anası silikonlu bilmem kim, bu silikonlu da senin için yaptırdım dedi kadın, aylar sonra bir gün geldi, silikon yaptırdım dedi, niçin, nedir sorun dedim, senin için yaptırdım dedi. Kardeşim ben seni ne yapayım 45 yaşında kadınsın. Ben plastik meraklısı mıyım? Allah Allah, ne zaman talebim oldu yani? Allah’ın hikmeti, imtihan olarak böyle cins insanlarla karşılaşıyorum. Yazık ona cins de demeyeyim de, kadındır yine de, tabi biraz ağır oluyor, öyle demeyeyim. Ama acıyorum yine de, insan ne diyeceğimi bilmiyorum yani. Zaten lakabı da silikonlu o yüzden, silikonlu bilmem kim diye biliniyor. Mesela onun kızı da o sakso, mesela ben o durumlarını öğrendikten sonra kimseyle görüştürtmemeye özen gösterdim.
SUNUCU: Hocam kızı Gökalp Bey’e değil mi bu çete diyen mi oluyor?
ADNAN OKTAR: O ayrı, ana kız bunlar, bunlar da bana kafayı takan takım, anası da kızı da kafayı takmış vaziyetteler. Bir kız arkadaşımızın kaçırılmasında kızı görev aldı, bu silikonlunun kızı sakso denilen, yani okulda adı sakso, herkes bilir zaten sakso dersen tanırlar, okuldan şu an dinleyen varsa tanımayan yoktur, meşhur yani sakso denilen. Lakabı da çok fazla o çocuklarla beraber olduğu için öyle kalmış.
SUNUCU: Kaç yaşında hocam?
ADNAN OKTAR: Şu an 24- 25 yaşında olması gerekiyor, bana geldi, daha önce de söyledim ya, burnunun delikleri abartılı geniş, böyle garip, bir de kırmızı kırmızı, dikkatimi çekti, ama yaratılıştan öyle zannettim, bana da çok sonra haber geliyor, niyeyse, halbuki bana başında da söyleyebilirlerdi, bana gelen Müslümanı ben kovmam, birşey demem. Sonradan haberi geldi, dediler bu kokainden böyle oldu dediler, meşhurmuş kokain içmesi, yani çekiyor, burnunu tahriş etmiş, bozmuş, bu analı kızlı bunların konumu var, ayrılar. O vatandaş ayrı Gökalp’le kafayı bozan, o da çok çılgın yani hayrettir ya, kız başına inanılmaz birşey, zaten bunlar ekipler bu kızların hepsi birlikteler, ben bunları hiç kendi kız arkadaşlarımla görüştürtmedim, ona çok özen gösterttim, yani çünkü biliyorum durumunu, hiç görüştürmedim. Kendi aralarında bunlar bir ekiptiler, öbür kız da öyle, ağabeyi ensest ilişkiye girdi deyip de bizden yardım isteyen.
SUNUCU: Sizin işe soktuğunuz?
ADNAN OKTAR: Ağabeyini işe sokmuştum evet, kardeşim o da sonra bombayı patlattı, ağabeyimde ruhsatsız silah var diyor, psikopat demektir, ya ne kadar tehlikeli, işyerine öyle adam sokulur mu? Arkasından ensest ilişki teklif ediyor bana dedi, ensest ilişkiye girdi dedi daha Türkçesi, gitme dedik o zaman eve, yani öyle birşey varsa, rezalet dedik, git savcıya şikâyette bulun dedik, işte artık bundan sonra yapmıyor gibi birşeyler söyledi. Ama bu vatandaş kaçırma işleminde görev almıştı. Sonra jandarma bunları yakaladı. Gazetede resimleri çıktı böyle başına kapüşonu çekmiş, kapatmış, pek yüzü de görünmüyordu o yüzden. O zaman demiş ki o kaçırdığı kız arkadaşımıza, bana hiç değer vermedi demiş benim için. Ya bak demiş ben gittim, beni geri çağırmadı, benimle uğraşmadı, o yüzden bu kadar öfkeliyim demiş. Bak senin ne kadar üstüne düşüyor demiş, çünkü sana değer veriyor demiş, ama bak bana hiç öyle değer vermedi demiş, o yüzden böyle kinliyim, o yüzden intikam alıyorum demiş, bak akla bak yahu. Kardeşim sen gittim diyorsan ben saygı duyarım, ben ne diyeceğim, gelip babanın evini basıp hadi alıp getirip ne diyeyim yani ne söyleyebilirim, gittiysen Allah selamet versin. Yani niye gittin dememişim, uğraşmamışım, buymuş konu, yani anası ayrı bir başıma dert, kendisi ayrı bir dert. Hayır gerçekten acıyorum bunların haline, gülüyorum da acıyorum da, herbiri ayrı bir alem yani. Bunları da ayrı tutmamın hikmeti ortaya çıktı, hiçbir şekilde görüştürmedim kız arkadaşlarımla. Çünkü benim kız arkadaşlarım, yani birgün ben sana bir göstereyim ellerinden yüzlerinden nur akar. Mesela yaşını sorayım çıkaramazsın. Mesela 40 yaşında olan 25 yaşında görünüyor, çile çekmiyorlar, acı çekmiyorlar, beslenmeleri mükemmel, namazlarında niyazlarında muntazam yaşıyorlar, tertemiz, sürekli hürmet saygı görüyorlar, sevgiyi yaşıyorlar. İnsanı genç ve dinç tutar tabi, sağlıklı olurlar, bunlar da öyle genç görünüyorlar ama bunların da yaşı bayağı ileri, kaç yaşındasın sen?
OKTAR BABUNA: 47 ama 19 hissediyorum inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Yine başladın Oktar sen. MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: Sizin vesilenizle hocam, Allah razı olsun.
ADNAN OKTAR: Oktar ilk başlarda gençliğinde çok sinirli bir tipti, bakmayın şimdi böyle hoşgörülü olduğuna, Bağdat Caddesinde filan kabadayı tıynetliymiş o zaman.
SUNUCU: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Beyin cerrahı oldu Amerika’ya gitti geldi ama Amerika’dan geldiğinde de o bana öyle bir hava atmıştı.
OKTAR BABUNA: Estağfirullah.
ADNAN OKTAR: Anlatayım mı şimdi? Bende saklı gizli yok, sırlarını açılayacağım bundan sonra. Dedi ki hocam dedi biz aydınların durumu ne olacak dedi, Türkiye niye bize sahip çıkmıyor gibi birşey söyledi, tabi şefkatle cevap verdim. Oktar her seferinde bir sırrını açıklayacağım senin.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah sizin vesilenizle hocam.
ADNAN OKTAR: Mesela bak şimdi yine yeğenini gördüm, bak nasıl ablası?
SUNUCU: Çok şeker hocam çok tatlı, inanılmaz güzel. Hocam benim kardeşim de çok utangaç. Gel şuraya geç diyorlar çocuk çok tatlı.
ADNAN OKTAR: Hepsi öyle efendidir işte. Elinden yüzünden nur akıyor. Hepsi öyle, çocuklar da öyle kız arkadaşlarım da öyle, son derece terbiyeliler namuslular, iffetine düşkün, haysiyetine düşkün, yüzüne baksan kızarırlar, başı yerde, zırt pırt öyle sokaklarda gezinmezler, çok acil olmadıktan sonra dışarı pek çıkmazlar, çıksa bile adabıyla edebiyle, çok nezaket gösterirler.
Yani öyle bağırtı, çağırtı, kapris, dedikodu, münasebetsizlik, öyle laf sokma, hiç bilmez onlar, yani çok çok özen gösterirler. Allah bereket veriyor, kendi aralarında da birbirlerini çok severler, çok saygılıdırlar. Tabi onun için böyle tiplere çok özen gösteriyorum. 
SUNUCU: Hocam zaten Gökalp Bey de inanılmaz utanıyor, zorla bir yere davet etmiş ya kız o mesajı okumaktan bile utanıyor ki hani erkekler daha şey olur o konuda, kızın yazdığı mesajdan yüzü kızarıyor, çok büyük bir ahlak var burada.
ADNAN OKTAR: Şimdi tabi kız çocuğu insan mahcup etmek istemiyor da ama hukuki yönünü mecburen açıklıyoruz, ismini zaten asla söylemem. Ama yani nasıl baskı altında olduğumuzu görün diye, bakın diyor ki 6-7 kişi hapse girecek diyor, ya kardeşim sen bu haberleri nereden alıyorsun, kerata. Yani kim yönlendiriyor seni, sonra dedi Rezzan Aydınoğlu beni tehdit ediyor dedi, tehdit değil de ondan korkuyorum dedi, tehdit ediyorum demedi, ondan çekiniyorum yani bana zarar vermesinden çekiniyorum dedi. Bana demedi de yani Gökalp’le konuşmuşlar, konuşma üslubu çok acayip, buna rağmen ben affediyorum, yine şefkatle bakıyorum, acıyorum, her halükarda kız çocuğu cahil yani. Baksana beni yakarak, arkadaşlarımı yakarak onunla evlenebileceğini düşünüyor bu nasıl bir akıldır. Ben onun hocasıyım, onun ağabeyiyim, onu yetiştiren benim. Sen onu o kadar seviyorsan, onda güzel ahlak görüyorsan o ahlak nereden geldi ona, kim eğitti onu? Değil mi? 25 yaşına gelmişsin, kimseyle evlenmediğine göre, heryer dolu insan dolu, hiç kimseyi kabul etmemişsin, diyorsun ki illaki o olsun. Boyuna posuna desen, sokak dolu birbirinden yakışıklı çocuklarla dolu. Terbiyesine, efendiliğinde, nezaketine… Bak sen de diyorsun yüzüne baktığında kızarıyor. Kardeşim orada yaptığın suçlamalar ne kadar korkunç, ne kadar akıl almaz. Ne gerek var böyle şeylere? İnanmadığın şeyleri oturup çiziyorsun. Bir de ben onun hocasıyım, sen beni hapse attıracaksın, 6 yıl bana hapis verdireceksin, herkes de bana bol bol hapis vermek şeyindeler, önüne gelen, kim muhalif olsa beni durdurmak için en emin yol hapis, hemen beni bir şöyle içeri atıp üstüme kapıyı kitleseler. Hatta Dawkins diyor adam kalem kağıt da vermeyin hapsedilirse diyor, yazı da yazmasın diyor. Yani bütün işleri güçleri şöyle betondan bir yere girsek tamam kurtulacaklar yani.
SUNUCU: Allah korusun hocam.
ADNAN OKTAR: Allah esirgesin. Bakın, kadın aklı derindir, güzel. Ama burada biz çocuk aklıyla karşılaşıyoruz adeta. Sen beni onun ağabeyi, hocası canı gibi sevdiği bir insanı sen altı yıl hapse sokturacaksın, gel seninle mutlu yaşayalım diyebilir mi o insan? Ve hayır onu da çete ilan etmiş ayrıca. Bak kerataya bak, akla bak yani. Bir de diyorsun ki sen bir buçuk yıl onlarla, sen de çete oluyorsun kerata o zaman.
SUNUCU: Evet örgütse sen de içindesin yani.
ADNAN OKTAR: Sen de içindesin. Bak onu bile akıl edemiyor. Bir de verdiği listede çocuklardan bir tanesi, iki tanesi on altı yaşında. On altı yaşındaki iki tane çocuğa sen tecavüz etmiş oluyorsun o zaman, senin dediğine göre. Çok ağır suçtur bu, yani bayağı ciddi ağır suçtur. Yani ne konuştuklarından haberleri yok bunların yani. Kim diyor ki dört yıl beş yıl içlerinde kal diye? Sen de çete olmuş oluyorsun o zaman, senin kafana göre. Öyle bir yapı varsa, öyle bir şey varsa, sen de bunu yaptıysan, sen de suç işlemiş oluyorsun. Yani çocuk aklı yoğun olarak var. Bunlar kandırılmışlar benim gördüğüm. Zaten kendisi de söylüyor. İşte “kız” lakaplı o vatandaş, alıp bunu götürmüş ki adam tam kriminal, yani klasik psikopat böyle, dazlak, hareketler falan tikler mikler tam klasik manyak. Abisinin böyle malı mülkü bir şeyi vardı. Abisini geniş, düzlük bir alana götürmüşler. Faili meçhulle abisi öldürüldü. Bunun üstünde de kuşkular var, şüphe var. O gün bu da ortada yok, abisinin öldürüldüğü gün falan, karanlık olay. Yani birçok delil buna çıkıyor. Yani olayın içinde olmasıyla. Geçenlerde bunun yanında adam öldürdüler gene. Nereye baksan bir rezillik adamda, bir psikopatlık çıkıyor. Şimdi bu adamı ev basmada, insan kaçırmada bize karşı kullandılar. Hayrettir yani, bir de bunun ifadesini alıyor polis, sanki normal bir insanla konuşuyorlarmış gibi, buna göre de bize karşı tavır aldılar bir kısım insanlar. Yani insan kiminle konuştuğunu bilmez mi? İşkence davasında yargılanan, bize işkence yaptığı için yargılanan polise, bizim hakkımızda fezleke hazırlattılar. Kardeşim mecburen yanlı olmaz mı böyle bir şey? Çünkü biz ceza alırsak o da kurtulacak, kendi mantığına göre belki de. Onun için böyle karmaşık durumlar oluyor.
SUNUCU: Hocam bir de şu var. Mesela şimdi biz mesela gençler sonuçta nedir, evlilik kararı alacağımız zaman, ya da işte hayatımıza biri girdiği zaman, ciddi düşündüğümüz biri olduğu zaman ailelerimize gösteririz değil mi? Yani şimdi nedir, size gelip de gösterir, ailesine gösterir, hocasısınız size gösterir acaba ahlakı bana uygun mu diye. Siz buna hayır diyebilirsiniz, bu çünkü gayet siz onu yetiştirmişsiniz, emek vermişsiniz, tabi ki onun iyiliğini isteyeceksiniz.
ADNAN OKTAR: Tabi ki.
SUNUCU: Hani bu o kızlara veyahut da o bayanlara düşman olduğunuzu göstermez. Ama ahlaklı insanlar isterler ki ahlaklı insanlarla evlensinler. Ahlaklı çocukları olsun ve o kültürde yetişsinler. Hani şimdi mesela ben de bir gün evlenmeyi düşünürsem, mutlaka size gösteririm. Hani nasıldır hocam uygun mudur diye. Bu şey değildir ki yani, siz yok derseniz çocuğa düşman olmuş olmuyorsunuz yani. Sizi içeri atsa da sonuçta öğrenciniz, hani istiyorlar ya sizi hapse atmak sizi o bayan ifadeleriyle. Öyle bir şey yapsa bile zaten öğrenciniz, yine sizi dinleyecektir mutlaka. Hoca bana uygun görmedi diye. Çok ilginç.
ADNAN OKTAR: Hayır o kadar garip ki yani, o ahlakı onda bulup sevdiğine göre, o ahlakı o benden birebir alıyor. Ben eğitiyorum onu. Eski haliyle olsa zaten kabul etmez onu, hiç kabul etmez. Bu ahlakını aldığı İslami terbiyeden dolayı kabul ediyor ve istiyor. Bana daha gelir gelmez daha haftasına, hatırlıyorum, hocam dedi biraz aceleci olacak ama ben dedi işte Gökalp’le evlenebilir miyim? Hatta bir de sazanlık yapıyor olabilirim ama dedi, sazan deyince ben de anlamadım ne sazanlığı dedim. Balık aklıma geldi, şu sazan balığı. Yani balıkla bağlantısını kuramadım. Nedir bu sazan dedim.
SUNUCU: Atlamak.
ADNAN OKTAR: Yani böyle üstüne atlamak, o anlamda dedi. Pek normal bir şey değil tabi. Görür görmez sanki böyle, değil mi? Evet. Allah hidayetlerini artırsın. Mesela bunlara da öyle, normalde fakir kızlardı bunlar. Birdenbire arabaları oldu o ikisinin, saksonun da öbür kızın da, o abisi ensest ilişkiye zorladı dedi, abisiyle ilişkiye girdiğini iddia eden. Mesela ikisinin de arabası var şu an. Yurt dışına gidip geliyorlar. Evet, tabi. Uğraşanlar benim anladığım biraz kesenin ağzını açmışlar. Yani tabi araştırılsa çok daha detaylar çıkabilir. Ama detayları, insan şimdi oturup da bunların üstüne gitmeyi istemiyorum yani. Kız çocuğu olduğu için, mümkün mertebe isimleri belli olmasın, cisimleri belli olmasın böyle hani o tarzda bir politikam var, tavrım var. Evet, sor bir soru daha sor bakayım.
SUNUCU: “Yargıtay’da hepsi sizin lehinizde olan üç yüz elliye yakın savunma klasörünüzün olduğunu söylediniz. Buna karşın Yargıtay’dan bir bayan hâkimin, eğer bu kadar çok klasör varsa o zaman çok suç vardır diye bir sözü olduğunu da aktardınız. Bir hâkimin yüzlerce klasörlük savunma delili içeren dosyalarla ilgili bu yorumu yapması ancak bu klasörlerdeki delilleri okumamış olmasından kaynaklanıyor şüphesini doğurdu bende. Sizin bu konu hakkındaki düşüncelerinizi merak ediyorum” diye sormuş İznik’ten Gözde Ekmekçi.
ADNAN OKTAR: Bayağı bir hukuk bilgisine sahipler maşaAllah. Evet, böyle bir şey oldu hakikaten. Yargıtay’da bir bayan üye, klasörleri görünce, işte diyorum ya, bayağı beni hapse sokmak için böyle bir istek insanlarda oluyor. Üç yüz elli klasörü görünce; orada iki yüz klasördü, sonra üç yüz elli klasör oldu yani detayları. Bu kadar klasör iddiası varsa, yani iddia ediliyorsa, bu kadar klasör varsa, bu üç yıl da az demiş. Daha da artırılması gerekiyor, altı yıl falan. Bir altı yıl da buradan alsa, on iki yıl. Bir on iki yıl da başka bir yerden, yirmi dört yıl. Ama illa ki bir hapse gir, bir de sağlam olsun şöyle. Hatta ömür boyu olsa, daha da bir rahatlayacaklar gibi bir üslupları var. Yani ben bu Türkiye’deki bu stilin, bu ruhun zamanla kalkacağına inanıyorum. O onu hapsettirmeye çalışıyor, o onun ayağına çelme takmaya çalışıyor. Yani bak hedefine ulaşmak için. Bir de evlenmek için beni hapsettirmeye çalışıyor. Biri para için beni hapsettirmeye çalışıyor. İki yüz milyar peşin vermişler, iki yüz milyar sonra alacaksınız, iş bittikten sonra. Sanki kamyon satıyorlar yani böyle. İki yüz milyar önceden, iki yüz milyar da arkadan alacaklar yani ne varsa ortada? Yani Müslümanları hapsettirmenin karşılığı buymuş. Yani o parayı sen nasıl harcayacaksın öyle, nasıl bir vicdan bu? Değil mi? Ki harcıyorlar gördüğüm kadarıyla öyle bir sorunları da yok. Ben müthiş acıdım o dönemde, yani şimdi geri göndersem vicdanen kabul edilecek bir şey değil. Her duyduğumda bir ayrı acayiplik oldu.
SUNUCU: Ne zaman öğrendiniz hocam hani böyle kötü işlere bulaştığını falan?
ADNAN OKTAR: Bu sakso denenin, ben onunla konuşurken, önce dedi ki ben satanistlerle de görüşüyordum o zamanlar dedi. Ben anladım yani üslubundan. Ataköy’deki satanistlerle görüşüyormuş. Ben o kadar önemli görmedim, çünkü çok kolay zaten. İman etmiş, bir şey değil gibisinden gördüm. Satanistler dedim o kadar önemli değil, çekineceğimi filan zannetti belki böyle şey yapınca. Sonradan arkası gelmeye başladı. Bu, bir kız arkadaşı sonra bilgi verdi. Bir kursa dedi, ismini biliyorum kursun, bu hırsızlık yaptı dedi, bilezikleri kızın çantasından almış, abisi de bunun çantasında bulmuş, saksonun çantasında bulmuş, almış götürmüş resimlerin üstüne asmış. Onun, kursta oluyor ya öğrencilerin resimleri, onun üstüne asmış. Orada rezil rüsva olmuş. Herkes biliyor, yani böyle bir hırsızlık yönü var. Ama bu net yakalananı inşaAllah. Kokain işini de çok sonra öğrendim, yani kokain içtiğini. Mesela ben burnunu doğal olarak öyle zannediyordum, deforme olmuş. Yani bunlar şey değil yani bunlar affedilmeyecek, vazgeçilmeyecek şeyler değil. Mesela birçok kişiyle ilişkiye girmiş. Cahillik etmiş olabilir, o zamanlar on sekiz yaşında filanmış, lise yıllarında. Olabilir cahillik etmiş olabilir yani bunu yaptı diye onu ateşin içine itemeyiz. Yani zaten batmışsın sen, iyice bat diyemeyiz. Vargücümle kurtarmaya çalıştım, yani uğraştım. Annesiyle de sonra getirip tanıştırttı. Ona da iyi davrandım. Annesi bu sefer bizle, babası bir iş yapıyor adam evde, ona bir ortak olalım dedi. Yani çok gıcık hareketler. Hemen daha selam verdim mi zaten... Genelde de öyle. Yani kiminle görüşsem ya evinin bir borcu oluyor, ya birşeyi oluyor. Selamun Aleyküm daha yani daha dördüncü gününde başlıyorlar. Yani çok rastlıyorum. Çok nereye gitsem. Ya bilmem neyin taksidini ödemeye... Yani beni böyle dünya bankasının genel müdürü gibi falan görüyorlar. Halbuki hiç malım mülküm yok benim. İnşaAllah. Sonra borç para istedi kadın. O da yok dedik. Sonra bu evlenelim mektuplarına başladı. Ben dedi kocamdan ayrılayım seninle evleneyim. Destan gibi, acayip yetenekli kadın ya. Yani muazzam yazıyor, sayfalarca. Defalarca yırttım yani espri yaptım kızının yanında da böyle şeyler yazmasın diye. Sonra meşhur işte o CD’yi gönderdi. Oturmuş kötü kötü danslar öğrenmiş böyle abuk, sabuk hareketler. İnşaAllah. Ama son mektuplarında hırçınlaşmıştı. Yani sert bir üslup kullanıyordu böyle. Daha önce saygılıyken, sert böyle...
SUNUCU: Elde edememeyle düşmanlığa mı dönüştü gibi...
ADNAN OKTAR: Evet. Çok kötü fikirleri var. Diyor ki işte seninle evlensek biz işte çok müthiş birşey kazanırsın. Senin ne özelliğin var yani bir de ne zorum ayrıca yani. 45 yaşında kadınla oturup böyle. Hasta bakıcı mıyım ben? Ne yapacağım kendisini? Gitti sonra beğenmem diye gitti silikon yaptırdı. Yani plastikle benim, naylonla ne işim var? Ne yapacağım yani? Banane senin silikonundan? Yani bilemiyorum ben bunlarla ne yapacağım yani. Ama inan, hepsine acıyorum. Hepsine de şefkat duyuyorum. İçimde inan zerre miktar öfke yok.
SUNUCU: Hocam, sizin mesela ona karşı birşey hissettiğinizi filan içten içe kuruyor, düşünüyor özellikte miydi yani. İçten kuruyor mu olmayan birşeyleri? Çünkü öyle özellikteki kişiler de var. Mesela siz ona sadece acıdığınız için ya da işte Allah yoluna gelmesi için şefkat gösterirsiniz ama, o zanneder ki işte demek ki bana birşey hissediyor ki bana yardım oluyor gibi. Öyle birşeyi var mıydı? Birçok kişinin ortak sorunu...
ADNAN OKTAR: Muhtemelen öyle. Ben çok coşkulu olduğum için acayip sevgi doluyum.
SUNUCU: Çünkü siz çok şefkatli birisiniz, ufacık bir kedi bile gördüğünüzde...
ADNAN OKTAR: Yani sevgim şiddetli olduğu için, kim olsa öyle anlar. Yani o şekilde hissedebilirler. Kediye de öyle mesela parçalarcasına sevmek istiyorum sevdiğimde mesela. Tavşan da öyle... Yani bütün hayvanlara mesela kuzulara karşı öyle, çiçeklere öyle... Mesela gül olsa gider okşarım gülü. Mesela koklarım, uzun uzun bakarım. Bütün çiçeklere karşı öyleyim. Özel olarak dururum. Muhtemelen kendi kendine öyle bir çıkarım mı yaptı, artık kendi aklının birşeyi... Bir de adam da evli de yani adamla evli de. Yani ne alakası var. Bu kadar çılgınca bir düşüncesi var, çılgınca birşeyi. Sonra da işte gördüğüm kadarıyla bu işe girdi yani yoğun bir faaliyete girdi. Aleyhimize internette yazılar yazdı. İpsiz sapsız böyle hakaretamiz.
SUNUCU: Belli sitelerde mi yoksa paylaşım siteleri gibi yani facebook...
ADNAN OKTAR: Yok, yok normal sitede. Biz mahkeme kanalıyla defalarca kapattırdık. Yine açtırdı, yine kapattırdık. Yine açtırdı, yine kapattırdık. Akla hayale gelmedik iftiralar. Hızını alamadı bu sefer de kızını gönderdi, şikayetçi yaptı yani gizli şahid olarak göndertti, şikayetçi oldu. O da yine böyle abuk subuk akla hayale gelmeyecek şeyler söyledi. Yıllardan beri madem böyle bir ortam var niye durdun o zaman? Madem çete olduğuna kanidin, senin ne işin vardı orada? Yani kanisen sen de o zaman çete mensubu olmuş oluyorsun o zaman. 3 yıl kaldığına göre.
SUNUCU: Amacın ne yani burada bulunmanın.
ADNAN OKTAR: 3 yıl kaldığına göre sen de çete oluyorsun o anlattıklarına göre. Değil mi? Bir de öyle bir yapı olsa sen her gün gelir misin? Öyle birşey olsa gelir misin her gün?
SUNUCU: Asla hocam. Görür zaten der burası bana uygun değil der ve gider yani...
ADNAN OKTAR: Tabi ki.
SUNUCU: Mantık ve akıla sığacak birşey değil.
ADNAN OKTAR: Annen defalarca niye geldi o zaman? Niye mektup gönderdi? Demek ki güvende gördü. Mesela öyle bir mektubu benim ele vermeyeceğimi düşünmesi bile benim ne kadar güvenilir olduğumu gösterir. Bana bu kadar güvenmese, yani akla hayale gelmeyecek şeyler yazmış mektuba yani. Çok müstehcen yazdığı mektuplar. Mesela gönderdiği film, CD’ye almış. Film gönderdi. Yani bu müthiş bir güven değil midir? Ben onu mesela Allah vermesin, mesela delil olarak mahkmeye sunmuş olsam. Ne olur bu kadının durumu?
SUNUCU: Ki Türkiye’de...
ADNAN OKTAR: Yani Allah esirgesin. Ve hiçbir şekilde yapmayacağım birşey. Yapmam. Yani herşeyi çözecek bir film mesela.
SUNUCU: Bu size zaten çok güvendiğini gösteriyor.
ADNAN OKTAR: Tabi. Bu güven artı. Bak evli bir kadın bunu yapıyor. Güven artı güven artı güvendir bu. Kızını gönderiyor. Güven artı güven artı güvendir. Yani demek ki her yönden güveniyorsun. Bu rezilliğe ne gerek var bunlara? Bir de zorla olan birşeyden ne çıkar yani? Beni tehdit ederek... Tehdit girdi mi sevgi biter. Seviyorsan gene sev. Hayır, ben gene seviyorum yani. Onu da seviyorum, onları da yani çocukları... Ben acıyorum onlara. Yani bu Gökalp’in kerataya da... Ondan sonra, hepsine acıyorum. Benim ruhumda öfke olmaz, kin olmaz, nefret olmaz. İsterse yine iftira da atsınlar fark etmez bana. Ama o “kız” lakaplı herif çok ahlaksız o. Yani herşeyin başı o. inşaAllah. Çünkü her türlü ahlaksızlığın, batağın içerisinde. Defalarca polis gözaltına aldı. Yani ikinci adresi gibi. Mesela polisi kandırmaya kalktı. Her türlü numarası var. Mesela suç işleyip bir yere kaçtı bu, polisi aldatacak bir oyun oynamış. Onu tespit ettik. Oradan da şimdi bir durumu var. inşaAllah. Ama tam tipik kriminal. Geçenlerde televizyonda vardı birden bire; abisinin cinayetine karışması konusu geçince birden deli tikleri başladı onun böyle hasta o, ruh, yani psikolojik olarak sorunlu birşey...
SUNUCU: Panik atak gibi mi?
ADNAN OKTAR: Panik atağı başladı evet. Konuşuyordu adam, konuşan kişi... İsim vermiyorum ki anlaşılmasın diye. Konuşmacı dedi ki, birşey açıklamışlar dedi seninle ilgili dedi. Hemen anladı onun neyi kastettiğini. Birden panik atağı başladı böyle hareketler filan tikler... Yani acayip birşey oldu.
SUNUCU: Sinir, heyecan ve korku panik atağı tikler.
ADNAN OKTAR: Tabi. Çünkü abisinin hakikaten öldürülmesi son derece karanlık. Yani o, o anda ortada yok. Ve geniş bir araziye götürülüyor abisi ve abisinin malı mülkü de buna kaldı. Yani çok çok karanlık. Tam bir psikopat yani.
SUNUCU: Şey mi hocam, annesi babasının üzerine değil mi mal varlıkları?
ADNAN OKTAR: Abisinin malı... Yani şimdi detay verirsem tabi anlaşılır. Onun için o kadar şey yapmıyorum. Abisinin bir yerleri vardı, bunun eline geçti şu an. Yani...
SUNUCU: Ciddi anlamda bir varlık...
ADNAN OKTAR: Evet ciddi anlamda. Bakın bir psikopat yani. Önü yok, sonu yok. Geçenlerde birisini öldürdüler, gene bu da olayın içindeydi. Yani böyle cins bir tip. Mesela ev baskını, adam kaçırma bu şeylerde görev alan bir tip. Yani böyle kriminal bir tip. Rezzan Aydınoğlu’nun da çok iyi tanıdığı bir isim. Avukat Rezzan Aydınoğlu’nun. Bunun olayı olmuştu, gitti onu gitti polis evi basmıştı Rezzan Aydınoğlu da oraya gitti onu kurtarmak için uğraştı orda. Değil mi?
CİHAT GÜNDOĞDU: Evet
OKTAR BABUNA: Anında hemen.
ADNAN OKTAR: Evet. Bu annelerden, meşhur anne denilen kadınlar da,   gittiler.
OKTAR BABUNA: Evet onlar da gittiler.
ADNAN OKTAR: Polis eve girdi bunu yakalamak için bulamadılar evde. Evine baskın yapıldı. Yani, Allah böyle insanların tabi kötülüklerinden bütün insanları korusun.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Ama tabi her zaman için affetmek en güzelidir. En doğrusu olanı gene de içimde her ne kadar bir öfke olsa da onu bastırıp Allah rızası için gene şefkatle bakıyorum.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ama kız çocuğu, kadın dedin mi hakikaten içime hiçbir öfke gelemiyor. Yani mümkün değil. İsterlerse beni asın acıyorum yani. Aklıma başka bir şey gelmiyor.
SUNUCU: Hocam. Peki, bu bayanın eşi bu olaylardan haberdar olmuştur herhalde. Tepkisi nedir?
ADNAN OKTAR: Adam, yani şey derler ya şöyle alnında çıkıntı olan bir şeyler diyorlar böyle.
SUNUCU: Evet
ADNAN OKTAR: Yani o tarz bir şey adam. Yani çok değişik bir tip.
OKTAR BABUNA: Evet
ADNAN OKTAR: Şimdi son zamanlarda böyle bir haşin havalara girmiş, yani biraz gelişmiş diyelim, yani o tarzda alnında çıkıntı derken.
SUNUCU: Evet. Devam edelim mi hocam soruyla? “Programınızı beğenerek izliyorum aynı zamanda bir hukukçu gözüyle takip ediyorum. Gözaltına alındığınızda size ve arkadaşlarınıza işkence yapıldığını biliyoruz ayrıca gözaltına alınan kişilere işkence yapan görevliler hakkında devam eden bir işkence davası olduğunu da biliyoruz. Böyle bir durumda işkence davasının sizin davanızla bekletici meselesi, bekletici mesele olması gerekmiyor mu” diye sormuş bir izleyicimiz.
ADNAN OKTAR: Aslında şimdi o Yargıtay içtihatı var bu konuda. Yani bekletici mesele yapılması gerektiğine dair Yargıtay içtihatları var. En iyisi tabi sonucu beklemek. Biz Yargıtaya ve hakimlere güveniyoruz.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
ADNAN OKTAR: İnşaAllah hayırlı bir şeyler çıkar.
SUNUCU: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: Ya Allah Bismillah Kuran’a bir niyet ederek açalım bakalım. Şeytandan Allah’a sığınırım, Rad Suresi (19-30) “Peki, sana Rabbinden indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen kişi, o görmeyen (a'ma) gibi midir? Ancak temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünebilirler.” Yani bir insanın aklı temizse öğüt alıp düşünür ama aklı kirliyse öğüt alıp düşünemiyor. “Onlar Allah'ın ahdini yerine getirirler ve verdikleri kesin sözü (misakı) bozmazlar.” Müslüman Allah’a bir söz verdi mi yerine getirir, misakı bozmaz kalleşlik yapmaz, oyun oynamaz, münafıklık yapmaz. “Ve onlar Allah'ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi ulaştırırlar. Rablerinden içleri saygı ile titrer, kötü hesaptan korkarlar.” Bak Allah’tan korkma var demek ki. Diyor ki, Rablerinden içleri saygıyla titrer. Bunu Allah güzel görüyor. Cübbeli de bunu beğenen bir üslubu yok. Değil mi? “Ve onlar-Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı dosdoğru kılarlar”,-namazı kılacağız-, “ve sabrederler” bak Allah önce bir sabrı söylüyor başlangıçta, mesela ne olacak, insanlar zulmedecek sabredeceksin, iftira edecekler sabredeceksin, haksızlığa uğrayacaklar sabredeceksin, eğer bunlar yoksa ben sabrediyorum dediğinde bir insan, neye sabrettin dendiğinde nasıl neyi açıklayacak. O zaman bu ibadetin olması için demek ki böyle şeyler olması gerekiyor. İftiraya uğrayacaksın, saldırıya uğrayacaksın, zulümle karşılaşacaksın, haksızlıkla karşılaşacaksın ve affedeceksin ve sabredeceksin. Bu bir ibadet. Namaz gibi, oruç gibi, zekat gibi Allah bakın önce ne diyor. “Ve onlar Rabblerinin yüzünü hoşnutluğunu isteyerek “–ne isteyerek; Allah’ın rızasını isteyerek, amaç bu sadece Allah’ın rızasını isteyerek, ne yaparlar; birinci sabrederler diyor Allah, mühim bir ibadet olarak. “Namazı dosdoğru kılarlar”, ikinci olarak namazı söylüyor Allah. Çünkü mesela bunlar bize zulmediyor ve iftira atıyor bu çocuklar biz ne yapıyoruz, affediyoruz ve sabrediyoruz ve şefkat gösteriyoruz. Bundan bir sevap alıyoruz. Namazı dosdoğru kılıyoruz, beş vakit namazımızı değil mi, sünnetine uygun kılıyoruz ve sevap alıyoruz. “Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler.” Biz ne yapıyorduk bu çocuklara, para veriyorduk, destekliyorduk. Ama Allah vermedi, işte böyle bir cahil hava içerisine girdiler. Daha fazla para onların gözünü döndürdü demek ki. Ve gizli bak diyor. Biz de gizli veriyorduk paraları. “Ve açık infak ederler.” Bir de alenen parayı vermek vardır mesela fakire fukaraya açıkça vermek.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR: “İşte onlar bu yurdun dünyanın güzel sonucu, ahiret mutluluğu onlar içindir.” Bu nedir biliyor musunuz? Bu yurdun dünyanın güzel sonucu, yani dünya hakimiyeti. Değil mi, ahiret mutluluğu onlar içindir. Ahirette de mutlu olacaklar diyor cennete gidecekler diyor Allah inşaAllah. “Onlar Adnan cennetlerine girerler.” Evet benim ismim olduğu için her aklıma geldiğinde çok hoşuma gidiyor.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah maşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: MaşaAllah.
ADNAN OKTAR: Adnan cennetlerine girerler. “Babalarından”, cennette kimlerle beraber, babalarımızla beraber olacağız inşaAllah, müminseler eğer.
OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Eşlerinden”, evliyse eşiyle beraber “ve soylarından”, çocukları, evladı aile, onlarla beraber. Bak Allah şartı söylüyor: “Salih davranışlarda bulunanlar da Adnan cennetlerine girerler.” Salih samimi olacak. “Melekler onlara hep bir kapıdan girip şöyle derler: Sabretmenize karşılık,” bak sadece onu söylüyorlar. “Sabrettiğinize karşılık selam size, dünya yurdunun sonu ne güzel.” Neye sabredeceğiz? Zulüm yoksa haksızlık adaletsizlik yoksa sabır da yoktur. Bu ibadetin olması için bunların olması şart. Onun için bunlar niye oluyor demiyoruz biz. Allah’tan rahmet olarak oluyor bunlar. Sevap kazanıyoruz. “Allah’a verdikleri sözü onu kesin olarak onayladıktan sonra bozanlar.” Kalleşlik yapanlar, kahpelik yapanlar, Müslümanlara karşı oyun oynayanlar. “Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi kesip koparanlar” yani Kuran ile İslam ile bağlantısını kesenler. “Yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar” iftira atarak hakaret ederek ahlaksızlık yaparak bozgunculuk fitne çıkaranlar, “işte lanet onlar içindir”, Allah onlara lanet ediyor “ve yurdun kötü olanı da onlar içindir.” Cehenneme gidecekler diyor Allah. “Allah dilediğine rızkı genişletip yayar.” İsterse zengin eder, Allah’a hamdolsun Allah bizleri zengin ediyor “ve daraltır” fakir de yapabilir diyor Allah, azaltabilir de. “Onlar ise dünya hayatına sevindiler.” Yani biraz paraya biraz çıkara biraz işte desteğe sevindiler. “Oysaki dünya hayatı, ahirette (ki sınırsız mutluluk yanında geçici) bir meta'dan başkası değildir.” Çok kısa bir süre sonra bize iftira atanlar da ölecek, bizler de öleceğiz, bütün dünya ölecek, herkes ölecek. Ahirette hesap verecekler. Sıra sıra dizilecekler Allah sorduğunda bu iftiraları niye attınız dediğinde bunları teker teker açıklamak durumunda kalacaklar. “İnkâr edenler: "Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya!" derler. De ki: "Şüphesiz Allah, dilediğini şaşırtıp-saptırır”,-isterse yani saptırır, yani anormal yola sokar, yani İslam’dan Müslümanlıktan sapkın muhbir ve ahlaksız konuma getirir -, “kendisine katıksızca yöneleni de dosdoğru yola yöneltip-iletir.” Ama bak Kendisi’ne katıksızca yöneleni, nasıl olacak, katıksız ne demek, samimi, alabildiğine samimi, halisane, Allah’ın şartı bu. Dosdoğru “İhtinassıratınmüstakim” inşaAllah; yola yöneltip iletir. “Bunlar iman edenler ve Allah’ın zikriyle mutmain olanlardır” bakın iman etmiş kalpleri Allah’ın zikriyle, Allah sevgisiyle itminana kavuşmuş, dengelenmiş olanlardır “haberiniz olsun dikkat edin bak kalpler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur.” Bizim kalplerimiz niye böyle ferah; Allah’ın zikriyle mutmain oluyor. Başka türlü insanlar asla mutlu olmaz. Bakın dünyadaki mutsuzluğun nedenini Allah burada tek bir ayetle açıklıyor. “...haberiniz olsun kalpler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur.” Ne eroinle, ne kokainle, ne içkiyle, ne gezmeyle, ne tozmayla olmaz, Allah’a tam teslim olarak olabilir. Kaç dakikamız var?
SUNUCU: 3 dakika
ADNAN OKTAR: 3... Peki birkaç ayet daha okuyayım Şeytandan Allah’a sığınırım “iman edip salih amellerde bulunanlar” bakın hep Allah bunu diyor iman etmek ikinci salih yani samimi olmak bulunanlar “ne mutlu onlara” diyor Allah, “varılacak yerin güzel olanı onlarındır. Böylece biz seni kendisinden önce nice ümmetler gelip geçmiş olan bir ümmete elçi olarak gönderdik. Sana vahyettiklerimizi onlara okuyasın diye (Kuran’ı onlara anlatasın diye) oysa onlar Rahmana nankörlük ediyorlar (kalleşlik, kahpelik yapıyorlar) “De ki; O benim Rabbimdir Ondan başka İlah yoktur. Ben ona tevekkül ettim” yani herşey Allah’ın kontrolündedir. Kader yaşanıp bitmiştir, Allah’tan başka güç sahibi yoktur, sizin yaptığınız bu iftiralarda bile size bu gücü veren Allah’tır. “Ve son dönüş O’nadır.” hepimiz Ona döneceğiz İnşaAllah.
OKTAR BABUNA: Allah razı olsun
SUNUCU: Hocam zaten bir şeyde belirtiliyor bu, Allahuteala istediğine iman veriyor ama isteyene pardon isteyene iman veriyor ama istediğine para veriyor. Yani parayı da veren, zenginliği de veren...
ADNAN OKTAR: Tabii ki
SUNUCU: Bütün mülklerin sahibi zaten Allah
ADNAN OKTAR: Ah, kurban olurum ben seni yaratana. Çok güzel ahlaklısın sen
SUNUCU: Hocam, çok önemli bir şey anlatacağım. Bu bölümde, çünkü siz en son bana birşey söyle diyeceğiniz için hazırlandım.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah
SUNUCU: Şimdi Peygamber Efendimiz(sav) bir gün oturuyor böyle ve Ebu Cehil geliyor. Bakıyor Peygamber Efendimiz (sav)’e ve diyor ki, “ya Muhammed sen ne kadar çirkinsin” diyor. Peygamberimiz (sav) şöyle bir bakıyor “evet, haklısın” diyor, “doğrudur” diyor. Aradan bir 5-10 dakika geçiyor, Hazreti Ebu Bekir geliyor. Peygamber Efendimiz (sav)’e bakıyor ve diyor ki, “ya Muhammed sen ne kadar güzelsin” diyor. “Doğrudur” diyor o da.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah
SUNUCU: Yanında oturan ufak çocuk da soruyor “ama demin size dediler ki çirkinsin, evet.. Şimdi de güzelsin, evet diyorsunuz. Bu nasıl iş, diyor. Peygamber Efendimiz (sav) diyor ki...
ADNAN OKTAR: Bu nasıl iş, demez. Hikmeti nedir bunun, der.
SUNUCU: Yani, nasıl bir olay, diyor. Peygamber Efendimiz (sav) de diyor ki, “kişi içindeki duyguya göre bakar ve içinde hissettiğine göre seni görür.”
ADNAN OKTAR: “Ben bir aynayım” diyor… “Bana bakan kendini görür.” diyor, değil mi?
SUNUCU: Evet, kendini görür diyor, evet.
ADNAN OKTAR: Doğru söylüyorsun, maşaAllah.
SUNUCU: O çok güzel bir gözle baktı, beni güzel gördü.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah
SUNUCU: Ama o çok kötü bir gözle baktı ve beni çok çirkin gördü.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Sen dünyalar tatlısısın sen...
SUNUCU: Sağ olun
ADNAN OKTAR: Babana annene yine buradan da selam ediyorum, seni çok güzel yetiştirmişler. Sen, kuzu gibisin, aslansın ve şahane bir milliyetçilik yönün var.
SUNUCU: Sağ olun hocam
ADNAN OKTAR: Vatana millete çok hayırlı bir evlatsın, maşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin, babanla annenle hep birlikte, inşaAllah.
CİHAT GÜNDOĞDU: İnşaAllah
OKTAR BABUNA: İnşaAllah
SUNUCU: Evet, bitmiş Hocam programımızın süresi maalesef.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah
SUNUCU: Böyle su gibi geçiyor, iki saat nasıl geçiyor ben hiç anlamıyorum.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah
SUNUCU: Evet, bugün itibariyle Çay TV’de yayınlanan programımızın sonuna geldik. Başka bir programda görüşmek dileğiyle, Allah’a emanet olun diyorum, hoşçakalın.

09 Ekim 2009



Bu eserin deşifre dosyasını indirmek için tıklayın
Bu eserin MP4 versiyonunu indirmek için tıklayın (iPhone, iPod)


  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Harun Yahya - Filmler Film listesi için tıklayın
Lütfen Bu Eser İçin Yorumlarınızı Belirtiniz
Post To MySpace! Share To FriendFeed  
   
   


 Bu Eser Türü ile İlişkili Diğer Dillerdeki Eserler
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY THE WASHINGTON POST (October 26, 2009) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR BY HESHAM TILLAWI ON REPUBLIC BROADCASTING NETWORK (Texas, USA) (December 19, 2009) (English) 
ADNAN OKTAR AND SANHEDRIN RABBIS ON LIVE TV PROGRAM (December 1, 2009) (English) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AL QURAN AL KAREEM RADIO OF AUSTRALIA (October 22, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY UMMAH RADIO (UK) (July 26, 2009) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON ONE LEGACY RADIO (LOS ANGELES, USA) (February 16, 2010) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY COLOMBIA STATE RADIO (September 25, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ISRAEL NATIONAL RADIO (August 13, 2009) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN İCTİMAİ RADYOSUYLA TELEFON DANIŞIĞI (16 Yanvar 2009) (Azerbaijani) 
ADNAN OKTAR AND RABBI MENACHEM FROMAN ON LIVE TV PROGRAM - with subtitles - (November 10, 2009) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY KBYR RADIO (ALASKA) (October 19, 2009) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON UMMAH RADIO (UK) (October 31, 2009) (English) 
ADNAN OKTAR AND RABBI YEHUDA GLICK ON LIVE TV SHOW (December 3, 2009) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN TV REPORTAJI (11 İyun 2008) (Azerbaijani) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY DOGU TV (February 27, 2008) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN KASPİ QƏZETİ REPORTAJI (19 Sentyabr 2008) (Azerbaijani) 
A LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY KEVIN BARRETT- AMERICAN FREEDOM RADIO (May 2, 2009) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN DÖVLƏT RADYOSUYLA TELEFON DANIŞIĞI (25 Avril 2008) (Azerbaijani) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AL JAZEERA TV (Istanbul - August 6, 2007) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AL-QUDS (November 17, 2008) (English) 

.....:::::::::: BU ESER İLE İLİŞKİLİ DİĞER TÜRLER ::::::::::.....
 Filmler
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (20 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN AWAZ FM (İSKOÇYA) TELEFON KONFERANSI (23 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN TIMOTHY FURNISH RÖPORTAJI (14 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN TURKIYEPOST RÖPORTAJI (19 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN TÜRKMENELİ RÖPORTAJI (22 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN TÜRKTIME RÖPORTAJI (14 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -1- (İstanbul, 20 Aralık 2007)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -3-(12 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN YENİ MUSAVAT GAZETESİ RÖPORTAJI (11 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN CNNTURK RÖPORTAJI (20 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 9 VE KRAL KARADENİZ TV RÖPORTAJI (16 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA RÖPORTAJI (17 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (1 Aralık 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN NEWS TALK NEWS 1070 KNTH RÖPORTAJI (HOUSTON, TEKSAS, ABD) (21 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KURV TALK RADIO'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (TEKSAS, ABD) (23 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN ALLAN HANDELMAN SHOW, FM TALK WZTK, KUZEY CAROLINA, ABD RÖPORTAJI (9 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (4 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -2- (29 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN DUBAİ DİYANET BAKANLIĞI RÖPORTAJI (30 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -3- (5 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (5 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN C.S: LEWIS SOCIETY & ARN (ACCESS RESEARCH NETWORK)'DEN KEVIN WIRTH İLE YAPTIĞI RADYO RÖPORTAJI (3 MART 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN THE LESLIE MARSHALL SHOW RÖPORTAJI (9 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (11 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN VİDEO KONFERANS İLE KATILDIĞI İSVİÇRE KONFERANSI (9 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (12 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (14 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (13 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (1 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (15 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (2 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (3 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (16 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (18 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN ONE LEGACY RADIO RÖPORTAJI (LOS ANGELES, ABD) (16 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN ARNAVUTLUK RADYOSU RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ - Arapça Yayın (6 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN CHANNEL ISLAM INTERNATIONAL (GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (12 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ARY TELEVİZYONU (PAKİSTAN) RÖPORTAJI (22 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (26 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ABS RADIO (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (17 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN NORTH CAROLINA ÜNİVERSİTESİ'NDEN PROF. OMID SAFI VE ÖĞRENCİLERİYLE BİR SOHBETİ (14 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (26 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -2- (İstanbul, 11 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 2.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN SUUD 1 TV (SUUDİ ARABİSTAN) RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN ISLAM CHANNEL RÖPORTAJI (21 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN CEM TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN RTBF (BELÇİKA) RÖPORTAJI (26 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇIRAĞAN'DAKİ BASIN TOPLANTISI (16 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN REYTİNG GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 3.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN İTİMAT GAZETESİ (İRAN) RÖPORTAJI (26 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN TIMETURK RÖPORTAJI (24 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 4.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN GÜRCİSTAN TÜRKİYE DOSTLUK DERNEĞİ RÖPORTAJI (8 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KRAL KARADENİZ TV'DE ORTAK YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (7 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV RÖPORTAJI (İstanbul, 3 Aralık 2007)
ADNAN OKTAR'IN THE STUDENT OPERATED PRESS İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON KONFERANSI (23 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN VISION PLUS (ARNAVUTLUK) RÖPORTAJI (11 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN TV 5 RÖPORTAJI (20 Ekim 2007) ADNAN OKTAR'IN WIENER ZEITUNG RÖPORTAJI (24 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV RÖPORTAJI (3 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN DENMARK TV (DANİMARKA) RÖPORTAJI (23 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN DER SPIEGEL RÖPORTAJI (14 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN ALMAN ART TV RÖPORTAJI (9 Mart 2008)
ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV (KÜTAHYA) RÖPORTAJI (5 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KRAL KARADENİZ'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (3 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ (SAMSUN) CANLI RÖPORTAJI (28 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV RÖPORTAJI (15 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAĞDAT TV RÖPORTAJI (2 Mart 2008) ADNAN OKTAR'IN AMERICAN FREEDOM RADIO - KEVIN BARRETT TELEFON KONFERANSI (2 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN RFA (RADIO ASIA FREE) RÖPORTAJI (3 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN CURRENT ISSUES TV - HESHAM TILLAWI CANLI TELEFON RÖPORTAJI (1 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN KASPI GAZETESİ RÖPORTAJI (19 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TREND HABER AJANSI RÖPORTAJI (1 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN FRANSIZ MEDYASI İÇİN DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI - Bölüm 1 (25 Mayıs 2007) ADNAN OKTAR'IN BASIN TOPLANTISI (5 Ağustos 2007)
ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (26 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI- 02 (24 Mayıs 2007) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN CHRISTIANITY TODAY DERGİSİ RÖPORTAJI (27 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN PATRONLAR DÜNYASI RÖPORTAJI (13 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN SKEPTIC DERGİSİNDEN ERIC MICHAEL JOHNSON RÖPORTAJI (2 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN KBYR RADYO (ALASKA) RÖPORTAJI (19 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AL ALAM (İRAN) RÖPORTAJI (23 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET RADYOSU) RÖPORTAJI (4 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN GLOBAL POST RÖPORTAJI (Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO AMERICA GORDON LIDDY SHOW RÖPORTAJI (18 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN TV 41 (KOCAELİ) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL QUETZALTECO (GUATEMALA) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN WCEV (ABD) CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (3 Temmuz 2009)
SAYIN ADNAN OKTAR'IN İSRAİL'İN SANHEDRİN HAHAMLARIYLA GÖRÜŞMESİ (1 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN İRAN TELEVİZYONLARIYLA RÖPORTAJI (13 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOSOVA BESA TV RÖPORTAJI (16 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Mayıs 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN ARTE TV (FRANSA) RÖPORTAJI (31 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN DAILY NEWS EGYPT (MISIR) VİDEO KONFERANSI (13 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN HIDAYAT TV (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (1 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (8 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR ANLATIYOR: ''DECCAL'' - 1 - ADNAN OKTAR'IN 51 KANALDA AYNI ANDA YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (16 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN İSRAİL ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI (13 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN JAMES ALLEN SHOW RÖPORTAJI (24 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (20 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN WSRQ RADIO - THE CAPTAIN'S AMERICA RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (21 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN DOĞU TV RÖPORTAJI (27 Şubat 2008)
ADNAN OKTAR'IN EDEN TV (İRAN) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABER 3 RÖPORTAJI (21 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN HIGH WYCOMBE (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (4 Eylül Cuma)
ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI SN. ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL TARİHLİ CANLI YAYINDAKİ AÇIKLAMASI
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN 1 UMMAH FM (İNGİLTERE) 'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN BLACKBURN (ILM RADIO) (İNGİLTERE)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEES FAST FM (İNGİLTERE) RADYOSUNDAKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN JESSE WOODROW RÖPORTAJI (15 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN THE GULF TODAY (BAE) RÖPORTAJI (2 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN 17 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (20 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE RÖPORTAJI (13 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN AHLULBAIT RADIO (NORVEÇ) RÖPORTAJI (15 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN REPUBLIC BROADCASTING NETWORK (ABD) RÖPORTAJI (11 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (24 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (2 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOLOMBİYA DEVLET RADYOSU RÖPORTAJI (25 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAKEDONYA RADYOSU İLE CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN - SOUTHALL (LONDRA) RÖPORTAJI (1 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN EDINBURGH (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (10 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO AL ANSAAR 'DAKİ (DURBAN, GÜNEY AFRİKA) CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (5 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO DAWN (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (30 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (29 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AL QURAN AL KAREEM RADYOSU RÖPORTAJI (AVUSTRALYA) (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ANTARA HABER AJANSI (ENDONEZYA) RÖPORTAJI (16 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN LE MONDE RÖPORTAJI (18 Mayıs 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU RÖPORTAJI (6 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN GECE TV (TOKAT) RÖPORTAJI (15 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA RÖPORTAJI (15 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV RÖPORTAJI - 2 (22 Şubat 2008)
ADNAN OKTAR'IN HABER 7 RÖPORTAJI (13 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN MANŞET HABER RÖPORTAJI (5 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY, SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN AL-QUDS (KUDÜS) GAZETESİ RÖPORTAJI (17 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMASYA TV RÖPORTAJI (21 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI (16 Mayıs 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMERICAN PUBLIC TV RÖPORTAJI (19 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN ORTADOĞU HABER AJANSI (MISIR) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN AMERİKAN HALK RADYOSU RÖPORTAJI (11 Ekim 2008)
SAYIN ADNAN OKTAR'IN POLI GAZETTE (HOLLANDA) RÖPORTAJI (2 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN AN ANBAR TV (IRAK) RÖPORTAJI (21 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN ARABNEWS RÖPORTAJI (9 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN ASIA RFA RADYOSU RÖPORTAJI (14 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN SAKARYA SRT RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN ASSOCIATED PRESS OF PAKISTAN RÖPORTAJI (6 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (25 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN EDALET GAZETESİ RÖPORTAJI (5 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI (31 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET HABER AJANSI RÖPORTAJI (14 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN HALK GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN İÇTİMAİ RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (16 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABERDEM (KONYA) RÖPORTAJI (24 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL MPL RÖPORTAJI (23 Nisan 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TV RÖPORTAJI (11 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN HABER FLASH RÖPORTAJI (1 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI - 1 -(29 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN THE NATIONAL GAZETESİ (BAE) RÖPORTAJI (28 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN AZERNEWS RÖPORTAJI (23 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN HATAY TV RÖPORTAJI (7 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI -2 - (28 Şubat 2008)
ADNAN OKTAR'IN THE WALL STREET JOURNAL RÖPORTAJI (6 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KORDON TV (İZMİR) RÖPORTAJI (27 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN MPL SATRANÇ TAHTASI RÖPORTAJI (19 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN HOPE TV (BULGARİSTAN) RÖPORTAJI (16 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN ARTE TV RÖPORTAJI (FRANSA-ALMANYA) (4 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KANAL 9'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE GAZİANTEP OLAY TV RÖPORTAJI (31 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (6 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (31 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO STATION (KUZEY CAROLINA) RÖPORTAJI (3 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (30 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI YAYINI (7 Kasım 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KANAL URFA, ADIYAMAN ASU VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Kasım 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Aralık 2009)
ADNAN OKTAR'IN MPL RÖPORTAJI (21 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN ABC TELEVİZYONU (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (10 Kasım 2009)