Harun Yahya
 

 

 
.....:::::::::: Filmler ::::::::::.....
Harun Yahya

ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE TV KAYSERİ RÖPORTAJI (27 Aralık 2009)

  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Bu eserin deşifre dosyasını indirmek için tıklayın

SUNUCU: Merhabalar kıymetli izleyenlerimiz ve dinleyenlerimiz, güzel bir hafta sonunda yeniden sizlerle birlikteyiz. Bir Adnan Oktar’la Başbaşa programın daha sizlerin karşısında olmaktan çok mutluyuz, bugün bizleri inşaAllah birçok kanaldan izliyorsunuz, birçok FM’lerden dinleyeceksiniz, ben onları size aktarmak istiyorum. Bizleri şu anda Kanal 35 ve TV Kayseri’den izliyorsunuz. Destan TV Kütahya’dan, Sefa TV Tokat, Elif TV Kayseri, Kırıkhan TV Hatay, Sun TV Konya, ART Uşak, ORT Ordu, Kanal 72 Batman, BRT Hatay, Kanal 5 Gaziantep, 21.Yüzyıl TV Fethiye, Konya TV, Tavşanlı TV, Kapadokya TV, Best TV Maraş, Kanal 56 Siirt, Kanal 78 Karabük, ART Amasya, Süper TV Tokat, MRT Osmaniye, Can TV Erzincan, Kanal 19 Çorum, Karahisar TV, Otağ TV Adana, Güney TV Hatay, Kanal 47 Mardin, Iğdır TV, Can TV Diyarbakır, Genç TV Karaman, Trabzon TV, Ort Osmaniye, Çağdaş TV Karaman, Kanal 54 Sakarya, Kanal Malatya, Ahi TV Kırşehir, Güneydoğu TV Urfa, Özge Uşak, İGRT Mersin, Venüs TV Bilecik, Özege TV Samsun, Süper TV Bursa, Kanal 3 Afyon, Mega TV Gaziantep, Mersin TV, BGRT Konya, Kanal 32 Isparta, Seyelan TV Ankara, Kanal 59 Tekirdağ, Kırşehir TV, Ufuk TV Malatya, Kanal G Giresun, Düzce TV, Şah TV Muğla, San TV Mersin, Söz TV Diyarbakır, CRT Ceyhan, ART Uşak, Kanal ATV Alanya, CRT Çorum, ERT Erzincan ve Tokat Güneş TV’den bizleri şu an canlı olarak izleyebiliyorsunuz. Bunun dışında bizleri canlı olarak internet sitelerimiz de var; www.haberhilal.com’dan ve www.harunyahya.TV adreslerinden de bizleri canlı olarak izleyebiliyorsunuz. Bizleri izleyemeyen dinleyicilerimiz için bazı frekanslarımız var bizleri radyolardan dinleyebileceğiniz. Bizleri şu an Mavi Karadeniz FM 106.4, Yıldız FM 87.7 Tekirdağ’dan, Körfez Radyo 104.4 Hatay’dan, Kafkas FM 95.5 Kars’tan, Adıyaman’ın Sesi Radyosu ASR FM 96.0’dan, Amasya Radyo Gül 102.5’den, Kent FM 90.0’dan, Iğdır FM 93.0’dan, Ergani Radyo 93.3 Diyarbakır’dan, Bingol FM 102.0’dan, Kahramanmaraş Best FM’den, Radyo Star 94.0 Aksaray’dan, Emek Radyo Mardin 101.0’den, Genç Fm 93.3. Karaman’dan, Siverek Radyo Urfa’dan, Renk Radyo Karaman’dan, Keyif FM 92.7 Nevşehir’den, Enerji Radyo 90.0 Ordu’dan, Radyo Star 94.0 Aksaray’dan ve Radyo 37 Kastamonu 95.2 frekanslarından bizleri canlı olarak bizi dinleyebilirsiniz. Evet Hocam hoş geldiniz programımıza.

ADNAN OKTAR: Hoş bulduk maşaAllah, nefes gerekiyor. Elhamdülillah bütün Anadolu’yu saydın, bütün değerli kardeşlerimizi güzel şehirlerimizi, zaten insanın içi coşuyor maşaAllah duyunca.

SUNUCU: Gerçekten, sizler de hoş geldiniz.
OKTAR BABUNA: Hoş bulduk sağ olun.
SUNUCU: Teşekkür ederim, nasılsınız Hocam?

ADNAN OKTAR: Allah’a hamdolsun, sizlerde sefa geldiniz, nur getirdiniz.

SUNUCU: Teşekkür ederiz Hocam.
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun.

SUNUCU: Bu güzel hafta sonunda bu güzel Pazar gününde inşaAllah bizlere çok daha güzellikler katacak bir hafta sonu olacak Hocam. Nasıl başlayalım Hocam? Sorularımız var, sizin çok güzel anlattığınız şeyler var. Hangisi ile başlamak istersiniz programımıza?

ADNAN OKTAR: Evet, mutat üzere siz yine de bir soru sorun.

SUNUCU: Evet Hocam çok güzel yazılar geliyor gerçekten internetten çok güzel mailler gönderiyorlar sevgili izleyenlerimiz ve dinleyenlerimiz bizlere, onlara çok teşekkür ediyoruz. ahirzamansohbetleri@hotmail.com adreslerinden bizlere fikirlerinizi, görüşlerinizi, sorularınızı yazmaya devam edebilirsiniz. Böyle güzel bir maille başlamak istiyorum Hocam, “Sevgili Hocam, sizi insanlar överken mütevazi duruşunuz çok güzel bir davranış, yüzünüzdeki nurun farkında mısınız acaba, sizi seven bizlerde Harun Yahya külliyatını insanlara anlatırsak ekibinizden sayılır mıyız?” demiş Bilal Yavuz kardeşimiz.

ADNAN OKTAR: Ne sevimli şeyler bunlar yani maşaAllah, ekip. Müslümanların tamamı bir ekip zaten inşaAllah. Bu ahir zamanda bütün Müslümanlar Mehdi (a.s.) ordusudur, hepsi yani isteyende istemeyen de, istemese de hizmet eder Mehdi (a.s.)’ye, istese de hizmet eder. Ama sevenler icabet talebeleri oluyor, evet icabet onların yapacağı şey ahir zamanda bizler de nasıl Mehdi (a.s.) öncüsüysek, Mehdi(a.s.)’ye ortam hazırlıyorsak onlarda Mehdi(a.s.)’ye ortam hazırlayacaklar, öncülük yapacaklar, zemin hazırlayacaklar. Said Nursi ne diyor “ben bir piştar neferiyim” diyor, öncü bir askeriyim diyor, biz de öyle öncü askeriyiz. En güzel şey, en iyi hizmet nedir biliyor musunuz? İmanı derinleştirmektir. Yani dünyada en mükemmel hizmet budur. 10 tane tam kamil imanlı insan olsun, 10 tane, Allah dünyaya İslam’ı hakim eder. Ama tam böyle bi hakkı, Peygamber imanı gibi, çok sağlam imanın üstünde duracaklar. Bunun içinde çok sağlam bir samimiyet gerekir, çok candan samimiyet. Şu dünyadan bir geçmek, Allah’ı deli aşık olarak sevmek... Bak ne güzel Allah’ımız kendini bilen ve kendini seven ruhlar yaratmış. Ve Allah sevilmek istiyor ve beni sevin ben de sizi seveyim diyor Cenab-ı Allah. Benim emirlerimi yerine getirin, beni sevdiğinizi oradan göreceğim diyor Cenab-ı Allah bileceğim. Yani bilmeye ihtiyacı yok, biliyor da siz bilin diyor yani siz kendinizin ne olduğunu anlayın diyor. Biz eğer Allah’a hizmet etmez de böyle çilelerden zorluklardan geçmezsek, ruhumuzda muazzam bir boşluk hissederiz yani bu bize gelmiş en büyük bela olur Allah esirgesin. Yani hayatın ve sonsuz hayatın anlamı boşalır. Ne kadar çile çekersek, ne kadar zorluk olursa, ne kadar aşkımızı Allah’a ifade edebilirsek sonsuza kadar bizim için bir zevk bu sonsuza kadar. Hoşumuza gitsin diye Allah bunu yapıyor, mesela 10 yıl çile çekmek mi zevkli 20 yıl mı? 20 yıl daha makbuldür. 20 yıl mı 40 yıl mı? 40 yıl daha makbuldür. Çünkü bu sonsuza kadar kullanılacak altın madeni gibi, ne kadar az olursa o kadar zordur. Ne kadar fazla olursa o kadar makbuldür. Onun için uzun ömür istemek lazım Allah’tan, çile için, zorluklar için yani aşk başka türlü ifade edilemez. Sabrı göstereceğiz, şefkati, merhameti, güzel ahlakı, zorlukları göreceğiz, o zaman cennetin o taşını toprağını adeta öperiz. Öpeceğiz yani ve asla bıkmayan bir muhabbetle Allah’ın tecellisini göreceğiz. Çünkü Allah sonsuza kadar kendisinin sevilmesini istiyor. Ama bihakkın sevilmek istiyor Allah, hakkı ile takdir edilmek istiyor. Ayette diyor ki Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım, “Onlar Allah’ı, Allah’ın şanını hakkıyla kadrini takdir edemediler” diyor. Yani Allah’ın şanını, Allah’ın kadrini hakkıyla takdir etmek çok önemli. O zaman boş adam burada ekmek köfte yiyor bilmem ne, yan gelip yatıyor yani çok dehşet verici bir şey bu. Yani bu amaç için gelmemişken böyle bir şey yokken bu kadar ilkel ve sıradan yaşayıp ilkel ve sıradan ölmek yani dehşet verici bir şey Allah vermesin. Halbuki insanın yaratılış amacı çok yüksek ve çok asil ve çok büyük, yapılan şey yani çok sıradan çok anormal birçok insanda. Allah onun için diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım, “insan zalim ve cahildir” diyor Allah. Nankör, nankördür yani büyük bir bölümü epey bir bölümü böyledir. Zalim ve cahildir. “Zaluma ve cehula” diyor Allah ayette. Kuran’da ayet inşaAllah. Allah’ın kadrini hakkıyla bilememek bunların hepsi zulümdür ve cehalettir. Bizim yapacağımız; mesela bakın şimdi ne güzel Mehdi(a.s.)’nin çıkışı için kaç bin yıldan beri dünyayı hazırlıyor Allah. Bakın Allah’ın güzelliğe ve sevgiye verdiği önemin detayını görmek açısından bu çok önemlidir. Önce Tevrat’ta bildiriyor, Mehdi(a.s.)’nin geleceğini bütün Tevrat ehli hazırlanıyorlar. Çok uzun övmüş Cenab-ı Allah Tevrat’ta Mehdi(a.s.)’yi, çok uzundur. Kuran’da çok fazla işaret vardır Mehdi(a.s.)’ye, hadisi şeriflerde yüzlerce hadisi şerifte Mehdi(a.s.) övülmüştür. Cenab-ı Allah önce İslam alemini parçaladı, parçalara ayırdı, Mehdi(a.s.) gelmeden önce bir ön hazırlıktır bu. Çünkü hak etmiyorlardı İslam alemi, birlik ve beraberliği hak etmediler ve Allah böldü. Sonra Allah halifeliği kaldırdı, Mehdi(a.s.) gelecek diye, çok büyük bir olaydır halifeliğin kalkması. Mesela Osmanlı’yı Allah tamamen yıktı. Çünkü yıkılmadan yapılmaz illaki yıkılması gerekiyor, hiç olmayacak bir şey oldu İstanbul’u Allah aldı Müslümanlara verdi. Yani İstanbul’u asla vermezlerdi, adamların dini başkenti bir kere yani güzelliği ayrı, stratejik önemi ayrı bir de ayrıca dini başkent. Manevi başkent, asla vermezler adamlar. Gayet sakin verdiler. Çünkü kader öyle Mehdi(a.s.) çıkacak ya Allah ona göre hazırlıyor. Tabii bak ecdat her yeri süslemiş camilerle, uzun uzun böyle güzel muhteşem eski çınar ağaçları ile ve Allah boğazla süslemiş, muazzam bir deniz ve güzellikle. Çok güzel bir şehir meydana getirmiş, Mehdi(a.s.) çıkacak diye hazırlamıştır İstanbul’u. Mesela süper güzel bir görünüşü var, yani Mesih(a.s.)’in de geleceği yer olduğu için Allah özel olarak süslemiş, güzelleştirmiştir.

SUNUCU: Kıtaları birbirine bağlaması Hocam önemli.

ADNAN OKTAR: Tabii. Anarşi terör çıktı, Allah Darwinizm’i çıkarttı, materyalizmi çıkarttı. Darwinizm gibi akıl almaz bir saçmalığa, akıl almaz bir mantıksızlığa milyonlarca insanı inandırdı Allah, gücünü gösterdi. Yani nasıl Allah Cebbar ismiyle tecelli ediyor. Değil mi yani bütün akılların ruhların Allah’ın kontrolünde olduğunun bir delili işte bu yani mesela bütün insanlık bir tükenmez kaleme tapacak deseydim insan inanır mıydı? Tükenmez kaleme tapmaktan daha mantıksız bir şeye taptırdı Allah onları. Daha akla uygun olmayan mantığa uygun olmayan yani tamamen boş bir şeye taptırdı Allah onları ve profesörler, doçentler milyonlarca doçent, profesör, öğrenci, yüz binlerce üniversite hepsi atomun önünde yani moleküllerin önünde secdeye kapandılar. Siz yaratıyorsunuz dediler yani en büyük sensin dediler atoma. Görme verdin, işitme verdin, konuşma verdin, hafızamızı yarattın bütün kainatı sen yarattın ey atom diyorlar, yatıp yatıp secdeye kapanıyor adamlar. Tabii toplantılar yapıyorlar ayinler yapılıyor, Darwin ayinleri yapılıyor bütün her yerde. Biz diyorlar ilahımıza laf söyletmeyiz diyorlar, Darwin’e sen nasıl laf söylersin ya diyorlar direk okuldan atıyorlar adamı. Yani çünkü ilahları adamların yani laf söyleyemezsin. Allah diyor ya ayette “onların siz putuna küfretmeyin” diyor, “onlarda cahillik edip Allah’a diyor karşı çirkin söz söyleyebilirler” diyor. Ama biz de putlarına küfretmiyoruz, eleştiri yapıyoruz. Bakın gele gele ve en sonunda diyor ki Cenab-ı Allah Mehdi(a.s.)’yi çıkaracağım hemen arkasından Kıyameti koparacağım diyor Allah. Mesih(a.s.)’i indireceğim onun için Ona anlı şanlı bir Peygamberi yardımcı kılıyor bakın ihtişam olsun süs ve güzellik olsun diye. Mesela bütün Avrupa bütün Amerika Hz. İsa (a.s.) dedin mi müthiş muhabbetleri var, sevgileri var. Bütün dünyaya hakim olan bir din neredeyse Hıristiyanlık en büyük din şu an. Müslümanlık ondan sonra değil mi? Sayıca öyle. Bakın bu büyük dinin Peygamberini getiriyor Cenab-ı Allah yeniden başka boyuttan alıp getiriyor, 2000 yıl sonra Kuran’a tabi edip ondan sonra da Mehdi(a.s.)’ye tabi ediyor, Mehdi(a.s.)’nin veziri yapıyor. Bakın İslam’ın dünya hakimiyeti için planın ihtişamına ve Allah’ın o insanların ruhunda meydana getirecek azameti ve heyecanı ve süsü nasıl dizayn ettiğini, nasıl detaylı yarattığını görmeniz için anlatıyorum. Tabi Allah’ın dizayna ihtiyacı yok da insanların da anlaması için söylüyorum. Bak Mesih(a.s.)’in onun veziri olması Mehdi(a.s.)’nin veziri olması çok büyük bir olaydır. Ve metafizik bir varlık Hz. Mesih (a.s.). Yani olağanüstü yani ne annesi ne babası var şimdi dünyada, başka bir boyuttan geliyor. Açıklaması yok yani mesela her yerde arasınlar hiçbir şekilde ne annesi var, ne babası var ne ailesi var, başka bir alemden gelecek. Mesela kromozomlarına bakılsa hiçbir aile, hiçbir kimseye uymaz. Ama İbrahim nesline uyar, Hz. İbrahim (a.s.) nesline uyar. İbrahim neslindendir inşaAllah. Mesela Mehdiliği küçük bir talebe grubuyla çıkartıyor Cenab-ı Allah, sırf şan olsun. Hiç ummadık bir insan haline getiriyor, onun karşısına mesela özel olarak bir İstanbul’da yobaz hoca yaratıyor, bir psikopat yaratıyor. Mucize yani mantıken bu nasıl düşünülebilir böyle bir şey? Bir parça feraseti olan ya der ne olur ne olmaz der 50’ye 50 der dikkatli olayım der. Olmuyor, adamı Allah görevlendiriyor ve yapıyor görevini. Mesela Darwin akıl almaz mantıksız bir şeyi göğsünü gere gere savunuyor adam diyor bir tane ara fosil yok diyor, bu teori mantıksız diyor ama ben bunu savunacağım diyor. Ara fosil de yok ara fosil yoksa yıkılır zaten benim teorim diyor ve ara fosil de bulamadık diyor ama ben yine de savunacağım diyor.

SUNUCU: Kendi kendine itiraf ediyor aslında.

ADNAN OKTAR: Tabii Marx’da diyor ki; bu teorinin üstüne o çürük teorinin üstüne ben dünya çapında bir felsefeyi kuracağım diyor. Komünist felsefeyi kuracağım diyor, Marksist felsefeyi ve bütün dünyaya hercümerç ediyor mesela Allah Cebbar ismiyle bütün insanlığı savaşın içine soktu. Birinci Dünya Harbi, İkinci Dünya Harbi oluştu. 350 milyon insan öldü. Mehdiyetin değerini anlamaları için yani Allah’ın değerini Allah’ın yüksekliğini anlamaları için, değer demeyeyim de artık yani. Kadrini tabii Allah affetsin öyle demeyelim. Allah’ın kadrini anlamaları için. Mesela bakın yavaş yavaş geliştiriyorlar şu an. Kimsenin haberi yok mesela diyorlar ki vizeler kalkıyor, ee olabilir diyor adam, ne güzel diyor. Pasaportlar o da kalkıyor o da olabilir diyor. Türkiye diyor mesela Afganistan’da diyor askeri güç olarak en aranan güçtü yani tek etkili o olur diyor, o da olabilir diyor. Arap ülkelerinde de öyle diyor o da olabilir diyor. Şimdi en sonunda diyecekler ki falanca diyecekler İslam aleminin manevi lideri diyecekler, ee o da olabilir diyecekler, bakın görün. Çok tabii zaten olayların akışı o tarafa doğru gidiyordu makul diyecekler yani Amerika da destekledi, Rusya alttan destekledi, Avrupa da destekledi. Herkes çaktırmadan desteklediler ee olur ne var bunda şaşacak bir şey yok diyecekler. Bakın görün kimse hayret etmez. Hz. İsa Mesih’e de yani %100 kanaat getiremediler, imanı olanlar tam kanaat getirecekler. Yani şüphe ve kuşku duyan insanlar olacak. Ama sonradan herkes iman edecek. Çünkü biraz olağanüstü olaylar olacak yani alışmadıkları olaylar olacak öyle akıllarının dayanacağı gibi olmayacak yani kafalarının dayanacağı gibi olmayacak, onun üstüne hepsi iman edecek. Biz de şimdi bu aşamalardayız inşaAllah. Ebu Bekir Abdürrazzak bin Hemmam, Abdürrazzak es San’ani , El Musaannef’inde, orjinali, El Musaannef; “Resulullah (sav)buyurdu: Ümmetimden başları sarıklı 70 bin kişi deccale tabi olacak.” Yalnız Cübbeli yalan söylemesin. Bir de ilave yapmış. Cübbeli, hepsini kesecek dedi diyor, ağzını doldura doldura. Hepsini kesecek dedi diyor. Ulan kerata bir kere benim bunu söylecek imkanım var mı? Mümkün mü yani, olacak iş mi, şu yani? Niçin yalan söylersin? Ben yıllardan beri, kerata demeyeyim de, Allah affetsin yani yanlış... vatandaş, kardeşimiz diyelim yani inşaAllah. Ne gerek var şu yalana? Ne gerek var? Bir de benim konuşmalarım hepsi internette yayınlanıyor. Senin yalanının ortaya çıkacağı yani saatinde, dakikasında ortaya çıkacağı belli değil mi? Ne gerek var bunlara? Yetmiş bin sarıklıyı kesecek dedi diyor. Hani kesmeyecekti diyor, hani kan akıtmayacaktı diyor. Peki ben onu nerede dedim? Değil mi? Eğer bak bunu ispat etmezse o müfteri ve yalancılığının ispatı olmuş olacak. Yani ben onu müfteri ilan ederim. İftiracı ilan edeceğim. Bunu ispat etmesi lazım. Edemeyeceğine göre çünkü öyle bir konuşmam yok. Televizyonda da yayınladım bu konuşmayı, öyle bir konuşma yok. Ayrıca ben zaten şiddete karşı olan bir insanım ve Mehdi’nin asla kan akıtmayacağını, insanların burnunu dahi kanatmayacağını hadisi şeriflerden anlatan bir insanım. Nerede kaldı ki buradaki insanların doğranmasından bahsedeyim. Doğranmaya o meraklı, ben meraklı değilim. O değil mi Şiileri, efendim işte başka, Alevileri, Bektaşileri, işte Vahabileri, pırasa gibi doğramaktan bahseden o.

OKTAR BABUNA: Ayrıca siz Arapça orjinalini göstererek de delilini getirdiniz söylediklerinizin.

ADNAN OKTAR: Evet, evet. El Musaannef’te, şimdi bak bu El Musaannef’in kapağı.

SUNUCU: Hocam bir ufak Vtr’miz varmış herhalde.
ADNAN OKTAR: Bakalım tamam, inşaAllah.
SUNUCU: Konumuzla ilgili, onu izlersek inşaAllah.
-VTR-

SUNUCU: Evet Hocam. Açıkça izledik Hocam, neler dendiğini ve karşılığı da çok güzel verilmiş oldu.

ADNAN OKTAR: Evet ama bilmiyorum Cübbeli utanıyor mu? Yani ben, normalde bir insan bir daha yüzüne bakamaması lazım kimsenin, değil mi? Böyle bir yalan söyledikten sonra. Müfteri olmuş oluyor, iftiracı olmuş oluyor. İspat ediyorum, değil mi? Yani insan bunu söylediğinde mesela bak çıkartır, internet sitesi bak burada söyledin der, yayınlar. Çünkü bütün konuşmalarım internette kayıtlı olduğuna göre, yalancının mumu yatsıya kadar derler, bununki yatsıya kadar da yanmadı, değil mi? Hemen yandı yani inşaAllah. Ebu Bekir Abdürrazzak bin Hemmam, Abdürrazzak es San'ani , El Musaannef’inde, bir tek orada değil bak, El Musaannef, bu çok ünlü bir Ehl-i Sünnet eserdir. “Resulullah (sav): Ümmetimden başları sarıklı 70 bin kişi deccale tabi olacaktır” diyor. Şimdi bu kitabın orjinalinin kapağı. Şu kısmı, biraz zoom yap. Evet. Bunu kütüphaneden temin etmeleri mümkün kardeşlerimizin. Bu da o yazının geçtiği yer. Şurada, şurası. Orjinalinden sunuyorum. Orjinalin fotokopisi, bu bir. Şimdi ikincisini gösteriyorum. “Resulullah (sav) buyurdu:” diyor. Mevsuatu's Sunne, El-kütüb’s-Sitte ve Şüruhuha 22, Müsnedu, Ahmed bin Hanbel ve 3-4, bakın, “Resulullah (s.a.v) buyurdu: Deccal İsfahan yahudilerinden çıkacaktır. Onunla beraber başlarında sarıklı yetmiş bin yahudi vardır” diyor. Buyrun, Hasan Tuncay Başoğlu, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi Kütüphanesi’nde bulabilirler. Kitap numarası 127. Kitabın kapağını gösteriyorum. Cübbeli yok diyor, biz de var diyoruz. Bakın öbür verdiğim eser de Ehl-i Sünnet kaynaklarının en önemlilerinden. Evet bu kitabın kapağı.

SUNUCU: Bunları araştırıp Hocam bulup, okuyabilirler, isteyen izleyicilerimiz de.

ADNAN OKTAR: Evet tabii. Bu da o yazının, bu kitabın orjinalinin ilgili sayfası. Cübbeli çok iyi bilir Arapçayı. Bak okusun. Çok net olarak burada geçiyor.

OKTAR BABUNA: Evet maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Ayrıca kandan, irinden de kimse bahsetmedi. Bu yalanından dolayı da Müslümanlardan özür dilesin. Ama çok fazla yalanı var. Hangi birini izah edeyim bilmiyorum. İnşaAllah. Bir de bu biliniyor mu bunun sürekli yalan söylediği? Yani ben bunu yeni farkettim. Ben bunu normal bir Müslüman alim olarak biliyordum. Yani bu kadar yalanın içerisine girdiğini ve ısrarlı olarak yalana devam ettiğini ben bilmiyordum. Bu çok şaşırtıcı.

SUNUCU: Hocam bir vtr’miz daha var konuyla ilgili.
ADNAN OKTAR: Bakayım.
-VTR-
SUNUCU: Evet Hocam.

ADNAN OKTAR: Bu anlaşıldı mı? Baş kısmını pek, ben anlamadım. Birincisinde, birinci Vtr’de, onu yeniden yayınlasınlar biraz sonra.

SUNUCU: Evet Hocam burada artık pırasa gibi doğramaktan bahseden kendisi oluyor. Siz her programınızda sevgiyi, şefkati, insanlara ne kadar sevgi dolu bir kalple yaklaşılması gerektiğini ifade ediyorsunuz zaten. Sizin ağzınızdan hiç doğrama kelimesi, kesme kelimesi duymadık yani kesinlikle.

ADNAN OKTAR: Kişiyi nasıl bilirsin derler? Kendim gibi böyle. Artık yani böyle bir şeye tevessül etmesi de inanılır gibi değil. Çocuk gibi yalanları da. Bir değil, iki değil, üç değil. Önü, sonu yok.

SUNUCU: Evet Hocam demin ki Vtr’yi tekrar girebiliriz.
ADNAN OKTAR: Bir daha bakalım evet.
-Vtr-

ADNAN OKTAR: Şimdi bakın, İran büyük bir İslam ülkesidir. Yani Müslümanların yoğun olduğu bir ülkedir, değil mi? Çok büyük bir bölümü de Ehl-i Sünnet’tir, tertemiz kardeşlerimiz. Burada niye karışıklık olması gerekiyor? Niye anarşi olması gerekiyor? Niye kan dökülmesi gerekiyor? Niye bu devletin yıkılması gerekiyor? Dua et, daha iyi olsunlar, daha Allah bereket versin, Kuran’a daha iyi sarılsınlar, değil mi, Mehdi’ye asker olsunlar. Hayır dua etsene. Niye böyle, değil mi, beddua ediyorsun? Beddua denir mi yani dua, olumsuz anlamda dua ediyorsun. Hayırlı dua et inşaAllah. Çünkü bed kötüdür. Kötü dua, olumsuz dua diyelim, Allah affetsin, öyle demeyelim. O zaman biz İslam’ı, Kuran’ı böyle kişilerden değil de gerçek alimlerden öğrenmemiz gerekiyor. Mesela kardeşlerimiz Kuran öğrenmek istiyorlarsa, gidip Cübbeli’den değil, mesela Elmalılı Hamdi Yazır Efendi vardır. Onun Hak Dili Kuran Dili eseri vardır. Bakın burada, alıp, okusun kardeşlerimiz. Gayet güzel, açık, fasih inşaAllah. Güvenilir bir eserdir. Yani öbür türlü Cübbeli tarzı insanlara uyarlarsa, çok konuda büyük hata yapacakları anlaşılıyor. Fıkıh konusunda da öyle. Çok değerli Ömer Nasuhi Bilmen Hoca vardır, Ehl-i Sünnet alimi ki tam tasdik görmüş bir alimdir. Onun Büyük İslam İlmihali vardır, Büyük İslam İlmihali. Kardeşlerimiz imani konulara, ibadete yönelik konuları bu eserden, fıkhi konuları rahatça öğrenebilirler.

SUNUCU: Evet Hocam. Özellikle bununla ilgili sorular da geliyor. Mesela bazı maillerde Hocam, “Hangi Kuran mealini okumalıyız, kafamız karışıyor. Farklı mealler olabilir mi?” gibi mesela Manisa’dan Kemal kardeşimiz böyle bir soru yöneltmişti. Bunları söyleminiz de cevaben Hocam çok güzel oldu.

ADNAN OKTAR: Meal olarak da ben Ali Bulaç Hocamızı tavsiye ederim. Kuran-ı Kerim ve Türkçe Anlamı Ali Bulaç Hoca’nın. Evet, bayağı güzel. Çok anlaşılır, fasih Türkçe ile hazırlanmıştır. Onu okusunlar, ahir zaman öğrenmek için de Cübbeli’nin eserleri değil de, en muteber Ehl-i Sünnet alimlerinin eserlerinden istifade etsinler. Ki bizim internet sitelerimizde de zaten o alimlerin eserlerinden istifade ederek hazırlanmıştır yazılar. Mesela Berzenci Hazretleri’nin Kıyamet Alametleri. Evet İbn-i Hacer Mekki Hazretleri’nin El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar, (Beklenen Mehdi'nin Alametleri,) bu çok ünlüdür bu eser. Ehl-i Sünnet alimlerinin gözbebeğidir, çok değerli bir alimdir. İbn-i Hacer Mekki Hazretleri. Celalettin Suyuti zaten hadis imamıdır. Ehl-i Sünnet’in o da gözbebeğidir. Ahir Zaman Mehdi’sinin Alametleri isimli bu eser. Ali bin Hüsamettin El Muttaki Hazretleri tarafından hazırlanmış. O da çok büyük alim ama Suyuti’den derlemiş. En itibar edilecek eserler bunlardır. Bir de Risale-i Nur Külliyatı. Bediüzzaman’ın Risale-i Nur Külliyatı’nı okurlarsa Allah’ın izniyle tamamdır inşaAllah. Ama tabii ben ayrıca bu eserlerden istifade edilerek hazırlanmış bizim internet sitelerimize girerse kardeşlerimiz, harunyahya.org’dan, çok değerli bilgilere ulaşacaklardır. Hepsi Ehl-i Sünnet eserlerine dayandığı için, güvenilir ve hakikaten doğru çıktığı da insanlar tarafından bilinen güzel gerçekler, faydalı izahlar inşaAllah.

SUNUCU: Evet Hocam inşaAllah. Harunyahya.com ve net sitelerinden de Hocam tüm eserlerinizi ücretsiz olarak izleyicilerimiz ve dinleyicilerimiz indirebilirler inşaAllah. Hocam soruyla mı devam edeyim?

ADNAN OKTAR: Evet soru soralım.

SUNUCU: “Değerli Hocam, Peygamber Efendimiz (sav)’in İslam alimlerimizin ve sizin anlatımlarınızdan anlıyoruz ki, Hz. Mehdi bir şahıs olacak. Fakat dikkatimi çekti ki bazı kişiler Mehdi(a.s.)’nin bir şahıs olacağı gerçeğini saptırmaya çalışıyorlar. Oysa Allah insanlığın imtihanı boyunca, Peygamberler, elçiler, müceddidler gönderdi ve insanlara tebliğ yapıldı. Hz. Mehdi (a.s.) da inşaAllah ahir zamanın büyük şahsı, hateme velisi olacaktır. Ayrıca Hocam, yanlış bir inanç olarak, Mehdi (a.s.) geleceğine göre bizim İslam ahlakının hakim olması için çaba göstermemize hiç gerek yok diyen, samimiyetsiz açıklamalar yapan kişiler var. Oysa Allah Kuran’da İslam ahlakını yaymak için çaba göstermenin farz olduğunu bildiriyor. Siz böyle kişilere neler söylemek istersiniz” demiş Veli Yıldız Kars’tan.

ADNAN OKTAR: Evet, şimdi Mehdi(a.s.) gelecek, o zaman İslam’ı tebliğ etmemize gerek yok diyen kişilere Mehdi(a.s.) yok denilse, Mehdi(a.s.) gelmeyecek denilseydi yapacak mıydı bunlar? O zaman hiç yapmazlardı zaten.

SUNUCU: Bahane belki.

ADNAN OKTAR: Tabii. Onlar çok çirkin, çok akılsızca bahaneler. Onun bir anlamı olmadığı belli. Ben mesela Mehdi(a.s.)’yi bekliyorum. En çok bekleyen insanlardan bir tanesiyim. Ama var gücümle Mehdi(a.s.)’ye ortam hazırlıyorum, değil mi, ona öncü faaliyet yapıyorum, değil mi, durup beklemiyorum. Bu vicdan meselesidir yani böyle şeylere cevap vermeye dahi gerek yok. Çünkü ahirette bunlar bülbül gibi şakıyacaklar. Bunlara sorulduğunda böyle tir tir titreyecekler. Gayet açık cevaplarını verecekler. Cevap vermediklerini de ağızları cevap verecek. Gözleri, derileri konuşmaya başlayacak. Yani bunlar, şimdi şu an bol bol konuşuyorlar, çok pervasız birçok insan. Ama ahirette çok düzgün konuşacaklar. Tam anlamıyla cevaplarını hepsinin verecekler. Cevap vermedikleri bir konu kalmayacak inşaAllah.

SUNUCU: “Adnan Hocam hadislerde Hz. Mehdi(a.s.)’ın pek çok özelliği bildirilmiştir. “Mehdi(a.s.)’ın omuzunda Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’deki nübüvvet mührü bulunacaktır.” “Onun alnı geniş, burnu ise ince olacaktır.” “Humran bin Ayan der ki; İmam-ı Muhammed Bakır şöyle arzetti: ‘Mehdi’nin gözleri çekiktir.’” Bunların hepsi Hocam Kütüb-i Sitte’den alınmış sahih hadisler. Bu hadisler de Peygamberimiz (s.a.v.)bir şahsa ait özellikleri anlatılmaktadır. Resullulah (s.a.v.)’in bu kadar bilgisini verdiği Mehdi Hazretleri hakkında hem şahsı manevi diyenlerin, hem de bazı hocaların verdiği yanlış bilgiler hakkında neler söylemek istersiniz demiş Hocam.” Semahat Gürel, Bingöl’den.

ADNAN OKTAR: Benim hayret ettiğim Bediüzzaman’ın talebeleri, Üstad’ın talebeleri, Üstad’ın bu kadar açık olarak Mehdi(a.s.)’ın geleceğini söylemesine rağmen, bu konuyu kapatmadaki ısrarları ve bu konuyu bu kadar çarpıtmaya çalışmaları ve gayretleri ve tevil etmede de bu kadar zorlanmaları, bu kadar acı çekmelerine rağmen var güçleriyle bu konuyu kapatmaya çalışmalarını ben anlayamıyorum. Bir de kapanacak gibi de yapmamış Bediüzzaman. Allah ondan razı olsun, öyle bir anlatmış ki; yani ne dil eğip, büklemekle, ne yalan söylemekle, ne konuyu geçiştirmeye çalışmakla kapanacak gibi değil, yüzlerce sayfa açıklamış. Çok kapsamlı da açıklamış. Allah razı olsun, defalarca da izah etmiş. İnkar edilecek gibi değil. Şahsı manevi olmadığı çok açık. Şahsı manevi olduğunu iddia edenler bana delil göndersinler. Ben onlara Risale-i Nur’un tamamını delil olarak gönderiyorum, izah ediyorum. Dün de izah ettim, bugün de izah ederim gerekirse. Ama bu, bu da metafizik bir şey. Yani bu kadar açık bir anlatımı insan nasıl örtbas etmek ihtiyacı duyar?

SUNUCU: Niye veya değil mi Hocam?

ADNAN OKTAR: Niye gerek duyulur? İnanmıyorsan, inanmıyorum diyebilirsin. Bakın; şeytandan Allah’a sığınırım. “Ahir zamanın en büyük fesadı zamanın da” diyor, Mektubat’ın 411. sayfasında, “elbette en büyük bir müçtehid,” yani gelmiş, geçmiş en büyük müçtehid diyor, “hem en büyük bir müceddid” yani hem, mezheplerin de üstünde en büyük müceddid, bütün mezhepleri kaldıracak imam ve din yenileyicisi. Yani her yüzyıl başında dini hakikatleri devrin ihtiyacına göre ders vermek üzere gönderilen büyük İslam alimi. “...hem hakim,” yani hukuka hakim olacak bütün dünyada, “...hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u azam” yani o devrin kutbu, “olarak bir zat-ı nuraniyi gönderecek ve o zat da,” bakın şahıs demiyor, o zat. Ya kardeşim insaf yani. Ben ne konuşacağımı şaşırıyorum artık, ne diyeyim bu insanlara yani? “... o zat da ehl-i beyt-i nebeviden (Peygamberimiz (sav)’in soyundan) olacaktır.” Bu ne kadar açık seyyidtir diyor, Mehdi (a.s.).

“Cenab-ı Hak bir dakika zarfında beyn-es sema vel-arz alemini (yer ile gök arasındaki alemi) bulutlarla doldurup boşalttığı gibi bir saniyede denizin fırtınalarını teskin eder ve bahar içinde bir saatte yaz mevsiminin numunesini (örneğini) ve yazda da bir saatte kış fırtınasını icad eden Kadir-i Zülcelal (her şeye muktedir Yüce Allah) Hz. Mehdi (a.s.) ile de, alem-i İslam'ın zulümatını dağıtabilir ve va'detmiştir, vaadini elbette yapacaktır.” Yan İslam aleminde zulümat kalmayacak diyor Mehdi (a.s.) devrinde. Kardeşim Said Nursi Hazretleri’nden sonra zulümat daha da arttı, daha da azdı ve Said Nursi’nin bizzat kendine de zulüm yaptılar. Hep mahkum konumdaydı, hiçbir zaman hakim olmadı. ‘Hakim’dir diyor, Mehdi (a.s.) diyor. Mahkumdur demiyor ki. Hakim olacak diyor ve zulümatı dağıtacak diyor. Dünyada zulümat diye bir şey kalmayacak diyor. Görmüyor musun Afganistan’da, Irak’ta, dünyanın her yanında zulümat, Türkiye’de de bir çok yerde zulüm var değil mi? Bunu bak, “dağıtabilir ve va'detmiştir, vaadini elbette yapacaktır” diyor. Bunda anlaşılmayacak ne var?

SUNUCU: Evet çok açık bir anlatım Hocam.
OKTAR BABUNA: Çok açık Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bak bir “zat-ı nuraniyi,” kardeşim bir rakamı nedir? Allah’tan korkun yani. Bak bir denilince, nedir bir?

OKTAR BABUNA: Birdir.
SUNUCU: Her yerde birdir Hocam.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. Bir zat-ı nurani. Ne anlaşılır bundan?

OKTAR BABUNA: Zat, kişi.

ADNAN OKTAR: Zat. Yok şahs-ı manevi diyor, orada kastedilen diyor. Allah Allah. Kardeşim Türkçe konuşuyor Said Nursi, daha nasıl söylesin? Mesela Hz. İsa (a.s.)’ı da reddediyorlar. Bu sefer tabii Mehdi (a.s.)’ı reddedince Hz. İsa (a.s.)’ı da reddetmeleri gerekiyor. Onu da şahs-ı manevi yapıyorlar. Mektubat sayfa 60’da: “Hz. İsa (a.s.) geldiği vakit,” kardeşim burada şahs-ı manevi ifadesi var mı? Bak “Hz. İsa (a.s.) geldiği vakit,” diyor, “...herkes onun,” onların demiyor. “... onun hakiki İsa olduğunu bilmek lazım değildir. “Onun” o kişinin “...onun mukarreb ve havası (derin imanlı yakın talebeleri), nur-u imanı ile onu tanır.” Çok özür dilerim yani en gerizekalıya söylesen bunu anlar anlaşılmayacak ne var bunda?

OKTAR BABUNA: Yok Hocam inşaAllah. Çok anlaşılır.

ADNAN OKTAR: Onu tanır yani. Onu bir kişi anlamına gelmiyor mu bu?

OKTAR BABUNA: Bir kişi anlamına geliyor inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Allah Allah. “Yoksa bedahet derecesinde herkes onu tanımayacaktır.” İlk çıktığında hemen tanımayacak diyor. İslam dünyaya hakim olduktan sonra ortaya çıkıyor. Tamamen anlaşılıyor, Mehdi (a.s.)’la namaz kıldıktan sonra. Bak bu da mucize, Allah insanlara bunu nasıl söyletiyor? Bu şaşırtıcı bir şey bu. Şu Darwin’in dediği saçmalığa bütün insanlara inandırttı Allah. Mesela Mehdi(a.s.)’ın geleceğini açık, alenen söylediği halde Said Nursi. Yok öyle bir şey diyor, nereden çıkardın diyorsun sen diyorlar. Hatta göster Risale-i Nur’da nerede var öyle bir şey diyor. Kardeşim okuyorum, anlatıyorum işte daha...

SUNUCU: Yani tercümeye bile gerek yok Hocam. Tamamen açık bir şekilde belirtilmiş değil mi?

ADNAN OKTAR: Yani Allah hidayet versin, ben bilemiyorum. Yani ne cesaret böyle, nasıl konuşuyorlar ben anlamıyorum.

SUNUCU: Hocam bir ufak tanıtım aramız varmış müsaadenizle. Evet değerli izleyenlerimiz tanıtım arasının ardından biz tekrar buradayız inşaAllah.

Yeniden merhabalar, kıymetli izleyenlerimiz ve dinleyenlerimiz. Tanıtım kuşağının ardından programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hocamızdan Mehdi (a.s.)’ın alametlerini ve de Hz. Mesih(a.s.)’ın ineceğine dair çok güzel hadisler dinledik. Çok sahih bilgiler dinledik Hocam. Devam edelim isterseniz?

ADNAN OKTAR: Evet. Said Nursi’nin izahları hep hadislere dayalı zaten. Kendi kafasından, ezberinden söylediği bir şey değil. “Ümmetin beklediği” diyor Tasdik-i sayfa 9. “Ümmetin beklediği ahir zamanda gelecek zatın.” Burada şahs-ı manevi var mı?

OKTAR BABUNA: Yok Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: “...üç vazifesinden,” kaç vazifesi varmış?

OKTAR BABUNA: Üç vazifesi.

ADNAN OKTAR: Mehdi(a.s.)’ın üç tane vazifesi varmış. Bir tane değil. Tamam. Ama üçe bölenler de var değil mi? Ama Said Nursi o zatın üç tane vazifesi var diyor, evet, “en mühimi önemlisi ve en büyüğü ve en kıymetdarı (değerlisi) olan iman-ı tahkikiyi (gerçek imanı) neşr (yazma ve dağıtma yoluyla yaymak) ve ehl-i imanı (iman edenleri) dalaletten (sapıklıktan) kurtarmak.” Bu birinci vazifesi. Üç vazifesinden bir tanesi. Ne yapacak? Darwinizm’i, materyalizmi yok edecek. İman hakikatleri anlatacak, radyoyla, televizyonlar, gazetelerle, kitaplarla bu çalışmayı yapacak. Bu uzun yıllarını alacak bir çalışması. “O zatın ikinci vazifesi” diyor. Bir tane değilmiş vazifesi, değil mi?

OKTAR BABUNA: Evet.
SUNUCU: Evet Hocam.

ADNAN OKTAR: “Kuran ahlakının esaslarına ve Peygamber (s.a.v) sünnetini icra ve tatbik etmektir.” Böyle bir şey oldu mu Said Nursi zamanında?

OKTAR BABUNA: Olmadı Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: İcra oldu mu Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in değil mi? Yani Kuran ahlakının dünya çapında bir uygulamasını yaptı mı Said Nursi? Yapmadı. Bunu yapacak diyor. “...ve yerine getirmektedir.” Bakın ikinci vazifesi. “O zatın üçüncü vazifesi,” bakın yine aynı o zat, şahs-ı manevi demiyor. İslam Birliği’ni, İttihad-ı İslamı bina ederek,” İslam Birliği üzerine kurararak, “İsevi ruhanilerle” dindar Hıristiyanlar ve Hıristiyan alimlerle “ittifak edip,” işbirliği ve dayanışma içerisine girerek, “din-i İslam’a,” İslam dinine “hizmet etmektir.” Yani büyük bir birlik. “Bu vazife pek büyük bir saltanat, kuvvet, milyonlar fedakarlarla (fedakarane katılımlarla) tatbik edilebilir.” Böyle bir olay oldu mu? Bakın diyor ki; milyonlar fedakarların katılımıyla pek büyük bir saltanatla diyor. Bu oluşmadı. Bu çünkü o zaten üçüncü vazifesi. Birinci vazife ve ikinci onları anlatıyor evet. Ayrıca bu konu da diyor ki Said Nursi; benim zamanım diyor, bu görev için müsait değil diyor. Yani Mehdi(a.s.)’ın benim zamanımda çıkması mümkün değil diyor. Ve birbiriyle çelişmemesi de mümkün değil diyor. Ta ahir zamanda hayatın geniş dairesinde diyor, Mehdi (a.s.) ve şakirdleri gelecek diyor. O tohumlar sümbüllenecek, ben de kabrimden seyredeceğim diyor. Açıkça söylüyor Said Nursi Hazretleri değil mi? Neden müsait değil? Çünkü o zamanlar internet yok, radyolar gelişmemiş, televizyon yok, kitle iletişim, ulaşım imkanları yok. Bilim ve teknoloji de gerekli gelişmeler olmamış. Darwinizm ve materyalizme darbe indirecek bilimsel gelişmeler daha satih. O yüzden bu devirde gelmez diyor Mehdi (a.s.). Ta ahir zamanda, hicri 1400’de gelecek diyor, net tarih veriyor. İstanbul’dan çıkacak diyor, değil mi? Yani ben Nur talebesi kardeşlerimin bunu örtbas etmek için bu kadar can siparane etmelerini ben anlayamıyorum. Yani, bir de Üstad’ın yüzüne nasıl bakacaklar ahirette, ben bunu da anlayamıyorum. Yani Üstad dese ki ben bunu yazdım, ne anladınız dese bundan? Yani bu yazıdan ne anladınız, nerede burada şahs-ı manevi dese? Ben nerede bahsettim şahs-ı maneviden, bana gösterin dese gösteremeyecekler. Ben o zatın üç vazifesi olacak dedim mi, demedim mi diyecek Said Nursi. Demiş. Üçünü de o zat yapacak dedim mi diyecek. Dedi. Ben zat dediğime göre, zat şahs-ı manevi midir, şahıs mıdır? Ve bir diyor zaten, bir, zat. Ve bunu yani yüze yakın kere vurgulamış mı Said Nursi?

OKTAR BABUNA: Vurgulamış.

ADNAN OKTAR: O zat, o şahıs, o şahıs, o zat. Kardeşim insaf artık yani. Hakikaten anlamayanları, samimi olarak anlamayanları tenzih ederim ama, gerizekalı olmak lazım yani bunu anlamamak için yani. Aklında bir şey olması lazım bir insanın.

OKTAR BABUNA: Siz daha iyi bilirsiniz, zaman da veriyor zaten. 1400 sene sonra diyor.

ADNAN OKTAR: Hayır kardeşim bu inkar edilince o kadar çok şey inkar edilmesi gerekiyor ki, bu sefer Said Nursi’nin izahlarının en az, yani 200 sayfalık kısmını da reddetmiş oluyorlar. Hz. İsa (a.s.)’n ın inişini de reddetmek durumunda kalıyorlar. Önü, sonu gelmiyor. İslam Birliği’ni de reddetmek durumunda kalıyorlar. Türk-İslam Birliği’ni de reddetmek durumunda kalıyorlar. Mesih (a.s.)’ın arkasından namaz kılmasını, yani bu kadar belanın, bu kadar yanlışın içine girmeye ne gerek var ya? Alın Said Nursi’nin izahlarını düz, samimi olarak onu aktarın. Böyle batın tefsircisi dedeler var. Senin dediğin gibi değil diyor, ben sana onu bir anlatayım, çok hayret edeceksin diyor. Yani öyle bir dil dolandırıyor, öyle bir dil oynatıyor yani aklın hayalin adeta büyü yapıyor. Yani apaçık, mesela şu kapı diyorsun değil mi kapı. Yok kapı demedi ona diyor. Bambaşka bir şey. Ne diyor? Hava demek istedi diyor. Kardeşim aklınızdan bilmiyorum samimi olanları tenzih ederim ama, aklından zoru olması lazım bir insanın yani. Bir şey olması lazım. Ama yani benim kanaatim büyük bir kitle anlamıştır, anlaşılmayacak bir yönü yok. Ama bunu insanlardan nasıl gizlediler? Yani ben buna hayret ediyorum. Mesela Seyyid Salih Özcan Hocamızla biz görüştük, ben de gittim bizzat. Bana diyor alnıma vurdu diyor, açıkça söyledi diyor. Keçeli, keçeli dedi diyor, Mehdi’yi ben görmeyeceğim sen göreceksin dedi diyor. Kardeşim bunda nasıl açıklar insan, sır katibi, Seyid Salih Özcan en değer verdiği insanlardan bir tanesi. Sungur Abi’nin ziyaretine gitmiştim, mübarek, Sungur abi daha önce de anlatmıştım. Sungur Abi dedim, böyle böyle bir durum var, işte anlattım. Sen dedim Allah’ın izniyle Mehdi’yi göreceksin, ahir zamanı göreceksin dedim. İslam’ın hakimiyetini göreceksin dedim. Ona ölürsün kısa zamanda falan demişler, ona benzer bir şey. Yok dedim sen yaşayacaksın inşaAllah dedim ve göreceksin dedim. Doğru dedi, Bediüzzaman bana söyledi dedi. İlk defa talebeleri de şaşırdı, kalabalıktı böyle. Ben görmedim, sen göreceksin dedi dedi. Ben görmeyeceğim ama sen göreceksin dedi. Kardeşim açık işte. Yani bunu gizlemek sanki bir marifetmiş gibi, sanki Risale-i Nur’a bir hizmetmiş gibi, İslam’a bir hizmetmiş gibi algılayan insanlar var. Çok büyük zarar vermiş olurlar bu kafayla. Ama, bu da bir harika yani, bu da şaşılacak şey. Ahir zaman o kadar harika ki. Darwinizm mesela olacak iş değil, yani adamların tükenmez kaleme tapmasından daha mantıksız, ama yapıyorlar. Mesela Cübbeli diyoruz, yani mesela kan akıtmayacak diyorum, burnu dahi kanamayacak diyorum. Kan akıtılacak, burnu kanayacak, olay çıkacak herkesi doğrayacak, asacak, kesecek dedi diyor. Allah Allah. Rüya gibi ya inanılır gibi değil. Yani cadde tavanda, arabalar ters gidiyor falan böyle. Acayip, her şey ters düz oldu yani. Bu da ahir zamanın bir özelliği. Çok çok şaşırtıcı şeyler oluyor. Hayret edilecek şeyler oluyor. Yani çok aleni ve sarih olan, gözle görünen şeyler alenen reddediliyor. Mesela akıl almaz yalanlar söyleniyor, artık ispatı saniyesinde mümkün olan, net ispatlanan şeyleri gözümün içine baka baka alenen yalan söylüyorlar. Bu mucize yani, başka ne söyleyeyim? Bana bir soru sor inşaAllah.

SUNUCU: “Sayın Hocam, Allah gayb bilgisini elçilerinden dilediklerine verdiğini Kuran’da haber vermektedir. Rabbimiz, Resullullah (s.a.v)’e pek çok bilgiyi, ilim nasip etmiştir. Cin Suresi’nde şöyle haber verilmektedir, şeytandan Allah’a sığınırım. “O, gaybı bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz.) Ancak elçileri (Peygamberleri) içinde razı olduğu (seçtikleri kimseler) başka.”Cin Suresi 26 ve 27. ayetler Hocam. Cübbelide en son Habertürk programında Peygamberimiz (s.a.v.)’e verilen gayb ilimini anlattı. O halde Cübbeli neden Kıyamet vaktini bilinmeyeceğini iddia ediyor. Ayrıca kendisi de kendine göre bir tarih verdi. Bu konu da neler söylersiniz Hocam?” demiş. Kırşehir’den Kemal Aydıner.

ADNAN OKTAR: Demin söyledim yani öyle akıl almaz olaylar oluyor ki, yani mantık havaya kalktı. Mesela önce diyor ki adam, gayb bilinmez diyor. Sonra ayetle belirtiyor, gayb diyor Allah’ın Resulü’ne bildirilir diyor ve o şekilde de bilinir diyor. Kardeşim daha önce niye söylemiyorsun? Gayb tamam bilinmez ama Allah elçilerine gaybı bildirir. Bunu söylesen tamam, bunu söylemiyor. İkiye böldü. Gayb bilinmez, Kıyametle ilgili verdiği tarih te geçersizdir dedi, verdiği tarih bu yüzden, ayet verdi. Sonra da gaybı Allah istediği elçilerine bildirir dedi, sonra da 570 yıl sonra Kıyamet kopacak, sağlam bilgi bu, dedi. Yani diyorum ya, su musluktan geri içine doğru akıyor. Caddeler hava da böyle, arabalar ters gidiyor falan böyle. Birşey oldu ortalığa. Hayır ben eskiden çocuklar görürdüm, yalan söyleyen çocuklar falan yine bir mantığı olurdu yalanın. Yani şu an o da yok yani, bir acaip olay oldu, ortalık. Gözüme diri diri, baka baka yalan söylüyorlar yani.

SUNUCU: Daha önce ki programlarınızda da Hocam, dinlediğimiz kadarıyla deprem olayından bahsetmiştik. Yine onunla ilgili bir soru var. Bu kadar depremin ortalıkta gezindiği bir zamandan sonra, şu anda depremden bahsedilmemesi yine sizin açıklamalarınızın bir tezahüru olarak anlamıştık Hocam. “1999’da yaşanılan deprem afetinin ardından, televizyonlar da hemen her gün bir profesör İstanbul’da 10 yıl içinde kesin olarak deprem yaşanacağına dair açıklamalar da bulundular. Ama siz İstanbul’da Mehdi(a.s.)’ın bulunduğunu ve deprem olmayacağını söylediğinizden beri, bu tip açıklamalar artık yapılmamaya başlandı. Şimdi kimse çıkıp da İstanbul’da şu kadar zamanda deprem bekleniyor diyemiyor. Herkesin İstanbul’da deprem olmayacağına kanaati gelmiş gibi görünüyor.” Şebnem Uçar.

ADNAN OKTAR: Bakın nelere başka kanaatleri geldi. Bir kere şu deprem muhabbeti durdu hakikaten. Gece gündüz her gün deprem dedemiz çıkıyordu, başkaları çıkıyordu, bir şeyler anlatıyorlardı, durdu. Milletim bana inandı, çünkü ben doğru söylüyorum. Dediler ki ekonomik kriz 5-6 aya biter, hiçbir şey kalmaz dediler. Ben 7 yıl sürecek dedim. Yok öyle şey dediler, en fazla 1 yıl sürer dediler. Yok 7 yıl dedim. En sonunda IMF başta olmak üzere, dünyadaki bütün ekonomik karteller evet dediler 2014 yılına kadar 7 yıl devam edecek dediler. Gidin, sorun, nereden öğrenmişler? İnternetten gidip sorun, rica ediyoruz dersiniz yani nereden kaynağı bunun dersiniz. Hiçbir kaynak veremeyeceklerdir çünkü benden aldılar bu bilgiyi. Tabii. Dediler yağmurlar kesildi, işte tüp gaz yakmayın, sigara da yakmayın işte, kebap pişirmeyin, ateş, dumanla gökyüzü ısınıyor o yüzden bu olaylar oldu dediler.

SUNUCU: Küresel ısınma.

ADNAN OKTAR: Küresel ısınma oldu dediler. Halbuki Mehdi (a.s.) öncesinde bir yağmurların kesilmesi var ve kuyruklu yıldızın çıkışından önce, çift uçlu kuyruklu yıldızın çıkışından önce. Ben dedim, yağmurların kesilmesi geçici. Kuyruklu yıldızın vaktinde, çift uçlu kuyruklu yıldızın zuhurunda, Mehdi(a.s.) zamanında çıkacak kuyruklu yıldızın zuhuru zamanında böyle bir yağmur kesilmesi olacak. Fakat sonradan yağmurlar daha fazla olacak dedim ve aynı şekilde oldu. Bak küresel ısınma tamamen duygusal, atmışsınız.

OKTAR BABUNA: Şu an arka arkaya açıklamalar geliyor siz söyledikten sonra.

ADNAN OKTAR: Kardeşim yani, kim yalan söylese anında karşılığını alıyor. Bak evrimciler de öyle, dut yemiş bülbüle döndüler. Her gün Hürriyet gazetesine bakıyorum şöyle, Milliyet’e falan, Radikal karıştıyorum. Şu evrimle ilgili bir haber çıkarsalar diye, bekliyoruz yeni bir tane daha böyle ciddi bir atış diyelim, ki anında cevabını vereyim. Saat-dakika hesabıyla veriyoruz inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Allah razı olsun maşaAllah.
ADNAN OKTAR: Sen bana Kuran’dan bir sayfa aç.
SUNUCU: Tabii ki.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah. Ya Allah, Bismillah.
SUNUCU: Bismillahirrahmanirrahim, buyrun.

ADNAN OKTAR: Evet. Şeytan’dan Allah’a sığınırım. Sen yine Hz. Musa (a.s.) ile ilgili kısmı açmışsın.

SUNUCU: Hocam Hz. Musa (a.s.)’yı sizden dinlemeyi çok sevdik, belki ondan olabilir mı? Çok güzel açıklamalar yaptınız o ayetlerle ilgili.

ADNAN OKTAR: Ama yeni anlatmıştık bunu, Araf Suresi’ni açmışsın. Başka bir yeri aç inşaAllah. Çünkü dün anlattım bunu, evet.

SUNUCU: Buyrun.

ADNAN OKTAR: Ya Allah, Bismillah. Bakara Suresi, evet. Faizle ilgili bir ayet. Şeytan’dan Allah’a sığınırım. “Faiz riba yiyenler, ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi, çarpılmış olmaktan başka (bir tarzda) kalkmazlar.” Yani böyle ekonomik kriz meydana gelir diyor Allah, değil mi? Bakın “faiz riba yiyenler,” bütün dünyaya hitap ediyor Cenab-ı Allah, “ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi çarpılmış olmaktan başka bir tarzda kalkmazlar.” Çöker, darmekeşan olurlar diyor, perişan olurlar diyor. Ekonomi çöker diyor Allah. Bir yönü o ayetin. “Bu, onların: "Alım-satım da ancak faiz gibidir." demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alış-verişi helal, faizi haram kılmıştır. Kim Rabbinden bir öğüt gelir de (faize) bir son verirse, artık geçmişi kendisine, işi de Allah'a aittir. Kim (faize) geri dönerse, artık onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.” diyor. Allah faizi haram kılmış. “Allah, faizi yok eder, sadakaları artırır. Allah, günahkar kafirlerin hiçbirini sevmez.” Bak “Allah faizi yok eder, sadakaları arttırır.” Bol bol fakirlere dağıtın diyor Allah, faizi kaldırın diyor. “İman edip güzel amellerde bulunanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve zekatı verenler; şüphesiz onların ecirleri Rablerinin Katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.” Zekat verirse Müslüman, sadaka verirse ekonomik kriz olur mu? Olmaz. Faiz yok, sadaka verir diyor, faiz kalkmış, sadakanı veriyorsun, efendim bol bol Müslümanlara para dağıtıyorsun Allah rızası için. Ne tür yardım varsa yiyecek, içecek yardımı yapıyorsun. Bu durumda bereket ve bolluk oluyor.

SUNUCU: Fakir kalmaz Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii. “Şayet böyle yapmazsanız, Allah'a ve Resulüne karşı savaş açtığınızı bilin” diyor Allah. “Eğer tevbe ederseniz, artık sermayeleriniz sizindir.” Paranız sizindir. “(Böylece) Ne zulmetmiş olursunuz, ne zulme uğratılmış olursunuz.” Bak zulme de uğrarsınız diyor. Ne zulüm bakın, insanlara zulmederseniz değil mi, kendinizi de zulmetmiş olursunuz diyor Allah, bakın. “Ne zulmetmiş olursunuz, ne zulme uğratılmış olursunuz.” Çünkü muazzam bir zulüm meydana geliyor. Ekonomik kriz bütün insanları eziyor, işçiler fabrikalardan atılıyor, işyerleri kapanıyor, sermaye verenlerin malı mülkü elinde kalıyor, depoda malları çürüyor. Yani her yer çöküp çürüyor. “Allah'a döneceğiniz günden sakının. Sonra herkese kazandığı eksiksizce ödenecek ve onlara haksızlık yapılmayacaktır” diyor Allah. Evet bir ayet daha aç.

SUNUCU: Bismillahirrahmanirrahim. Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR:Şeytan’dan Allah’a sığınırım. “Gerçek şu ki, bu Kuran, İsrailoğullarına hakkında ayrılığa düştükleri şeylerin bir çoğunu aktarıp, anlatıyor..” Tevrat’taki eksikliklerin hepsini Kuran gideriyor diyor Cenab-ı Allah. Yanlış olan yönlerin hepsini düzeltiyor. “Ve gerçekten O, müminler için bir hidayet ve bir rahmettir.” Hem hidayetlerine vesile olur diyor Cenab-ı Allah, hem de bir rahmet, güzellik, rahatlık, bereket, bolluk. “Şüphesiz senin Rabbin, onların arasında kendi hükmünü verecektir. O, güçlü ve üstün olandır, bilendir.” Allah, sık sık kendinin güçlü olduğunu, üstün olduğunu, bilen olduğunu bildiriyor ki, insanların kalbine rahatlık olsun. Çünkü insanlar, sık sık Allah’ın hem gücünü unutuyor, hem üstün olduğunu unutuyor, hem de bilen olduğunu unutuyor. O yüzden bundan sıkıntıya düşüyor ondan sonra. Ben nasıl halledeceğim, ben bilemiyorum diyor, gücüm yok diyor ondan sonra üstün değilim diyor. Sen zaten üstün değilsin, Allah üstündür. Zaten güçlü değilsin, Allah güçlü. Sen ne uğraşıp duruyorsun, bıraksana Allah’a. Sen sebebe sarıl, gerisine karışma. 

OKTAR BABUNA: Evet, inşaAllah. 

ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Bakın zaten ayette diyor ki, 79. ayet. “Sen, artık Allah’a tevekkül et. Çünkü sen apaçık hak üzeresin.”Ki Mehdi (a.s.)’nin çıkış tarihidir. Bakın, “Sen, artık Allah’a tevekkül et.” Allah’a tamamen bırak, çünkü çok çetin bir durum var. “Çünkü sen apaçık hak üzeresin.” “Çünkü gerçekten sen, ölülere söz dinletemezsin.” Yani adam, aklı, kafa kapanmış, gitmiş. “...ve arkasını dönüp kaçan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.” Arkasını dönüp adam kaçıyor. İslam’ı anlatayım diyorsun, gelmiyor. Aman aman diyor, bana müsade diyor. Her yerde bilirler insanlar. Radyoda, mesela televizyonda bir program varsa, kapatır. Allah’ı, dini anlatan bir insan varsa, uzaklaşır. “... ve sen körlere, düştükleri sapıklıktan çekip hidayete erdirici değilsin.” Kalp gözü kör, görmüyor. Düştüğü sapıklıktan çekip, hidayete erdirici insan olamaz. Hidayete erdirmek, Allah’ın özelliğidir. Mehdi (a.s.)’yi, Hadi ismiyle tecelli ettirerek, Mehdi (a.s.)’yi vesile ederek ahirzamanda insanların hidayetine vesile olacaktır Cenab-ı Allah. “Sen ancak ayetlerimize iman edenlere söz dinletebilirsin.” Ahir zamanda bütün Müslümanlar Mehdi (a.s.) talebesidir. “Sen ancak ayetlerimize iman edenlere söz dinletebilirsin. İşte Müslüman olanlar bunlardır. O söz başlarına geldiği zaman ....”, ahirzaman oluştuğunda, Kıyamet yaklaştığında, Kıyametin alametleri oluştuğunda, Mehdi (a.s.) zuhur ettiği zaman. “Onlara yerden bir Dabbe çıkartırırız.” Dabbe’tül Arz değil mi? Evet Dabbe’tül Arz. “...o da, insanları bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.” Bakın, ahirzamanda çıkıyor, Mehdi (a.s.) zamanında çıkıyor. İnsanların inanmadığı bir zamanda çıkıyor. Yerden mamul, topraktan mamul, silisyum, demir, bakır, çinko, kobalttan mamul bir Dabbe. Hareketli bir şey, bir varlık. Hareket eden bir varlık. Sesi olan değil mi, kımıldayan bir varlık. Mesela limonun işte çürümesi de yani debüb, debelenme, değil mi? İçkinin vücutta yayılması için de kullanılıyor. Yani hafif hareketler. Gözle görülmeyen hareketler için de kullanılıyor. “ O da, insanların bizim ayetlerimize kesin bir bilgiyle inanmadıklarını onlara söyler.” Bu şey, bilgisayar imani konuları anlatıyor mu bastın mı düğmesine?

OKTAR BABUNA: Anlatıyor Hocam.
SUNUCU: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Anlatıyor değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet, anlatıyor.
ADNAN OKTAR:Neden mamul bu?

OKTAR BABUNA: Bir, topraktan, aluminyum var içinde, silisyum, bakır var dediğiniz gibi. Çinko var, bütün topraktan mamul... 

ADNAN OKTAR:Hadiste diyor, gözü var diyor, domuz gözü gibi bir gözü var diyor. Var mı bunun gözü? 

OKTAR BABUNA: Var Hocam. Kamerasının gözü var, böyle tam yuvarlak, domuz gözü gibi zaten. 

ADNAN OKTAR: Birisi konuştuğunda dünyanın başka bir yerinde duyuluyor mu bundan? 

OKTAR BABUNA: Duyuluyor Hocam. Her tarafa, bütün evlere giriyor aynı zamanda.

ADNAN OKTAR:İşitmesi de var. 

OKTAR BABUNA: Evet işitmesi de var. Fil kulağı gibi hatta açılıp kapanması böyle... 

ADNAN OKTAR:Hadislerde fil kulağına benzetiyor
OKTAR BABUNA: Evet. 

ADNAN OKTAR:Her eve girecek diyor Dabbe’tül Arz, her eve, her eve girmiş mi? 

OKTAR BABUNA: Girdi inşaAllah. 

ADNAN OKTAR:Her evde var. Değil mi? Yerin altına, üstüne girer diyor. Gökyüzüne de çıkar diyor.

OKTAR BABUNA: Evet. Çok renkli olacak diyor.

ADNAN OKTAR:Evet. Çok renkli olacak ve, her tür renk var mı? 

OKTAR BABUNA: 16 milyon renk var Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Her tür renk var.
OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR:Bir de Cübbeli’ye anlattır bakalım.
SUNUCU: Bambaşka bir varlık çıkıyor Hocam ortaya. 

ADNAN OKTAR:7000 kilometre falan boyunda bir varlık, yaklaşık. Başı da atmosfere değiyor ve her eve de giriyor bu varlık aynı zamanda. Kardeşim böyle bir varlık... Bir adımda diyor ecriyattan bilmem nereye, 300-400 kilometre adım atar diyor, bir adımda. Bu bilgisayar ile mümkün oluyor. Anında 300-400 kilometreye ulaşıyor. Ama böyle bir hayvan, bir kere yer yerinden oynar bir kere, böyle bir varlık eve nasıl girsin böyle bir hayvan? Bir ucu Arabistan’ın bir tarafında, bir ucu Türliye’nin doğu tarafına kadar geliyor yani. Öyle uçsuz bucaksız bir şeyden bahsediliyor.

SUNUCU: Bütün dünya kaplanmış gibi. 

ADNAN OKTAR:Tabii. Gelir diyor her insanın alnını damgalar diyor. İnsanlar ölür evine girerse. Bütün binalar yerle bir olur olacak iş mi bu? Başı atmosferde diyor. Belli ki bilgisayar. Yani çünkü uçakta da bilgisayar oluyor. Uçak da, gökyüzünde, yerin altına, madenin altında her yerde oluyor.

SUNUCU: Evet, her yerde kullanılıyor. 

ADNAN OKTAR:Ve insanları Resulullah (s.a.v.)’ın mührü ile damgalıyor. Resulullah (s.a.v.)’ın mührünü görüyormuyuz biz bilgisayarda, internette? 

OKTAR BABUNA: Görüyoruz Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:İman hakikatlerini görüyor muyuz?
OKTAR BABUNA: Görüyoruz. 

ADNAN OKTAR:Değil mi? Müminin yüzünü parlatır diyor. Biz baktık mı içimiz açılıyor mu?

OKTAR BABUNA: Elhamdülillah. 

ADNAN OKTAR:Kafirin yüzü diyor simsiyah kesilir diyor. İmani bir konu gördüğünde adam morarıyor mu burada?

OKTAR BABUNA: Morarıyor. 

ADNAN OKTAR:Darwinizm’i, materyalizmi çökerten bir yazı gördüğünde, değil mi, suratı kararıyor.

OKTAR BABUNA: Evet.
ADNAN OKTAR:E bu da oluyor.
OKTAR BABUNA: Oluyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR:E o zaman Cübbeli’nin anlattığı varlık doğru değil, bizimki doğru. 

OKTAR BABUNA: MaşaAllah.

ADNAN OKTAR:İnşaAllah. Çünkü dünyanın her yerine gider diyor.

OKTAR BABUNA: Evet. 

ADNAN OKTAR:Ve bir anda ulaşır diyor, istediği her yere bir anda ulaşır diyor. Bu bir anda ulaşıyor mu dünyanın her yerine? 

OKTAR BABUNA: Saniyenin daha küçük birimlerinde ulaşıyor.

ADNAN OKTAR: Kardeşim bir de 5000 metre, 7000 metre boyunda bir varlık, yani gövdesi. Değil mi? Başı atmosfere değen. Bu apartmanlara tek tek girip, bütün milletin alnını damgalaması mümkün mü bunun?

SUNUCU: Masal gibi Hocam.

ADNAN OKTAR: Olmayacak bir şey bu. Adetullaha da aykırı bu. Yer-gök birbirine karışır, apartmanlar. İstanbul’a bir gelse, hiçbir yerde bina kalmaz yani. Boğaz moğaz falan taşar yani. Konu kapanır yani, adamların. 

OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:Değil mi?
OKTAR BABUNA: Evet. 

ADNAN OKTAR:İnsanlar yanında toplu iğne ucu kadar kalmış oluyor yani. Yani değil mi? Bir insana nispeten... 

OKTAR BABUNA: Ayaklarını değişik memleketlere, kıtalara basıyor. 

ADNAN OKTAR:Tabii, her bir ayağı bir kıtaya basıyor gibi yani, öyle anlatılmış. Belli ki yani süratine dikkat çekmiş Resulullah (s.a.v.). Çok süratlidir, anında her yere ulaşır. Her yerde sesi duyuluyor, her yerde, her eve giriyor. Değil mi? Mümini ve kafiri damgalar diyor. Resulullah (s.a.v.)’ın mühürü olacak. Biz internete girdiğimizde Resulullah (s.a.v.)’ın mühürü ile karşılaşıyoruz. Kuran ile karşılaşıyoruz ve bizi uyarıyor, anlatıyor. Şu an internetten yayın var mı her yere?

OKTAR BABUNA: Var.
ADNAN OKTAR:Dünyanın her yerine. Herkes izliyor. 

OKTAR BABUNA: Hızına kimse ulaşamaz diyor Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR:Bakın diyor, “O söz başlarına geldiği zaman...” Mehdi (a.s.) çıktığında, Mesih (a.s.)’in vaktinde, ahirzaman, Kıyamet’e yakın dönemde, Kıyamet’in hemen en yakın noktasında, o zaman çıkıyor ve devam ediyor evet ayet.

SUNUCU: Evet, çok güzel izah ettiniz Hocam sağolun. Teşbih olarak gerçekten çok güzel ifade ettiniz anlattınız. Ağzınıza sağlık.

ADNAN OKTAR: Belli yani müteşabih olduğu. Said Nursi diyor, böyle diyor müteşabih hadisleri ulema, bir kısım ulema diyor, zahir anlamı üzerinden açıklar diyor ve hurafata kapı açarlar diyor ve insanların imanlarının kaybolmasına sebep oluyorlar diyor. İnsanların imanlarını kaybettirirler diyor, ahir zamanda. Bu tehlikeye karşı diyor, ben açıklıyorum diyor, Şualar 5. Şua’da. Bu konunun nasıl tevil edileceğini, nasıl açıklanacağını izah edeceğim, ediyorum diyor. Mesela bir örnek de vermiş. Resulullah (s.a.v.) zamanında, sahabelerle oturuken Resulullah (s.a.v.), böyle esaslı bir gürültü duyuluyor. Orada soruyorlar nedir bu diye. Resulullah (s.a.v.) diyor ki, 70 yıldan beri cehennem tarafına bir taş yuvarlanıyordu diyor, o taş şu an cehennemin dibini buldu diyor. Biraz sonra sahabelerden biri geliyor, hemen haberin arkasından, falanca münafık diyor, ismini veriyor, 70 yaşında vefat etti Ya Resulullah (s.a.v.) şu an diyor. Resulullah (s.a.v.) da hiçbir şey demiyor. İşte açıklaması bu.

SUNUCU: Evet, çok açık bir şekilde söylemiş. 

ADNAN OKTAR:Tabii. Bunu açılamış oluyor, ihbar ediyor, mucize gösteriyor. Ama müteşabih. Yani müteşabih, özellikle ahirzaman hadislerinde müteşabih hadis çok fazladır. Çünkü aksi aklın ihtiyarini kaldırır. Yani deseler televizyon çıkacaklar, radyo çıkacak, televizyonun özelliği şudur, anteni olacak. Aklın ihtiyarini kaldırır bu. Ama Resulullah (s.a.v.) ne diyor? Mehdi (a.s.) çıkacak, herkes evinde oturacak koltuklarında, herkesin evinde insanlar Mehdi (a.s.)’yi görecek. İnsanlar zannediyor ki Mehdi (a.s.) evliya olduğu için herkesin evinde zuhur edecek. Yani görüntü olarak, öyle değil. Televizyonda görüntüsü görülecek. Mesela diyor, Mehdi (a.s.)’nin talebeleri ellerine bakarlar Mehdi (a.s.)’yi görürler diyor. Nedir? Ipod.

OKTAR BABUNA: Cep telefonları. 

ADNAN OKTAR:Cep telefonu, tabii. Anlaşılmayacak ne var bunda? Cübbeli’ye göre ohoooo artık.

OKTAR BABUNA: Kişi topuğu ile konuşur diye vardı Hocam. Aynısıyla da oldu bu. Hakikaten topuğundaki telefona konuşuyor. 

ADNAN OKTAR:Tabii, ahirzamanda, Mehdi (a.s.) devrinde diyor, kişi topuğu ile konuşur diyor. Telefonunu unutanlar için, orada-burada unutuyor ya bir kısmı adamlar, ayakkabı topuğuna yerleştirmişler cep telefonunu, öyle satılıyor Avrupa’da. Adam ayakkabısı çıkarıyor, konuşuyor. “Kişi diyor, ayakkabısının topuğu ile konuşmadıkça Kıyamet kopmaz” diyor, Mehdi (a.s.)’nin alameti olarak belirtiliyor. Aynısı ile tahakkuk etti. Ve adam zannediyor ki ayağından böyle çarığı yahut terliğini çıkartır, alır konuşur, alo der diyor. Öyle bir şey yok. Yani ahirzamandaki teknolojiye Resulullah (s.a.v) işaret etmiş oluyor, anlatıyor. Yani ahirzamanın her şeyini anlatmış. Mehdi (a.s.)’nin arabasına varıncaya kadar anlatmış. Değil mi? Gözleri ışık saçar diyor. Aydınlatır ortalığı diyor, parlaktır diyor. Ve çok süratli olacağı, ahirzamanın bütün vasıtaları çok süratli. Anında gidiyorlar. Yani bir kere ses ve görüntü ulaşımı var ahirzamanda. Televizyona açık açık işaret ediyor ve Mehdi (a.s.)’nin konuşmaları da her yerde duyulur diyor rivayette. Dünyanın her yerinde. Bu nedir? Radyo, televizyon. Yani bunu eğer müteşabihattan çıkartır da, direkt aşikar bu anlamdır denirse, o zaman hurafata kapı açılır. Hurafe meydana geliyor. Mesela Cübbeli’nin bir deccalin eşeğini tarifi var, yani inanılır gibi değil. Gökyüzünde, efendim, 200-300 metrelik bir eşek, boydan, 30 metrelik de kulaklarını açmış diyor, gökyüzünde uçuyor. Ya belli ki bu uçak. Yani kanatları olan kulak gibi. Eşeğin kulağı gibi kanatları var ve gökyüzünde uçuyor böyle. Çok süratli gitmesi ve gökyüzünde konuştuğunda herkesin duyabilmesi değil mi? Mesela uçakta adam konuşma yapıyor şimdi, yerden duyuluyor ne konuşursa. Radyoda da yayınlanabiliyor. Televizyonda da yayınlanabiliyor.

OKTAR BABUNA: Telefonlar var uçaklarda da. 

ADNAN OKTAR: Tabii, uçakta telefon var. Ne varsa konuşması duyuluyor. “Gökyüzündeki konuşması duyulur” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Deccalin bir eli bulutlarda, bir eli denizin altında. Denizaltıya işaret ediyor. Gökyüzünde uçağa işaret ediyor. Yani bu anlaşılmayacak gibi değil bunlar.

SUNUCU: Evet Hocam.
ADNAN OKTAR: Sorumu sormak istiyorsun? 

SUNUCU: Çok güzel ifade ettiniz Hocam. Çok zevkle dinliyorum gerçekten, bunları bu kadar güzel anlatabilmeniz insanların üzerinde ciddi bir uyanmaya sebep oluyor.

ADNAN OKTAR:Hayır, şimdi öyle bir, Şeytan insanlara öyle bir oyun oynamış ki, yani insanların dinden çıkması için, İslam’a inanmaması için her şey hazırlanmış. Yani Şii kardeşlerimi de ben burada eleştiriyorum. Bugün onlarla röportajım var akşam 10’da. Normalde şimdiydi de, akşam 10’a aldım. Mehdi (a.s.) konusunda röportaj yapacağız. Ya kardeşim hiç gelmeyecek bir Mehdi(a.s.)’den bahsediyorlar. Hiç çıkmayacak bir deccalden, hiç olmayacak bir ahirzamandan bahsediyorlar. Yani, ya mümkün mü böyle bir eşeğin gökyüzünde uçması? Kuran’da nerede ayetlerde var. Yani aklın ihtiyarini kaldırır. Kör deccal, işte bilmem, Cübbeli diyor, Atlas Okyanusu’nda şu an zincirlere bağlı duruyor diyor. Sonra eşeği havada uçarak gelecekmiş, 300 metrelik eşek kulakları açık olarak okyanusa inecek herhalde. Deccal tepesine çıkacak diyor, üstüne. Gökyüzüne çıkacakmış, oradan bağıracakmış yeryüzüne. Bütün insanlar duyacak. Ya efsane gibi, yazık günah değil mi bu insanlara? Veya bunu diyen insanların imanı ne olur böyle bir şeyde? 

SUNUCU: Hocam imanları zayıflatabilir. 

ADNAN OKTAR: Zorla imandan çıkartmış olur o zaman insanları. Ve sonucunda da çok acayip olaylar oluyor, görüyorsunuz. Akıl almaz izahlar yapıyor. Dün de bir yıl ölmeme garantisi veren bir şeyi vardı. Şu duayı okursanız diyor, bir yıl ölmezsiniz diyor. 

OKTAR BABUNA: Aşure bayramında okursanız diyor... 

ADNAN OKTAR: Peki Ali Haydar Efendi, Mahmut Hocamız’ın şeyhi. Mübarek bir insan. O bilmiyor muydu bu duayı? Okurdu şu ana kadar da yaşardı.

SUNUCU: Her sene başında okurdu Hocam. 

ADNAN OKTAR:Her sene başında okurdu ve yaşardı. Duayı unuttuğu için mi öldü yani şimdi o? Kardeşim yapmayın, etmeyin. Yani bu nedir ki böyle, rüyamı görüyorum yani? Bu nasıl oluyor bu işler? Ben anlamıyorum yani. Kuran’ın mantığı açık apaçıkken yani, gayet Allah son derece tutarlı, mantıklı, mükemmel yaratmıştır Kuran’ı. Hadisler hep mucize dolu. Ahirzaman mükemmel izah ediliyor. Ama müteşabih anlatmış tabii ki Cenab-ı Allah. Mesela “Allah’ın ipine sımsıkı sarılın” diyor Cenab-ı Allah. Yani o ip, urgan vardır insanlar gidip ona sarılıyor değil. Kuran’a sarılın anlamında bu. Müteşabih bu.

SUNUCU: Teşbih var Hocam. Bir ufak VTR’miz varmış Hocam konumuz ile ilgili izleyebilirsek. 

(VTR) 

SUNUCU: Evet Hocam, ayetlerde de açıkça ifade edilmiş kişinin öleceği, hiçbir zaman için değişmez, sabittir saati.

ADNAN OKTAR: Hiçbir şekilde ertelenemez diyor Cenab-ı Allah. O da dua ederseniz değişir diyor. Yani bir yıl ertelenir diyor.

OKTAR BABUNA: O zaman siz demiştiniz Hocam. 

ADNAN OKTAR: Ertesi yılda vakti geldiğinde yine dua ederse yine erteleniyor. Yani binlerce, on binlerce yıl yaşaması mümkün oluyor o zaman. Ölmüyor, ölümsüz olmuş olmuyor. Bu anlam çıkıyor bu izahtan. Ya bu mantıkta bir insanlar ne olur? Bak sipariş diyor, Allah’a karşı kullanılacak bir üslup mu bu?

OKTAR BABUNA: Değil Hocam. Allah affetsin inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Değil mi? Sipariş ile nerede öleceğini söylüyormuş. Mesela nerede ölmek istiyorsa sipariş veriyor diyor. Böyle şey olur mu? Cenab-ı Allah kimin nerede öleceğinin değil mi, Allah katında olduğunu, Allah belirtmiş ayette. Ve kimsede bilemiyor bunu. Yani bilmiyorum etrafındaki insanlar uyarmıyor mu, nasıl oluyor, nedir, ben anlamıyorum. Yani rüya gibi yani.

SUNUCU: Hocam bir de insana bir rahatlık vermez mi yani? Bir yıl ölmeyeceğim garantisi var artık diye bir rahatlık duymaz mı? Hani insanın ne zaman öleceğini bilmemesi insanı daha temkinli, daha tedirgin yapar hayata karşı. Sanki daha böyle rahat bir yıl geçirir insan, zaten ölmeyeceğim diye öyle bir ruh hali olmaz mı insanda sizce. 

ADNAN OKTAR: Ya kardeşim onu deyip de ölen, o duayı okuyupda ölen onun cemaatinden bir çok insan var onun. Her yıl da okuyorlardır yani bir çok kişi, hepsi de ölüyorlar. Yani bir kere Ali Haydar Efendi diyorum yani Şeyhleri yani, büyük mürşid veli insan bilinir değil mi? O duayı etmiş olsa şu ana kadar yaşayacaktı o tarzda bir dua olsa. Nerede? Kuran’ın açık hükmü var. Kuran’ın açık hükmünü gördünüz. Böyle birşey mümkün değil. Yani sipariş sözü de çok anormal bir söz. Yani Müslüman Allah’a karşı öyle bir ifade kullanmaz. Bir de öyle bir şeyde yok yani kişi nerede öleceğini bilmez. Ayet var. Tabii.

OKTAR BABUNA: Bir şeyde de lanet edilmez diyor, hemen akabinde de lanet ediyor ondan sonrada. Lanetleşiyor orada da mesela. 

ADNAN OKTAR: Ya işte...Bir tane, iki tane, on tane, yirmi tane, yüz tane, iki yüz tane değil ki. Bakıyorum sitesine akıl almaz sözler yani. Yani Kuran’la çelişen, hadisle çelişen, yani ucu bucağı yok. Yani buna nasıl alim diyorlar? Yani nasıl Hoca diyorlar benim aklım almıyor. Ama tabii ben bunun şahsında yanlış zihniyeti eleştiriyorum. Yani bunun gibi çok adam var, çok insan var. Yani şimdi ben böyle insanlar var diye anlatmıyorum da adını Cübbeli koydum ben yani.

SUNUCU: Evet, kişisel değil yani. 

ADNAN OKTAR: Kişisel değil yani, garibanın teki yani benim onunla ne alıp veremediğim var. Ama onun en vahim hatası İslam’ın bu yüzyılda hakim olmayacağını iddia etmesi. Çünkü Allah’ın rahmetinden ümit kesmek demektir bu. Çok acayip bir şey, Müslüman bunu söyleyemez değil mi? Allah’ın rahmetinden hiç kimse ümit kesemez.

OKTAR BABUNA: Kesemez inşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Ki alenen belli İslam’ın hakim olduğu ve gelişiyor. 570 yıl sonra diyor Kıyamet kopacak diyor yani 400 yıl sonrasına geri atmış oluyor, kendince. Atma demeyeyim de Allah affetsin yani ertelemiş oluyor. Evet, 300-400 yıl. Zaten ümmetin hali ortada, Müslüman aleminin, Türklük aleminin hali ortada. Niye bekleyelim 300 yıl? Var gücümüzle gayret ederiz. Allah’ın emri tahakkuk edinceye kadar, gayret ederiz. Olmasa dahi aynı sevabı alırız.

SUNUCU: Tabii ki Hocam, niyetle.

ADNAN OKTAR: Tabii biz Allah’ı imtihan ediyor değiliz ki haşa. Allah bizi imtihan ediyor. Nasıl isterse o şekilde olur Allah.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU: Biz o niyetle çalışmalıyız yine değil mi Hocam?

ADNAN OKTAR: Tabii ki var gücümüzle gayret ederiz. Ben yıllardan beri İslam’ın dünya hakimiyeti için uğraşıyorum.

SUNUCU: MaşaAllah Hocam.

ADNAN OKTAR: Bir Allah ömür verirse 30-40 yıl daha hakim olmasa yine uğraşırım. Derim ki, demek ki ben yeteri kadar gayret etmedim. O anlam ortaya çıkar, iyice deliliğim artar o zaman.

OKTAR BABUNA: Estağfurullah.

ADNAN OKTAR: Yani ama ben Hak’kın delisiyim. Allah’ın delisiyim. Yani deli aşığım. Daha coşkuyla gayret ederim değil mi? O zaman bir eksikliğimiz var demektir o anlam çıkar inşaAllah.

SUNUCU: O zaman Hocam 300-400 yıl kim hakim olacak dünyaya, yine masonlar mı hakim olacak?

ADNAN OKTAR: Onu demek istiyor tabii ki. Oraya geliyor inşaAllah.

SUNUCU: Evet. Hocam Risale-i Nur kitaplarını okumadığını söylemişti Cübbeli Ahmet. Peki diyor kültürel açıdan son derece önemli bu kitaplardan ve diğer kitaplardan haberi var mı acaba? Bana habersizmiş gibi geliyor demiş bir izleyicimiz de Hocam.

ADNAN OKTAR: Cübbeli işte bir kere Risale-i Nur Külliyatı’nı mutlaka okuması gerekiyor. Ben anlamıyorum diyor. Kardeşim Kuran’ı nasıl anlıyorsun? Risale-i Nur çünkü Arapça kelimeler ağırlıklı biraz da Farsça vardır, ama kelime kökeni Arapçadır. Osmanlıca yazmış. Osmanlıca’yı sen nasıl bilmezsin. Osmanlıca eserleri okuyorsun, gayet güzel anlıyorsun, Risale-i Nur’a gelince mi anlamıyorsun? Yani bu çok samimiyetsiz bir izah. Bir de nefis bir dili var Risale-i Nur Külliyatı’nın. Çok şahane bir dili var ve nefis bir Osmanlıca ile yazılmış. Değil mi? Osmanlı Türkçesi’yle yazılmış. Çok şahane bir eser. Yani anlaşılmayacak bir yönü de yok. Yani Osmanlı birçok eseri okuyup anlayan bir insan olduğunu iddia ediyorsun sen. Risale-i Nur’a gelince nasıl bundan vazgeçiyorsun? Değil mi? Yani bu da garip.

OKTAR BABUNA: Evet. Bir de siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah. Bir de iftira attılar 30 yerinde Ehl-i Sünnet’e uygun olmayan ifade var dediklerini duydum diyerek...

SUNUCU: Evet Hocam o da gerçekten çok üzücü bir yorumdu orada.

ADNAN OKTAR: Risale-i Nur hakkında kendince kuşku ve şaibe meydana getirecek dolayısıyla Üstad hakkında şaibe meydana getirecek kendi kafasınca böyle kurnazlık yapıyor. Halbuki Bediüzzaman nerede, sen nerdesin... Değil mi? Bediüzzaman’nın milyonlarca talebesi var ve muazzam bir netice almış insanların imanlarının kurtulmasına vesile olmuş değil mi? Ömrü cezaevlerinde geçmiş. Sen n’apıyorsun? Malta’da jet- skinin üstünde geziyor, bilmem ne. Ondan sonra bilmem nerede gazinoya mı artık eğlence yeri mi oraya gidiyor folklor ekibini seyrettim diyor. Dansözün çıktığı bir yer. Ondan sonra… Boş vakitlerini bu şekilde değerlendiriyor.

OKTAR BABUNA: Tatile çıkarken de cemaatten sıkıldığı için çıktığını söylemişti.

ADNAN OKTAR: Cemaatten sıkıldığı için... İnsan cemaatten, davadan sıkılır mı? Yaptığı mücadeleden sıkılır mı? Öyle bir şey var. O yazısını da bana o konuşmasını da bana bir getirin onu da bir yayınlayalım.

OKTAR BABUNA: Tamam inşaAllah Hocam.

ADNAN OKTAR: Değil mi? Cami, cemaat diyor. Öyle bir şeyler söylüyor.

OKTAR BABUNA: Evet. Sıkıldığını söylüyor Hocam.

ADNAN OKTAR: Çok acayip yani inşaAllah. Bediüzzaman davasını aşkla şevkle sürdürmüş bir insandır. Vaktini bütün imkanlarını İslam’a hizmet için ayırmıştır. Tatile hiçbir şekilde vakit ayırmamıştır Said Nursi. Hatta evlenmemiştir de. Bütün ömrü hapislerde geçmiştir. Allah rızası için hizmet etmiştir ve büyük netice almıştır. Bir de sen kendine bak bakayım nesin sen? Milleti eğlendirmekle olmaz. Millete İslam’ı, Kuran’ı doğru anlatmakla olur. Oktar var mı anlatacakların senin?

OKTAR BABUNA: Var Hocam iman hakikatleri var, Kuran mucizeleri var.

ADNAN OKTAR: Anlat göreyim.

SUNUCU: Hocam, bir ufak tanıtım kuşağımız var ondan sonra inşaAllah. Değerli izleyenlerimiz tanıtım kuşağından sonra biz tekrar buradayız.

Evet yeniden merhabalar kıymetli izleyenlerimiz. Reklamların ardından programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hocam buyurun.

ADNAN OKTAR: Bakın o demin konuştuğum konu. Bakın tam el ebadında. Değil mi? Aynı şekilde küçük. Ne diyor rivayetlerde? Mehdi (a.s.) diyor avucuna bakar talebelerini görür. Talebeleri de avucuna bakar Mehdi (a.s.)’yi görür. Biz de Mehdi (a.s.) öncüsü olduğumuz için Mehdi (a.s.) talebesi olduğumuz için inşaAllah onun bir nevi tecellileri bizlerde de oluşuyor inşaAllah.

SUNUCU: Sorularla mı devam edelim Hocam?
ADNAN OKTAR: Evet devam edelim.

SUNUCU: “Adnan Hocam etrafıma baktığım zaman eskiden insanların bu kadar mutsuz olduklarını fark etmezdim. Böyle olmasını adeta olağan karşılardım. Ama siz Allah sevgisi çok güçlü olan Allah’ı aşkla seven bir insanın nasıl güzel yaşayacağını anlattıktan sonra bu durumun normal olmadığını daha iyi anladım. Sizce insanların bu sevgisiz hoşgörüsüz halinin değişmesi kolay olur mu?” demiş Bahar Toprak Ceyhan’dan.

ADNAN OKTAR: Bahar kardeşimize benim müjden şu; Mehdi (a.s.) döneminde tahmininin tahayüllünün çok çok daha üstünde insanlar sevgiyi yaşayacaklar. Ama Mehdi (a.s.) olmadan dünyanın mutlu olması mümkün değildir. Söyleyeyim.Yani dünyada hiçbir şekilde ne İslam Birliği olur, ne bir rahatlık olur ne bereket olur ne bolluk olur. Ancak Mehdi(a.s.)’nin zuhuruyla olacaktır. Yani bunu da günler içerisinde inşaAllah göreceksiniz. Evet aç bir sayfa ver bana. Gerçi sen sorular sormak istiyorsun, ama Kuran’dan da bir ayet okuyabiliriz. İnşaAllah.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah.
SUNUCU: Buyurun Hocam.

ADNAN OKTAR: Tur Suresi’ni açmışsın, maşaAllah. Bakın Cenab-ı Allah diyor ki; “Özenle dizilmiş tahtlar üzerine yaslanmışlardır.” “Özenle dizilmiş.” Yani yanyana yanyana yanyana tahtlar yani koltuk tarzında güzel görünümlü mobilyalar. “Üzerine yaslanmışlardır ve Biz onları iri ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz.” Bakın “iri ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz”. Bakın Cenab-ı Allah ilk dikkat çektiği şey göz. Yani en önemli olarak onu görüyor. Çünkü hakikaten de kadında en etkili şey gözdür. Erkekte de gözdür. Yani kadını erkek etkiler. Erkeği de kadın etkiler. Ama gözle etkiler. Bu da müminlere has bir özelliktir. Çünkü gözde akıl vardır. İman vardır ve nur vardır, bir derinlik vardır. Müslümanların yaşadığı ve küfrün bilmediği özel bir güç vardır gözde. Eğer kişi helaliyse karşısındaki ile gözünden ona sevgi akar. Onun gözünden de ona sevgi akar. İnşaAllah. Ona Allah dikkat çekmiş. “İman edenler ve zürriyetleri “ yani çocukları “kendilerini imanda izleyenler” yani mesela bizimle ve bizden sonra bizi imanda izleyenler. Bizim gibi imanlı olmak için gayret edenler. “Biz onların zürriyetlerini de onlara katıp ekledik.” Yani daha evvelki nesiller ve ondan sonrakiler, “amellerinden hiçbir şeyi eksiltmedik.” Yani yaptıkları her iyiliğin karşılığını verdik diyor Cenab-ı Allah. “Her kişi kendi kazandığına karşılık bir rehindir.” Biz şu an rehin vaziyetteyiz. Bedenimizin içerisinde bekliyoruz değil mi? 

OKTAR BABUNA: Evet inşaAllah Hocam.

ADNAN OKTAR: Kazandığımıza göre yani iyilik yaparsak Cennet’e eğer kötülük yaparsak Allah vermesin Cehennem’e. “Onlara istek duyup arzuladıkları meyvelerden ve etten bol bol verdik.” Bakın et cennette bir nimet olarak sunuluyor. Her türlü ızgaralar, kebaplar inşaAllah. Kilo alma derdi de yok Cennet’te tabii böyle istediği kadar yiyor. “Ve her türlü meyva” Şimdi mesela birkaç türlü meyva yese insan bir tabak yemek yese doyuyor. Cennet’te öyle değildir. Yani sabahtan akşama kadar yese 100 milyonlarca sene yese hiçbir şekilde doymaz. Ve hiçbir şeyde olmuyor. Yani ondan dolayı da hiçbir rahatsızlık duymaz. “Orada bir kadeh kapışır, çekişirler ki onda ne boş ve saçma bir söz ne günaha sokma vardır.” Cennet içkisinden bahsediyor Cenab-ı Allah, insanlarda hiçbir rahatsızlık meydana getirmez diyor. Yani şuur bulanıklığı konuşma bozukluğu hiçbir şey meydana getirmiyor. Cennet’te içkiler var. Yani en mükemmel içkileri var. Fakat insanın aklını almıyor. “Kendileri için hizmet eden civanlar” orada genç delikanlılar var. Hizmet eden hizmetçiler var. Ama son derece güzel ve gösterişli. Cibril gibi. Cibril nasıl, çok güzel Melekler. Melek gibi güzel. “Etrafından dönüp dolaşırlar. “ Yani bir hizmet istiyor musunuz, bir şey istiyor musunuz hemen getirelim derler. “Sanki her biri sedefte saklı inci gibi tertemiz pırıl pırıl” Yani sedefte saklı bir inci nasıl çok etkileyici görünür. Değil mi? Sedef bir kabın içerisinde inci, o kadar düzgün, o kadar parlak, o kadar mükemmel. Ama biz Ahiret’e göre diyoruz. Çünkü dünya incisi, dünya sedefe çok sıradan kalacak Cennet’tekine nazaran. Evet, şimdilik burada bu kadar yeter, sorulara devam edelim. 

SUNUCU: Evet Hocam, sizin bu mealleri açıklamanız gerçekten, bizi izleyen izleyicilerimizin Kuran’la olan ilişkisini güçlendirdi. Yani eskiden Kuran biraz daha başucu kitabımız değil de, biraz ölülerin arkasından okunan kitap hükmündeydi ama sizin bu ayetleri bu kadar güzel açıklamanız, insanların açıp bakmalarına, Kuran’la daha barışık olmalarına vesile oldu Elhamdülillah. 

ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah. 

SUNUCU: Hocam yine sizin söylediğiniz şeylerin tezahürü ile ilgili maillerimiz var. “Değerli Hocam, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy, Fransız İslam Konseyi Yönetimiyle biraraya gelerek “İslam’ın Fransa’da yeri vardır’’ mesajı verdi. Fransız Cumhurbaşkanı gelecek ay bir Müslüman mezarlığını ziyaret edeceğini ve İslam’a verdikleri önemi orada açıklayacağını söyledi. Hocam bu gelişmeler Türk İslam Birliği’nin adımları mıdır?” demiş Hale Çalışkan. 

ADNAN OKTAR: Bu tabii çok şaşırtıcı. Fransa gibi İslam’a, dine, mukaddesata karşı bir ülkenin, bu kadar İslam’a dine dönmesi, Fransa’da İslamiyet’in hızla yayılması, Fransa’da devletin İslamiyet’e karşı sevgisini, ilgisini, alakasını göstermesi. Ama bu ne zaman başladı? 

OKTAR BABUNA: Atlas gitti Hocam, ‘deprem etkisi meydana getirdi’ dediler, ‘atom bombası etkisi meydana’ getirdi dediler maşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Fransa tamamen değişti ondan sonra, Yaratılış Atlası gittikten sonra ki çok bayağı gitti Fransa’ya. Sarkozy’nin eline de ulaştı. Fransa bambaşka bir Fransa oldu. MaşaAllah. 

OKTAR BABUNA: Evet, maşaAllah. Allah razı olsun Elhamdülillah. 

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ya Allah Bismillah. Şeytan’dan Allah’a sığınırım, Zuhruf Suresi çıkmış 61. “Şüphesiz o Kıyamet saati için bir ilimdir.” Şüphesiz yani Hz. İsa (a.s) Kıyametin kopması öncesinde bir alamettir. “Öyleyse o Kıyamet’ten yana hiçbir kuşkuya kapılmayın ve bana uyun. Dosdoğru yol budur.” “Şüphesi o Kıyamet saati için bir ilimdir. Öyleyse o Kıyametten yana hiçbir kuşkuya kapılmayın” ebcedi 2026. 

OKTAR BABUNA: MaşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Tam Mesih’in çıktığı tarih… 

OKTAR BABUNA: Evet, inşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Ortada olacağı tarih inşaAllah. “Şeytan sakın sizi Allah’ın yolundan alıkoymasın, gerçekten o sizin için apaçık bir düşmandır’’ diyor. Kuran’dan, İslam’dan uzaklaştırmasın, Müslümanlardan uzaklaştırmasın diyor. Şeytana uyarsanız sizi Allah’tan, kitaptan, Kur’an’dan, Müslümanlardan uzaklaştırır diyor Cenab-ı Allah. Evet yine bir sayfa daha açalım. Ya Allah Bismillah. Yine Hz. İsa ( a.s)’dan çıkmış. 

OKTAR BABUNA: MaşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Hz. Musa ile ilgili evet. Bir soru daha sorun siz, yine devam edeceğiz inşaAllah. 

SUNUCU: “Hayırlı günler Hocam. Gazze’de yaşanan acı dolu olayların üzerinden tam 1 yıl geçti. Sizce Filistin sorununun çözümü ve bölgede tam anlamıyla barış ortamının sağlanabilmesi için neler yapmamız gereklidir?’’ Melisa yazmış. 

ADNAN OKTAR: Bakın inanın, kardeşlerim de görecekler, Müslüman kardeşlerim de görecekler, Mehdi (a.s.)’ın zuhuru dışında Filistin asla çözülmez ve bölgede de asla bir huzur olmaz. 

OKTAR BABUNA: Evet Hocam, inşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Yani İslam Alemi de asla birleşmez. Ancak Mehdi (a.s.)ile mümkündür. Mümkün değil, herkes ayrı baş çeker, ayrı kafalar olur. Yani müthiş kargaşa olur. Hıristiyanlık da İslamiyet’e dönmez. Ancak Hz. Mesih (a.s.)ile olacak Mehdi (a.s.)ve Mesih (a.s.) ile. Mehdi(a.s.)’nin zamanında Said Nursi diyor “tam İslamiyet’e dönme istinadındayken Hıristiyanlık âlemi” diyor. “Cismi beşerisini sema vatta bulan Hz. İsa (a.s)’ın nüzulü, inişi, yeryüzüne gelişi, kati olmakla beraber’’ diyor, kesin diyor “mutlaka inecek’’diyor. Ama bazı kardeşlerimiz tabii, Nur talebesi kardeşlerimiz “yok diyorlar, o şahsı manevi olarak inecek’’ diyor. Ya kardeşim nerede geçiyor şahsı manevi? Etmeyin yani aklınıza başınıza alın. Ama inşaAllah, Mehdi (a.s.) öncesi olaylardan birisi olarak bu olacakmış demek ki. Said Nursi o yüzden bu kadar üzerinde durmuş, bu kadar ısrarla anlatmış ki konuyu değiştiremesinler diye. Ama buna rağmen bunların denmiş olması, çok büyük bir mucize. Başka bir soruya daha geçelim. 

SUNUCU: “Sayın Hocam, Allah Kuran’da şöyle buyurmaktadır. Şeytan’dan Allah’a sığınırım. “Kulları içinde ise Allah’tan ancak âlim olanlar içleri titreyerek korkar. Şüphesiz Allah üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır.’’ Fatır Suresi 28. Bu ayette geçen “âlim olanlar” gibi olabilmemiz için neler yapmalıyız Hocam?” demiş Osman Yaman Bey Amasya’dan. 

ADNAN OKTAR: Küçük âlim de olabilir insan, büyük âlim de olabilir, orta âlim de olabilir ama âlim olmak önemli. Allah’ın sanatını bilimle inceleyecekler. Mikrobiyolojinin imkânlarıyla, elektronmikroskobun verdiği verileri değerlendirerek, genetiği inceleyerek değil mi? Bütün bilim dallarında Allah’ın sanatını gösteren her şeyi inceleyerek Allah’ın detaylı sanatlarını görecekler. O zaman içleri titreyerek korkuları daha da artar inşaAllah. Oktar’ım var mı anlatacağın senin bir şey?

OKTAR BABUNA: Uygun görürseniz Hocam, minik bir böcek var, milimetrenin yarısı kadar. Hem sıçrıyor hem de banyo yapıyor. Bu örnek olarak konulmuş Hocam, toplu iğnenin başı. 

ADNAN OKTAR: Ne şeker bir şey bu, şu yürüyüşüne tatlılığına bak sen şunun.

OKTAR BABUNA: Acayip temizleniyor, birazdan başlayacak. 

ADNAN OKTAR: Uslu uslu da gidiyor. 

OKTAR BABUNA: Evet…
ADNAN OKTAR: Karton film gibi… 

OKTAR BABUNA: Bunu da örnek olsun diye koymuş ne kadar küçük olduğunu göstermek için. Bakın şimdi temizlenmeye başladı. Yalnız vücudunda şişirilebilen kollar çıkıyor, önları da yetişemediği yerler için kullanıyor. 

ADNAN OKTAR: Lif, kese falan böyle tam anlamıyla yıkanıyor adam. 

OKTAR BABUNA: Şu da şişirilebilen altta kullandığı, o da tam anlamıyla erişemediği yerlere erişiyor. Sırt kesesi yapıyor onunla da… 

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Allah Tahir ismiyle tecelli ediyor burada. 

OKTAR BABUNA: Evet inşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Temizliğin önemini Allah burada böcekle de gösteriyor bütün insanlara tabii. 

OKTAR BABUNA: MaşaAllah. Aynı zamanda da sıçrıyor Hocam, yaklaştığı zaman bakın. 15 cm. kadar havaya sıçrıyor. Onu da vücudunun alt kısmında kaldıraç gibi olan bir yapı var. Onu kullanarak gerçekleştiriyor. 

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. 

OKTAR BABUNA: Bunu da insanın Eyfel Kulesinin tepesi sıçraması kadar bir sıçrama olduğunu söylemişler boyutlarına oranla. Tehlike anında hemen havaya atıyor kendini. 

ADNAN OKTAR: Böcekler arasında jimnastik şampiyonası olsa bu. 

OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
SUNUCU: Çok mükemmel gerçekten…
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. 

OKTAR BABUNA: Temizliğine devam ediyor. Ters döndüğü zamanda o yapıları kullanarak yine o şişirdiği, temizlenmek için kullandığı yapıları kullanarak onlara dayanıyor, tekrar toparlayabiliyormuş inşaAllah. 

ADNAN OKTAR: Ama hayret temizlenmeye bu kadar düşkün olması. 

SUNUCU: Evet Hocam gerçekten banyo ediyor. 

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Başka var mı anlatacağın? 

OKTAR BABUNA: Var Hocam inşaAllah. Kuran Mucizeleri var Hocam inşaAllah. Fotosentez çok büyük bir mucize, taklit dahi edilemiyor bugün teknolojik olarak labaratuarlarda. Bitkiler, yeşil bitkiler, klorofil isimli maddeleri kullanarak, yeşilliği veren. Karbondioksit ve suyu alıyor. Bunu güneş ışığı ile birleştirdiği zaman, bundan şeker ve oksijen elde ediliyor. Şeytan’dan Allah’a sığınırım, Kuran’da bir ayette şöyle buyuruyor Allah, inşaAllah “Kararmaya ilk başladığı zaman geceye andolsun ve nefes almaya başladığı zaman sabaha”. Şimdi bitkiler oksijen üretiyor güneş ışınlarını kullanarak. Bunun en yoğun öğleye kadar, güneşin en yoğun olduğu döneme kadar gerçekleşiyor. O dönemde güneş ışınları oksijen üretiyorlar. Ayette de “nefes almaya başladığı zaman sabaha” diye Allah and içiyor. Hakikatten sabah vakti üretilen oksijen ile nefes alması, bitkilerin ürettiği oksijen vasıtasıyla gerçekleşiyor, ki yeryüzünde büyük bir kısmı %30 kadar kısmı bitkilerden % 70 kadar kısmı bakterilerden elde ediliyor. Bu hakikatten büyük bir mucizeye işaret ediyor. O dönemde tabii bilinmesi imkânı olmayan gerçek bu. Ayette de “iza tereffese” yani nefes almaya başladığı zaman Arapçası ile. Bir Kuran mucizesi bu maşaAllah. Bir diğeri; Şira Yıldızı isimli bir yıldızdan bahsedilir Kuran’da. Bu batı dillerinde Sirius Yıldızı olarak geçer. Sirius yıldızı 21. yüzyılın bilimsel verileriyle ortaya kondu. Çok parlak bir yıldız, aynı zamanda şu ortaya kondu. İki yıldızdan oluşuyormuş, Sirius A ve sirius B.  A daha parlak olan ve daha yakın olan. Şimdi Kuran’da da Şeytan’dan Allah’a sığınırım bir ayette, “doğrusu, 'Şi'ra (yıldızı)nın' Rabbi O'dur” diye geçiyor, Necm suresi 49. ayet.  Bu 49 rakamının çok özel bir anlamı olduğu keşfedildi yakın zamanda. 49 yılda bir bunlar biraraya gelerek aynı zamanda bir yay şeklinde bir eğri yapıyorlarmış. Yine aynı Sure’de Allah başka bir ayette şöyle buyuruyor, 9. ayeti Necm Suresi’nin,  “nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı.” Yani burada iki tane Kuran mucizesi var, 49 yılda bir biraraya gelmeleri 49. ayette geçiyor Şi’ra yıldızı, sirius yıldızı. İki yay kadar oldu, yay şeklinde bir rotaları varmış hakikaten böyle yeni tesbit edildi bu, biraraya gelerek parlak, en parlak dönemine ulaşıyorlar.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.
OKTAR BABUNA: MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: Bugünkü Vakit Gazetesi’nde BAV davasında bozma gerekçeleri yayınlanmış. Bugünkü Vakit Gazetesi’ni alan kardeşlerimiz buradan bu konuya ulaşabilirler. Burada ne diyor, “savunma kanıtlarının toplanmaması bozma gerekçesidir” diyor. Bunları açıklarken de tabii Yargıtay kararlarından örnekler verilmiş öbür konuları anlatırken. Efendim, “yürürlükten kaldıran yasanın muadilini tayinde hata olması bozma gerekçesidir” diyor. Onları şöyle açıklamış, şu şeyden okusana sen, şu profesörlerin açıklamalarını, şu üç profesör sadece o kısımlarını oku.

OKTAR BABUNA: Prof. Dr. Doğan Soyarslan, 4422 sayılı kanun.

ADNAN OKTAR: Hukuk profesörü değil mi o?

OKTAR BABUNA: Hukuk profesörü ve çok ehil konusunda. “4422 sayılı kanun yürürlükte iken genel madde T.C.K’nun 313. maddesi idi. Hal böyle olunca 4422 sayılı  kanun ilga edildiğinde uygulanacak olan kanun maddesi 765 sayılı T.C.K’nun 313. maddesi olacaktır. Çünkü, o zaman yürürlükte olan madde 313. madde idi.”

ADNAN OKTAR: 4422 kalkınca 313. maddeye göre yargılama gerekiyor. Hukuk bilgisi olarak bütün vatandaşların bilmese gerekiyor. 313 olmayıp da 220 uygulanırsa bu hukuken yanlış olur diyor.

OKTAR BABUNA: Devam ediyor “220 için 4422 sayılı kanun 220. maddenin muadili değildir, karşılığı  değildir.” Yani 220 uygulanamaz diyor 4422 yerine.

ADNAN OKTAR: Bunu açıklamış zaten 220 uygulanamaz diyor evet.

OKTAR BABUNA: “Çünkü 4422 sayılı kanun özel bir kanundur.” 31.03.2008 tarihli mütalaa. Bir diğer hukuk profesörü Prof. Dr. Emin Artuk. “5237 sayılı T.C.K.’nun 220. maddesi 765 sayılı T.C.K.’nun 313. maddesindeki hükmün muadilidir. 4422 sayılı kanun 5237 sayılı T.C.K.’nun 220. maddesinin muadili değildir.” O da mütalasında 313’ün muadili olduğunu 220 uygulanamayacağını söylüyor 4422’nin yerine.

ADNAN OKTAR: 4422 kalktığına göre 220 olamaz diyorlar değil mi 313’tür. Çünkü daha hafif olanın seçilmesi gerekiyor. Daha ağır madde seçilemez diyorlar.

OKTAR BABUNA: Bir diğer hukuk hocası  Doç. Dr. Ümit Kocasakal. “4422 sayılı kanun yürürlükten kaldırıldığına göre, bu filler bakımından işlendikleri iddia edilen tarihte uygulanabilecek tek hüküm 765 sayılı T.C.K.’nun 313. maddesi olmaktadır. 5237 sayılı kanun ise fiillerin işlendiği tarihten sonra yürürlüğe girmiş olan bir kanundur ve bu kanunun 220. maddesi, gerek yaptırım, gerekse zamanaşımı bakımından aleyhte bir kanundur. 220 aleyhe olduğu için 313’ün uygulanması gerekmektedir.”

ADNAN OKTAR: Diyor.
OKTAR BABUNA: Evet.

ADNAN OKTAR: Getir bakayım. Ayrıca ne diyor; “hiç kimse işlediği zaman ulusal ve uluslararası hukuka göre bir suç sayılmayan bir fiil veya ihmalden dolayı mahkum edilemez demek” diyor. Bakın, “işlendiği zaman ulusal ve uluslararası hukuka göre bir suç sayılmayan bir fiil veya ihmalden dolayı mahkum edilemez demektedir. Bu nedenle 4422 sayılı yasanın yerine eski T.C.K’nun 313. maddesi uygulanmayıp suç tarihinde yürürlükte olmayan T.C.K.’nun 220. maddesi uygulanması mutlak bozma sebebidir” diyor. Bunu söylerken tabii Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ve Yargıtay içtihatlarını göz önünde bulundurarak izah ediyorlar. Bizim mahkememizde tabii mahkemeye biz saygı duyuyoruz. Fakat 4422 kaldırılınca biz 313’e göre yargılanmamız gerekirken 220’ye göre yargılandık ve hüküm verdi mahkeme. Saygı duyuyoruz, ellerine sağlık, teşekkür ediyoruz, Allah razı olsun. Ama Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, Yargıtay içtihatlarına göre ve ceza hukuku profesörlerinin izahlarına göre 4422 ilga olduğunda onun yerine 220 yerine 313 olması gerekiyor. 313 çünkü daha hafif bir madde, daha az gücü olan bir madde. Kanunen onun seçilmesi lazım, 220 ağır olan bir madde, o yüzden bu bozma nedenidir deniyor. Tabii karar yüce yargınındır, Yargıtay’a saygımız var, mahkemeye de saygımız var, onun kararına da saygı duyuyoruz, Yargıtay’ın kararlarına da saygı duyuyoruz. Ama bilgi olarak bilinmesinde fayda var. Vatandaşlarımızın da bunu bilmesinde fayda var inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Ayrıca, siz daha iyi bilirsiniz inşaAllah; 4422 uygulamaya girdiğinde ki Ağustos 1999 çıktığı tarih kanunun, bütün suç isnadları önceki tarihlere ait. Yani dolayısıyla geriye doğruda işleyemiyor kanun.

ADNAN OKTAR: Evet çünkü 220’ye göre oluğunda bizim davamız düşüyor zaten, ama 313’e göre olduğunda düşüyor. Ama 220’ye göre yargıladılar, ellerine sağlık, teşekkür ediyoruz. Biz tabii bir hukuk bilgisi olarak bunu  vatandaşlarımıza duyurmak durumundayız. Ama kararlarına, yüce mahkemeler tabii istedikleri gibi karar verebilirler ona bir şey demiyoruz. Oktar başka ne var anlatacağın?

OKTAR BABUNA: İnşaAllah Hocam, bir film var uygun görürseniz. Bu DNA molekülünün katlanmasıyla ilgili, bu DNA molekülü 1,5 metreye kadar açılabiliyor,  mm’nin binde biri kalınlığında neredeyse, cm’nin dört milyonda biri kalınlığında özür dilerim DNA molekülü.

ADNAN OKTAR: Ne cm’nin?

OKTAR BABUNA: Dört milyonda biri kalınlığında.

ADNAN OKTAR: Cm’nin dörtmilyona bölüyoruz, onun bir tanesi, dörtmilyon parçadan bir tanesi, 1 cm’nin...

OKTAR BABUNA: Proteinler üzerinde sarılıyor, onlar tekrar katlanıyor, tekrar katlanıyor kendi üzerinde.

ADNAN OKTAR: Kat kat kat kat kat öyle mi?

OKTAR BABUNA: Evet. Çok küçük boyutlara getiriliyor kalınlaştırılarak küçük boyutlara getiriliyor.

ADNAN OKTAR: Yani ip yumağı gibi demek ki, kendi içinde bir daha katlanıyor, o onun içinde yeniden katlanıyor, o onun içine yeniden katlanıyor, evet.

OKTAR BABUNA: Ondan da kromozom denilen yapılar oluşuyor.

ADNAN OKTAR: Kromozomda da bir devlet kütüphanesindekinden daha fazla bilgi kromozomun içinde yüklü, her insan hücresinde de var kromozom.

OKTAR BABUNA: Evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet.

OKTAR BABUNA: Ve kapkaranlık bir ortamda bu yumağın içerisinde ilgili bölümü, o protein molekülleri anında buluyorlar. Kapkaranlık bir ortamda.

ADNAN OKTAR: Milyonlarca bilginin içerisinde adam karanlıkta gidiyor, eliyle koymuş gibi ilgili bilgiyi buluyor fermuarı açıyorlar birkaç kişi de yardım ediyor. Ondan sonra geri yapışmasın diye, öbürü de kesme işlemini yapıyor.

OKTAR BABUNA: Kopyalıyor.

ADNAN OKTAR: Öbürü de kopyalama işlemini yapıyor. Öbürü de gidip kontrol ediyor var mı bir yanlışlık, yanlışlık varsa onu söküp  çıkarıyor, alıp yerine sağlamını takıyor ve kapkaranlık ortamda adamlar eliyle koymuş gibi bunları yapıyorlar. Bunun da tesadüfen olduğunu iddia ediyorlar Darwinistler. Evet. Sonra da uzaylılar yaptı demeye başlıyorlar.

OKTAR BABUNA: Biraz önce söylediniz Hocam maşaAllah. Dediniz ki, tükenmez kaleme tapsalar bu daha da kötü tesadüfe bu şekilde inanmaları.

ADNAN OKTAR: Tabii tükenmez kaleme tapmalarından daha kötü. Daha mantıksız yani.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah. Burada da protein sentezlenmesindeki kompleks işlemler görülüyor hakikaten. Bir tek protein için 60 kadar başka proteine ihtiyaç var. Ribozom’a ihtiyaç var, DNA’ya ihtiyaç var. Dolayısıyla tam bir hücreye ihtiyaç var. Yani hücre olmadan protein yapılamıyor.

ADNAN OKTAR: Ama Darwinistler tesadüf diyorlardı. Sonra da vaz mı geçtiler tesadüf olmasından?

OKTAR BABUNA: Vazgeçtiler Hocam. Bir akıl var diyorlar, uzaylılar yaptı demeye başladılar.

ADNAN OKTAR: Ben onların akıllarına karabiber dökeyim. Artık ne diyeyim ben bu adamlara?

SUNUCU: Uzaylılar nasıl oluştu? Değil mi? Hocam soruların sonu gelmiyor.

ADNAN OKTAR: Onun cevabı yok. Sanki uzaylılarda dayısın oğlu gibi yani görmüş gibi anlatıyorlar.

OKTAR BABUNA: Siz dediniz Hocam yakında Allah’ın varlığını kesin olarak kabul edecekler inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Şimdi bunu dediler ya, artık ondan sonrası tamam. Uzaylılar yaptı dedikten sonda o zaten açıklaması yok onun, yani o, Allah yarattı anlamına geliyor inşaAllah.

SUNUCU: Yenilgilerini kabul etmek anlamına aslında değil mi?

ADNAN OKTAR: Tabii, yani yavaş yavaş geçiş yapmak istiyorlar, gördüğüm kadarıyla. Çünkü Dawkins’in ağzı tamamen değişti şimdi diyor. Sosyal Darwinizm çok kötü bir şey diyor. Geçenlerde , insanlar uygularsa felaket getirir diyor. O zaman niye Darwinist oluyorsun, değil mi? Yeni söylemeye başladı bunu, Atlas’ı okuduktan sonra ama daha akıllanacak. Gittikçe aklı artıyor daha da akıllanacak inşaAllah.

OKTAR BABUNA: Daha önce tam tersini söylüyordu.

ADNAN OKTAR: Daha önce proteinler tesadüfen, oluşuyor diyordu, şimdi uzaylılar yapmaya başladı diyor, değil mi? Sosyal Darwinizm savunuyordu sonra çok felaket bir şey diyor ‘Sosyal Darwinizm’ şimdi.

SUNUCU: İyi güzel bir düzelme var inşaAllah Hocam.
ADNAN OKTAR: Eğiteceğiz daha yeni başladık inşaAllah.

OKTAR BABUNA: İnşaAllah onun memletinde Darwin’in memleketinde İngiltere’de Şubat 2008 itibarıyle yüzde 75’i İngiltere’nin artık inanmıyor Darwinizm’e. Darwinizm’in kalesiydi maşaAllah, Hocamızın çalışmalarıyla yüzde 75’i inanmıyor artık inşaAllah.

SUNUCU: Evet. Burası da Darwinizm’i yıkan kale zaten Hocam İnşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, Elhamdülillah, mesela Saf Suresi 13, “ve seveceğiniz başka bir nimet daha var diyor. (Cenab-ı Allah)(Şeytan’dan Allah’a sığınırım) Allah’tan yardım ve zafer ve yakın bir fetih.” Ebcedi kaç? 1981. Mehdi’nin çıkış tarihi, tabii bak “Allah’tan yardım ve zafer ve yakın bir fetih” diyor. Evinde Kur’an bulunan kardeşlerimiz harfleri saymayı biliyorlarsa ‘Ebced’ olarak saysınlar, tam 1981. Bu çok mucizedir bu 1981 çıkması. “Elçilerini” bakın Saf Suresi yine 9, “Elçilerini hidayet ve hak dinle gönderen O’dur.” 1993 ebcedi, yine Mehdi’nin faaliyetlerinin en yoğun olduğunu tarihi veriyor. “Onu hak din olan İslamı” bakın “hak din olan İslamı” ayet devam ediyor “bütün dinlere karşı kılacaktır” ebcedi 1990.

OKTAR BABUNA: MaşaAllah.
SUNUCU: Ne kadar güzel Hocam.

ADNAN OKTAR: Tabii açsın baksınlar. Bakın “onu hak din olan İslam’ı bütün dinlere karşı üstün kılacaktır.” Ebcedi 1990 “Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O’dur.” Şeytan’dan Allah’a sığırım 1993 Ebced.

SUNUCU: Bunlar da Kuran mucizeleri aslında Hocam.

ADNAN OKTAR: Normalde böyle çok alakasız rakamlar çıkması lazım, tam ilgili yani tam hakimiyet tarihini veriyor maşaAllah. Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla, Şeytan’dan Allah’a sığınırım, “ Ey örtüsüne bürünen” Peygamber efendimize (s.a.v.) hitap ediyor bu ayet, ama aynı zamanda Mehdi (a.s.)’a Allah onu bir perde ile örtüyor insanlar göremiyor onu şu an, “az bir kısmı hariç olmak üzere geceleyin kalk”. Daha öncede söylemiştik Mehdi (a.s.)’ın gece faaliyetlerine işaret var burada, Peygamberimize(s.a.v.) hitap olmakla beraber, “gecenin yarısı kadar ya da ondan biraz eksilt”. Yani gecenin yarısı mesela 1-2 ve 3. ayetler ve 4. Ayetler. 1 ve 2; 12, 1 ve 3; 13, gece 12, gece 13 inşaAllah tabii.          Doğrusu gece neşesi etki bakımından daha kuvvetli okumak bakımından daha sağlamdır” diyor Cenab-ı Allah. Devam et Oktar sende bilgiler çok maşaAllah.

OKTAR BABUNA: Estağfurullah çok güzel kediler var göstereyim mi onları Hocam?

ADNAN OKTAR: Ah onları ben yerim tatlı canını bak bak, gözlere bak sen, bak o da kabadayılık yapıyor köpeğe. Tam öpmelik yani bu, maşaAllah çok tatlı bakıyor maşaAllah. Bu sarmanda çok büyük bir keyifle uyuyor ama yastığı da çok mükemmel, bunlar çok mazlum maşaAllah.

SUNUCU: Gözleri ne kadar güzel.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah, şapkasıyla da uyum halinde o üsttekiler, maşaAllah. Keyifler yerinde olduğu her halinden belli oluyor, bunların keyifleri çok zevkli oluyor insan çok imreniyor bunların keyfine, rahatlığına, huzuruna maşaAllah, Allah’a tam teslim olmuş tam tevekküllü olduğu için bak ne tedirgin ne şey içi son derece rahat maşaAllah. Bunlar da takmış takıştırmış ne varsa üstlerinde keratalar, bir şey onu rahatsız etmiş ama ne var...

SUNUCU: Ne kadar mükemmel görüntüleri var gerçekten Hocam. Bir de iç dünyalarını araştırdığımızda daha da mükemmellik çıkıyor ortaya.

ADNAN OKTAR: Bu da oyuncağına sarılmış yatıyor çocuk gibi. Ah severim onu kar da üşümemesi için her türlü tedbir alınmış. Bu da annesi mi? Yok arkadaşı, kardeşi herhalde kardeşine sarılmış, maşaAllah. Allah onlarda Rahman ve Rahim ismi ile tecelli ediyor ve huzur var yüzlerinde müthiş bir huzur var, bir de hepsinde bir tatlı efendilik var yüzlerin de, maşaAllah.

OKTAR BABUNA: Bu kadar Hocam inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tamam 6 dakikamız varmış sen herhalde ancak okursun.

SUNUCU: Evet Hocam bugün gerçekten yayın yaptığımız, kanallarımız ve FM’lerimiz çok fazla, evet değerli izleyenlerimiz ve dinleyenlerimiz, programımızın sonuna doğru geldik inşaAllah. Bugün bizleri birçok kanaldan izlediniz ben onları saymak istiyorum buradan, bugün bizleri Kanal35 ve TV Kayseri’den izlediniz. DestanTV, TV Kütahya, Sefahat TV Tokat, Elif TV Kayseri, Kırıkhan TV Hatay,, San TV Konya, ART Uşak, ORT Ordu, Kanal72 Batman, BRT Hatay, Kanal5 Gaziantep, 21.yüzyıl TV Fethiye, Konya TV, Tavşanlı TV, Kapadokya TV, Best TV Maraş, Kanal56 Siirt, Kanal78 Karabük, ART Amasya, Süper TV Tokat, MRT Osmaniye, Can TV Erzincan, Kanal19 Çorum, Karahisar TV, Otağ TV Adana, Güney TV Hatay, Kanal47 Mardin, Iğdır TV, Can TV Diyarbakır, Genç TV Karaman, Trabzon TV, ORT Osamaniye, Çağdaş TV Karaman, Kanal54 Sakarya, Kanal Malatya, Ahi TV Kırşehir, Güneydoğu TV Urfa, Özge Uşak, İGRT Mersin, Venüs TV Bilecik, Özege TV Samsun, Süper TV Bursa, Kanal3 Afyon, Mega TV Gaziantep, Mersin TV, BGRT Konya, Kanal32 Isparta, Seylan TV Ankara, Kanal59 Tekirdağ, Kıryehir TV, Ufuk TV Malatya, KanalG Giresun, Düzce TV, Şah TV Muğla, San TV Mersin, Söz TV Diyarbakır, CRT Ceyhan, ART Uşak, Kanal ATV Alanya, ÇRT Çorum, ERT Erzincan, Tokat Güneşli TV’den bugün bizleri canlı olarak izlediniz bunu dışında bizleri canlı olarak izlediğiniz Radyo kanallarımız vardı, Mavikaradeniz fm 106.4 frekansından, Yıldız fm 87.7 Tekirdağ’dan, Körfez Radyo 104.4 Hatay’dan, Kafkas Fm 95.5 Kars’tan, Adıyaman’ın sesi Radyosu ASR Fm 96.0 dan, Amasya Radyo Gül 102.5 den, Kent fm 90.0 dan, Iğdır fm 93.0 dan, Ergani Radyo 93.3 Diyarbakır’dan, Bingöl fm 102.0, Kahramanmaraş Best fm’den, Radyo Star 94.0 Aksaray’dan, Emek Radyo Mardin 101.0 dan, Genç fm 93.3 Karaman’dan, Siverek Radyo Urfa’dan, Renk Radyo Karaman’dan, Keyif fm 92.7 Nevşehir’den, Enerji Radyo 90.0 Ordu’dan, Radyo star 94.0 Aksaray’dan, Radyo 37 Kastamonu 95.2 den, Radyobay Amasya 89.1 den, Radyobay Merzifon 88.8 den, Siirt fm 98.0 frankanlarından bizleri canlı olarak dinlediniz. Bunun dışında internet sitelerimiz vardı, www.haberhilal.com,  www.harunyahya.TV den de bizleri canlı olarak izlediniz. Yarın Pazartesi akşamı inşaAllah, 22 ve 24 saatleri arasında Adıyaman Asu, Ekin TV ve Kral Karadeniz den Adnan Oktar ile Başbaşa programını canlı olarak dinleyebilirsiniz. Hocam ağzınıza sağlık.

ADNAN OKTAR: Senin de ağzına sağlık olsun, Allah ağzına sağlık versin, yüreğine sağlık versin.

SUNUCU: Teşekkür ediyoruz, çok sağolun, bu Pazar günümüzü çok daha güzelleştirdiniz çok teşekkür ediyoruz size.

ADNAN OKTAR: Allah yine görüşmek nasip etsin.

SUNUCU: İnşaAllah Hocam, size de çok çok teşekkür ediyoruz sağolun.

OKTAR BABUNA: Sağolun ben teşekkür ederim.

SUNUCU: Ve değerli izleyenlerimiz bir Adnan Oktar ile Başbaşa programımızın daha sonuna geldik inşaAllah yarın akşam görüşünceye dek hoşça kalın.


28 Aralık 2009



Bu eserin deşifre dosyasını indirmek için tıklayın
Bu eserin MP4 versiyonunu indirmek için tıklayın (iPhone, iPod)


  HarunYahya.Tv'de Online İzleyin
Harun Yahya - Filmler Film listesi için tıklayın
Lütfen Bu Eser İçin Yorumlarınızı Belirtiniz
Post To MySpace! Share To FriendFeed  
   
   


 Bu Eser Türü ile İlişkili Diğer Dillerdeki Eserler
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON MAC'S WORLD LIVE (November 6, 2009) (English) 
INTERVISTA E HARUN YAHYAHIT ME RADIO KONTAKTIN (2 Tetor 2009) (Shqiptar) 
حوار مع السيد عدنان أوقطار، الرياض، 11 سبتمبر 2008. (Arabic) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY WIENER ZEITUNG (December 23, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY AL JAZEERA TV (Istanbul - February 22, 2008) (English) 
A LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR BY RADIO RAMADAN BLACKBURN (ILM RADIO) (UK) (September 9, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY RTBF (BELGIUM) (March 26, 2009) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN AZADLIQ QƏZETİ REPORTAJI (14 Sentyabr 2008) (Azerbaijani) 
INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY MOHAMMAD THOMPSON, VOICE OF ISLAM (NEW ZEALAND) (December 29, 2009) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR BY RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, SOUTH AFRICA) (September 2, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY ISLAMONLINE.NET (December 26, 2008) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY RADIO AMERICA GORDON LIDDY SHOW (June 18, 2009) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY TALK RADIO EUROPE (SPAIN) (December 1, 2009) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON NEAR FM (IRELAND) (October 25, 2009) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR.ADNAN OKTAR BY TV 5 (Istanbul - October 20, 2007) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY POLI GAZETTE (NETHERLANDS) (July 2, 2009) (English) 
ADNAN OKTARIN AZƏRBAYCAN 525 QƏZETİ VƏ ATV REPORTAJI (27 Avqust 2008) (Azerbaijani) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY PRESS TV (IRAN) (Istanbul - September 28, 2007) (English) 
LIVE INTERVIEW WITH ADNAN OKTAR ON ONE LEGACY RADIO (LOS ANGELES, USA) (February 16, 2010) (English) 
AN INTERVIEW WITH MR. ADNAN OKTAR BY IANS (INDO ASIAN NEWS SERVICE) (November 14, 2008) (English) 

.....:::::::::: BU ESER İLE İLİŞKİLİ DİĞER TÜRLER ::::::::::.....
 Filmler
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (20 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN AWAZ FM (İSKOÇYA) TELEFON KONFERANSI (23 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN TIMOTHY FURNISH RÖPORTAJI (14 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN TURKIYEPOST RÖPORTAJI (19 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN TÜRKMENELİ RÖPORTAJI (22 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN TÜRKTIME RÖPORTAJI (14 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -1- (İstanbul, 20 Aralık 2007)
ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -3-(12 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN YENİ MUSAVAT GAZETESİ RÖPORTAJI (11 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN CNNTURK RÖPORTAJI (20 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 9 VE KRAL KARADENİZ TV RÖPORTAJI (16 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA RÖPORTAJI (17 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (1 Aralık 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ocak 2010) ADNAN OKTAR'IN KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KANAL 35, TV KAYSERİ VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN NEWS TALK NEWS 1070 KNTH RÖPORTAJI (HOUSTON, TEKSAS, ABD) (21 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KAHRAMANMARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KURV TALK RADIO'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (TEKSAS, ABD) (23 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN ALLAN HANDELMAN SHOW, FM TALK WZTK, KUZEY CAROLINA, ABD RÖPORTAJI (9 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (4 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -2- (29 Haziran 2008)
ADNAN OKTAR'IN DUBAİ DİYANET BAKANLIĞI RÖPORTAJI (30 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN AL BAGDADI RÖPORTAJI -3- (5 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (5 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN C.S: LEWIS SOCIETY & ARN (ACCESS RESEARCH NETWORK)'DEN KEVIN WIRTH İLE YAPTIĞI RADYO RÖPORTAJI (3 MART 2010)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35 VE KANAL AVRUPA'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU'DAKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN THE LESLIE MARSHALL SHOW RÖPORTAJI (9 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (11 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN VİDEO KONFERANS İLE KATILDIĞI İSVİÇRE KONFERANSI (9 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (12 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (14 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (13 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Şubat 2010) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (1 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (15 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (2 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (3 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (16 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Mart 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (18 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN ONE LEGACY RADIO RÖPORTAJI (LOS ANGELES, ABD) (16 Şubat 2010)
ADNAN OKTAR'IN HARUNYAHYA.TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Mart 2010) ADNAN OKTAR'IN ARNAVUTLUK RADYOSU RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV, EKİNTÜRK TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU İÇİN VERDİĞİ RÖPORTAJ - Arapça Yayın (6 Ağustos 2007) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV VE MARAŞ AKSU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN CHANNEL ISLAM INTERNATIONAL (GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (12 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ARY TELEVİZYONU (PAKİSTAN) RÖPORTAJI (22 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE ADIYAMAN ASU TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN UMMAH RADIO (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (26 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ABS RADIO (AVUSTRALYA) RÖPORTAJI (17 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN NORTH CAROLINA ÜNİVERSİTESİ'NDEN PROF. OMID SAFI VE ÖĞRENCİLERİYLE BİR SOHBETİ (14 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN DEM TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR KANAL MALATYA CANLI RÖPORTAJI (26 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN VATAN TV RÖPORTAJI -2- (İstanbul, 11 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 2.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN SUUD 1 TV (SUUDİ ARABİSTAN) RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN ISLAM CHANNEL RÖPORTAJI (21 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN CEM TV RÖPORTAJI (20 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN RTBF (BELÇİKA) RÖPORTAJI (26 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇIRAĞAN'DAKİ BASIN TOPLANTISI (16 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN REYTİNG GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 3.Bölüm (11 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN İTİMAT GAZETESİ (İRAN) RÖPORTAJI (26 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN TIMETURK RÖPORTAJI (24 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL 35'DEKİ (İZMİR) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN HÜLYA AVŞAR RÖPORTAJI VE KAPSAMLI CEVAPLARI - 4.Bölüm (11 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (25 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN GÜRCİSTAN TÜRKİYE DOSTLUK DERNEĞİ RÖPORTAJI (8 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV VE KRAL KARADENİZ TV'DE ORTAK YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (7 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV RÖPORTAJI (İstanbul, 3 Aralık 2007)
ADNAN OKTAR'IN THE STUDENT OPERATED PRESS İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TELEFON KONFERANSI (23 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN VISION PLUS (ARNAVUTLUK) RÖPORTAJI (11 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN TV 5 RÖPORTAJI (20 Ekim 2007) ADNAN OKTAR'IN WIENER ZEITUNG RÖPORTAJI (24 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN DENGE TV RÖPORTAJI (3 Temmuz 2008) ADNAN OKTAR'IN DENMARK TV (DANİMARKA) RÖPORTAJI (23 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN DER SPIEGEL RÖPORTAJI (14 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN ALMAN ART TV RÖPORTAJI (9 Mart 2008)
ADNAN OKTAR'IN DESTAN TV (KÜTAHYA) RÖPORTAJI (5 Ağustos 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KRAL KARADENİZ'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (3 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ (SAMSUN) CANLI RÖPORTAJI (28 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Nisan 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV RÖPORTAJI (15 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN HİLAL TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN BAĞDAT TV RÖPORTAJI (2 Mart 2008) ADNAN OKTAR'IN AMERICAN FREEDOM RADIO - KEVIN BARRETT TELEFON KONFERANSI (2 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN RFA (RADIO ASIA FREE) RÖPORTAJI (3 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN CURRENT ISSUES TV - HESHAM TILLAWI CANLI TELEFON RÖPORTAJI (1 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN KASPI GAZETESİ RÖPORTAJI (19 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TREND HABER AJANSI RÖPORTAJI (1 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN FRANSIZ MEDYASI İÇİN DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISI - Bölüm 1 (25 Mayıs 2007) ADNAN OKTAR'IN BASIN TOPLANTISI (5 Ağustos 2007)
ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (26 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Mayıs 2009)
ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI- 02 (24 Mayıs 2007) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN CHRISTIANITY TODAY DERGİSİ RÖPORTAJI (27 Mayıs 2009) ADNAN OKTAR'IN KAÇKAR TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN PATRONLAR DÜNYASI RÖPORTAJI (13 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN SKEPTIC DERGİSİNDEN ERIC MICHAEL JOHNSON RÖPORTAJI (2 Haziran 2009)
ADNAN OKTAR'IN KBYR RADYO (ALASKA) RÖPORTAJI (19 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AL ALAM (İRAN) RÖPORTAJI (23 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN IRIB (İRAN DEVLET RADYOSU) RÖPORTAJI (4 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN TV KAYSERİ, SAMSUN AKS TV VE GAZİANTEP OLAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN GLOBAL POST RÖPORTAJI (Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO AMERICA GORDON LIDDY SHOW RÖPORTAJI (18 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN TV 41 (KOCAELİ) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL QUETZALTECO (GUATEMALA) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN WCEV (ABD) CANLI RÖPORTAJI (3 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ISLAMONLINE.NET SİTESİ RÖPORTAJI (3 Temmuz 2009)
SAYIN ADNAN OKTAR'IN İSRAİL'İN SANHEDRİN HAHAMLARIYLA GÖRÜŞMESİ (1 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN İRAN TELEVİZYONLARIYLA RÖPORTAJI (13 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOSOVA BESA TV RÖPORTAJI (16 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN AKS TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Mayıs 2009) SAYIN ADNAN OKTAR'IN ARTE TV (FRANSA) RÖPORTAJI (31 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN DAILY NEWS EGYPT (MISIR) VİDEO KONFERANSI (13 Haziran 2009) ADNAN OKTAR'IN HIDAYAT TV (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (29 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (1 Temmuz 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (8 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR ANLATIYOR: ''DECCAL'' - 1 - ADNAN OKTAR'IN 51 KANALDA AYNI ANDA YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (16 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN İSRAİL ULUSAL RADYOSU RÖPORTAJI (13 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN JAMES ALLEN SHOW RÖPORTAJI (24 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAC'S WORLD LIVE RÖPORTAJI (20 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN WSRQ RADIO - THE CAPTAIN'S AMERICA RÖPORTAJI (20 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABERTÜRK SANSÜRSÜZ PROGRAMINDAKİ CANLI RÖPORTAJI -tamamı- (21 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN DOĞU TV RÖPORTAJI (27 Şubat 2008)
ADNAN OKTAR'IN EDEN TV (İRAN) RÖPORTAJI (22 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN HABER 3 RÖPORTAJI (21 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN HIGH WYCOMBE (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (4 Eylül Cuma)
ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI SN. ADNAN OKTAR'IN 6 EYLÜL TARİHLİ CANLI YAYINDAKİ AÇIKLAMASI
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN 1 UMMAH FM (İNGİLTERE) 'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN BLACKBURN (ILM RADIO) (İNGİLTERE)'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEES FAST FM (İNGİLTERE) RADYOSUNDAKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (15 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN JESSE WOODROW RÖPORTAJI (15 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (19 Ocak 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN THE GULF TODAY (BAE) RÖPORTAJI (2 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (17 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN EKİN TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (9 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN 17 EYLÜL 2009 TARİHLİ BASIN TOPLANTISI ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (18 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DE YAYINLANAN CANLI RÖPORTAJI (20 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (16 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KRAL KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (21 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE RÖPORTAJI (13 Aralık 2008) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (13 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (12 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK'TEKİ CANLI RÖPORTAJI (2 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Ağustos 2009)
ADNAN OKTAR'IN EKİNTÜRK VE MAVİ KARADENİZ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN AHLULBAIT RADIO (NORVEÇ) RÖPORTAJI (15 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (24 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY TV VE MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (22 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (23 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (7 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN REPUBLIC BROADCASTING NETWORK (ABD) RÖPORTAJI (11 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN BAŞKENT TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (26 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE KANAL 35'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (27Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (24 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (11 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO ISLAM (JOHANNESBURG, GÜNEY AFRİKA) RÖPORTAJI (2 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN KOLOMBİYA DEVLET RADYOSU RÖPORTAJI (25 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (25 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAKEDONYA RADYOSU İLE CANLI RÖPORTAJI (31 Ağustos 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN - SOUTHALL (LONDRA) RÖPORTAJI (1 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (4 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO RAMADAN EDINBURGH (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (10 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN RADIO AL ANSAAR 'DAKİ (DURBAN, GÜNEY AFRİKA) CANLI RÖPORTAJI (14 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (5 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN TEMPO TV VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (5 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (8 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ VE KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (29 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN RADIO DAWN (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (30 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (30 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KRAL KARADENİZ VE TEMPO TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (28 Eylül 2009)
ADNAN OKTAR'IN TALK RADIO EUROPE (İSPANYA) RÖPORTAJI (29 Eylül 2009) ADNAN OKTAR'IN KOCAELİ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (20 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN ÇAY TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (1 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AL QURAN AL KAREEM RADYOSU RÖPORTAJI (AVUSTRALYA) (22 Ekim 2009)
ADNAN OKTAR'IN UNITY FM (İNGİLTERE) RÖPORTAJI (2 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN ANTARA HABER AJANSI (ENDONEZYA) RÖPORTAJI (16 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN LE MONDE RÖPORTAJI (18 Mayıs 2008) ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TELEVİZYONU RÖPORTAJI (6 Ağustos 2007)
ADNAN OKTAR'IN GECE TV (TOKAT) RÖPORTAJI (15 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN KANAL MALATYA RÖPORTAJI (15 Ocak 2008)
ADNAN OKTAR'IN EL CEZİRE TV RÖPORTAJI - 2 (22 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN HABER 7 RÖPORTAJI (13 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN MANŞET HABER RÖPORTAJI (5 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN GAZİANTEP OLAY, SAMSUN AKS VE TV KAYSERİ'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (6 Ocak 2010)
ADNAN OKTAR'IN AL-QUDS (KUDÜS) GAZETESİ RÖPORTAJI (17 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN AMASYA TV RÖPORTAJI (21 Temmuz 2008)
ADNAN OKTAR'IN OBJEKTİF RÖPORTAJI (16 Mayıs 2008) ADNAN OKTAR'IN AMERICAN PUBLIC TV RÖPORTAJI (19 Aralık 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN ORTADOĞU HABER AJANSI (MISIR) RÖPORTAJI (6 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN AMERİKAN HALK RADYOSU RÖPORTAJI (11 Ekim 2008) SAYIN ADNAN OKTAR'IN POLI GAZETTE (HOLLANDA) RÖPORTAJI (2 Temmuz 2009)
ADNAN OKTAR'IN AN ANBAR TV (IRAK) RÖPORTAJI (21 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN ARABNEWS RÖPORTAJI (9 Kasım 2008)
ADNAN OKTAR'IN ASIA RFA RADYOSU RÖPORTAJI (14 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN SAKARYA SRT RÖPORTAJI (23 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN ASSOCIATED PRESS OF PAKISTAN RÖPORTAJI (6 Eylül 2008) ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (3 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN SAMSUN AKS TV VE EKİNTÜRK TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (14 Ekim 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (25 Nisan 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN EDALET GAZETESİ RÖPORTAJI (5 Kasım 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI (31 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN MAVİ KARADENİZ TV'DEKİ CANLI RÖPORTAJI (10 Mart 2009) ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN DEVLET HABER AJANSI RÖPORTAJI (14 Ağustos 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN HALK GAZETESİ RÖPORTAJI (6 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (1 Şubat 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN İÇTİMAİ RADYOSUYLA YAPTIĞI TELEFON GÖRÜŞMESİ (16 Ocak 2009) ADNAN OKTAR'IN HABERDEM (KONYA) RÖPORTAJI (24 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV'DEKİ (KONYA) CANLI RÖPORTAJI (8 Şubat 2009) ADNAN OKTAR'IN KANAL MPL RÖPORTAJI (23 Nisan 2008)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN TV RÖPORTAJI (11 Haziran 2008) ADNAN OKTAR'IN HABER FLASH RÖPORTAJI (1 Ekim 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI - 1 -(29 Ocak 2008) ADNAN OKTAR'IN THE NATIONAL GAZETESİ (BAE) RÖPORTAJI (28 Mart 2009)
ADNAN OKTAR'IN AZERBAYCAN AZERNEWS RÖPORTAJI (23 Ekim 2008) ADNAN OKTAR'IN HATAY TV RÖPORTAJI (7 Eylül 2008)
ADNAN OKTAR'IN KON TV (KONYA) RÖPORTAJI -2 - (28 Şubat 2008) ADNAN OKTAR'IN THE WALL STREET JOURNAL RÖPORTAJI (6 Mart 2009)