AL JAZEERA: İlk teşekkürle başlayayım, yani bu vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederiz gerçekten.
ADNAN OKTAR: Allah razı olsun.
AL JAZEERA: Bu yıl ikinci sefer sizinle karşılaşmaktan mutluluk duyuyoruz. İnşaAllah daha fazlası da olur ileride.
ADNAN OKTAR: İnşaAllah.
AL JAZEERA: Bunlar, 4-5 sorumuz var bu konu ile ilgili. Bu Malta Şövalyeleri ile ilgili, örgüt ile ilgili. Kendini hayır işlerle uğraşan bir örgüt ilan ediyor. Fakat sizce bunu mabed şövalyeleriyle uzantısı var mı? Bir de onlar çizdikleri hedeften başka yani hayır işlerinden başka hedefleri var mı sizce?
ADNAN OKTAR: Bu tip örgütlenmeler genellikle hayır faaliyetleri zemininde faaliyet gösterirler. Yani mesela Masonluk insanlık için en hayırlı, en güzel şeyleri yapma hedefinde olduğunu iddia eder. Sevgiyi, barışı hedeflediğini söyler, zaten böyle ortaya çıkmasa kimse de onlara yanaşmaz. O değil de, direk doğrudan zeminine bakmak lazım. Bir fikrin zemininde eğer din yoksa başka birşey vardır. İslam dini yoksa, başka birşey vardır. Eğer Hristiyanlık zeminindeyse zemin ona göre oturmuştur, Yahudilik zeminindeyse zemin yine ona göre oturmuştur. Doğrudan zeminine samimi olarak bakmak lazım. Masonluğun zemininde din yok, zaten olay orada bitiyor. Yani materyalist, ateist dolayısıyla şeytanın sistemine dayalı bir yapı ortaya çıkar bunda. Bunun hiçbir savunması olmaz. Yani mutlaka altında bir melanet, mutlaka bir sıkıntı, bir kargaşa vardır. Dolayısıyla bunları tek tek tetkik etmeye gerek yoktur, yani şeytanın çeşitli kötü yiyecekleri vardır; cehennem yiyeceği gibi kötü yiyecekleri vardır. Yani çeşitlerini tek tek saymaya, şu mu bu mu falan bunların hepsi aynıdır. Mühim olan şeytanın yiyeceği olmasıdır. Müslüman bunlardan uzak duracak, bunların tek tek detayına girmek de Müslümanı yorar, detayla da hiç uğraşmamak gerekir. Kuran’a uygun mu değil mi, müslümanlığa uygun mu değil mi konu orda biter.
AL JAZEERA: Evet, sizce bunlar Mason uzantısı mılar?
ADNAN OKTAR: Pek tabi ki yani genellikle Masonik oluyor, Mason kökenli. Masonların biliyorsunuz birçok derneği vardır, biçok alt kuruluşları vardır. Masonluğa zemin hazırlayan birçok büyüklü küçüklü dernek vardır. Ama bence bunlarla böyle tek tek uğraşmaktan ziyade doğrudan bunların beynine yönelmek, doğrudan beynini ortadan kaldırmak çok önemlidir. Bu da materyalizm, darwinizm ve ateizmle mücadeledir. Darwinizmle, materyalizmle, ateizmle mücadele edildiğinde ne Masonluk kalır, ne kapitalizm kalır, ne faşizm kalır ne şu kalır ne bu kalır. Yani atom bombası etkisi yapar bu. Tek tek mesela şurda hamamböceği var, şurda pire var bunlarla tek tek uğraşmaya gerek yok, hepsine toptan şöyle bir sprey sıkıp darwinizmi ortadan kaldırdın mı hepsi kökünden kalkar.
AL JAZEERA: Evet efendim. Bir de bu dünyada çok şöhret kespetmiş bir örgüt. Onların şeyleri gizli yaptıkları toplantılarından dolayı mı yoksa kendi böyle keskin şeylerinden, üslubundan mafya daha yakın üslubundan dolayı mı şeyler bu şöhreti kespetmiş?
ADNAN OKTAR: Dinsiz dernekler daha kolay taraftar toplar dinsiz dernekler daha kolaydır. Bir insana gel sana içki içireceğim, alem yapacağız, eğleneceğiz dersen, üstüne de sana para vereceğiz dersen gelir adam. Yani böyle dernekleri organize etmek o kadar güç değildir. Başarılarının nedeni de budur, dinsizlik çok kolay gelişir. Çünkü dinsizlikte zor olan hiçbir şey yok. Mesela gece namaza kalkmak yok, sabah erkenden namaza kalkmak yok. Adama sen istediğin gibi yat diyorsun, içkini iç, rezillik çıkar ne yapıyorsan yap, yeter ki bizim derneğe gel diyorsun. Ona herkes gelir, yani bir çok kişi gelir herkes demiyeyim de birçok insan gelir. Onun için bu bir başarı değildir. Başarı zor olanı yapanlardır, dolayısıyla dindarların meydana getirdiği şey bir başarıdır, çünkü bir emek veriliyor. Allah daima dindarlardan yanadır, Müslümanlardan yanadır. Daima onların başarısıyla neticelenir olaylar, ama tabi samimi gerçek Müslümanların.
AL JAZEERA: Fakat yani bu örgüt, biz biliyoruz yani dünyada bir şöhret toplamış yani.
ADNAN OKTAR: Evet, şöhret hiç önemli değil, yani şeytanın da şöhreti var ama etkisi çok zayıftır. Bunlar da şeytana hizmet eden örgütler nihayetinde yani. Şeytanın etkisi nasıl müminlerin üzerinde zayıfsa, bunlar da şeytana hizmet eden insanlar olarak etkisi çok zayıf olur. Dolayısıyla pek önemi yok.
AL JAZEERA: Çoğu araştırmacı bu Malta Şövalyeleri ve Blackwater şu güvenlik şirketi Amerika’daki, Irakta çalışan şirket arasında bir bağlantı kurdular. Sizce bu bağlantı gerçekleri nelerdir ve bu şövalyeler ve Amerika’daki şeyler, muhafazakar kesim, kesimidir şu andaki Amerika’daki hakim olan grupla bağlantısı var mı?
ADNAN OKTAR: Amerika’nın içinde her türlü adam var. Masonu var, kapitalisti var, komünisti var, ateisti var, evanjeliği var, katolik olan var; her çeşit insan var. Mühim olan Müslümanların bunlara karşı tavrı. Bir kere Müslümanların bir an önce birlik olması gerekiyor. Birlik olmadıkları müddetçe Allah mutlaka musallat edecek birilerini bulur. Yani Amerika olmasa Rusya olur, Rusya olmasa Çin olur; yani zannediyor ki millet Amerika çekilirse bu iş son bulur. Daha da olmazsa Allah birbirine düşürür o zaman Müslümanları. Yani burada tek çözüm Allah'ın dinine sıkı sıkıya sarılmak, samimi Müslüman olmak ve özellikle tek bir lider etrafında Müslümanların toplanmasıdır. Yani bir İslam Birliği’nin oluşmasıdır. Bu oluşmadığı müddetçe bu devam eder. Bunun çözmü de Müslümanların birbirini candan sevmesi, arkadaş olması, dost olması, birbirlerine suizan etmemeleri, bunlardır. Yani tepeden halledecek konular varken detaylarla uğraşmak Müslümanları boş yere yoruyor. Mesela Amerika’daki örgütler nelerdir, bunlara Masonlar nasıl destek sağlıyor? Farz edelim Masonlar Amerika’da çok güçlü; doğru zaten güçlü. Oraya gelen Irak’a gelen askerler de bunların kontrolünde. Peki çözüm nedir yani burada çözüm aramak lazım. Kahrolsun Masonlar demek, kahrolsun Amerika demek olayı çözmez. Yani bu çok zavallıca bir yöntem olur ve akılsızca bir yöntem olur. Bunların etkisini ortadan kaldırmak çok önemlidir, bu da çok kolay. Yani materyalizm ile, darvinizm ile, ateizmle akılcı ilmi mücadele yapıldığında bu adamların beyni dağılmış oluyor, fikri dağılmış oluyor. Gelse bile kimse bunlara itibar etmez, bunların çevresi ve gücü olmaz. Özellikle de Müslümanlar tek bir lider etrafında toplanırlarsa konu kökünden hallolur. O zaman tek tek yok sinekti, yok pireydi, yok hamamböceğiydi tek tek çeşitleri saymaya gerek kalmaz. Bunlar Müslümanları boğan gereksiz detaylardır.
AL JAZEERA: Sizce Blackwater ve bu Malta Şövalyeleri arasında bir bağlantıdan bahsedebilir miyiz?
ADNAN OKTAR: Tabi ki var, tabi ki var bağlantı. Yani bunlar şeytanı çağıran, şeytandan ilham alan, bilgi alan insanlar. Yani şeytan çağırmada bir şahsı önce hipnoz ediyorlar, oturtuyorlar bir yere. Ondan sonra o adam taransa geçiyor, transa geçtikten sonra şeytanla bağlantıya geçiyor. Onun ağzından ne çıkarsa, bunlar onu alıp kaydedip onu aynısıyla uyguluyorlar. Yani bu kadar zalim ve acımasız olmalarının kökeninde şeytana dayanmaları var. Allah'tan korkmayan her şeyi, zulmü yapar. Adamlar diyor ki, yahu bunlarda hiç mi insanlık yok bunlarda, bunlar ne biçim zalim, ne biçim insan bunlar diyor. Yani şeytanı tarif ediyor, ne biçim şeytan der gibi birşey. Bir adam şeytana uymuşsa zaten şeytan olmuştur, yani ins şeytan olmuştur, insi şeytan olmuştur. Yani şeytana şaşırmak çok mantıksızdır, Kuran’da zaten belirtiyor Allah şeytanın vasıflarını. Allah'ın dinine zıt herşeyi yapan varlıktır şeytan. Şeytana uyan da Allah'ın dinine zıt olan herşeyi yapar, her türlü zulmü yapar. Buna şaşırıp oturmak, bunun dedikodusunu yapmak değil de bunu ortadan kaldıracak şeyi yapmak çok önemlidir. Bunun için de tek tek, ayrı ayrı mücadeleler değil de tüm Müslüman aleminin tek bir topluluk altında mücadele etmeleridir. Buna sıcak bakan çok fazla insan olması lazım, bunun televizyonlarda, gazetelerde gündemde tutulması lazım, biz niye birlik olmuyoruz, bu niye böyle uzadı denmesi lazım. Mesela Hz. İsa’nın gelişine soğuk bakıyor Müslümanlar, hatta bir kısmı da alaycı bir üslup kullanıyor. Hatta Allah ayette diyor Hz. Mesih’den bahsedildiğinde diyor, senin ümmetinden bir kısmı diyor, yahut oradaki insanlar buna gülüyorlar diyor, eğeleniyorlar diyor, hoşlarına gidiyor diyor ayette. Şimdi de öyle, İsa’nın inişinden bahsedince adamın garibine gidiyor. İsa’nın inişinin gündemde tutulması lazım, mehdinin çıkışının gündemde tutulması lazım. İslam Birliği’nin gündemde tutulması lazım. Bunlar önemsiz görülürse Allah böyle insanları ve bundan sonra da birçok bu tarz insanı Müslümanlara musallat eder ve bu azab bitmez. Peygamberimiz bunun yolunu göstermiş, ahir zamanı tarif etmiş, ahir zamanda olacak olayları anlatıyor. Peygamberimizin dediğine kimse muhatap olmazsa, Peygamberin dediği kimseyi ilgilendirmezse Allah insanların yanlarına bırakmaz tabi bunu.
AL JAZEERA: O zaman yani bu Amerika’daki muhafazakar kesimiyle bu örgütle kesinlikle bir bağlantıdan bahsedebiliriz yani, çünkü
ADNAN OKTAR: Muhafazakarlar ayrı gidiyorlar. Protestanlar, Evanjelik Protestanlar ayrı gidiyor ama onların içinde de dinsiz olan var. Mesela Evanjeliğim diyor, Protestanım diyor ama Mason ve dinsiz; aralarında o geçiniyor yani, onların siyasi nüfuzunu kullanıyor. Yani bugün Evanjeliğim diyen birsürü Mason, dinsiz imansız adam var. Gerçek samimi Evanjelik o kadar yok. Bir de Evanjelik olsalar bile ateist siyonistler tarafından olumsuz yönde yönlendirilmiş ve anormal bir çizgiye çekilmiş durumdalar. Buna karşı tabi bunları tek tek detaylandırarak eğer vakit kaybedersek, bu bizim yıllarımızı, aylarımızı alır. Biz bunun yerine hemen birlik ve beraberlik, hemen Kuran Ahlakı, hemen Peygamberin sünneti ve Peygamber ahir zamanı bize nasıl tarif etmiş, neler demiş bizim neler yapmamız gerekiyor, buna bakmamız lazım. Bu konu biraz gündemde tutulsa bu mesele hallolur.
AL JAZEERA: Evet Efendim. Sizce bu Malta Şövalyeleri, yani bu tanımlanıyor dünyada, gizli Dünyanın hükümeti olarak sizce bir abartı var mı, böyle tanımlamakla?
ADNAN OKTAR: Bir gizli dünya hükümeti var tabi, yani.
AL JAZEERA: Bu Malta Şövalyeleri özellikle, öyle nitelendiriliyorlar.
ADNAN OKTAR: Onlar onların yan kolu, yani asıl Masonluktur. Masonluk birçok isimler alır, çeşit çeşit isimler alır. Ama asıl kökeninde, asıl sistem Masonluktur. Bunlar İngiltere’de, Amerika’da ve Fransa’da çok güçlüdür ve burdan yönetilir ve İsrail’deki localar; burdan yönetilirler. Ama bunlar halkın dikkatini dağıtmak için Tapınak Şövalyeleri, Malta Şövalyesi, şu şövalyesi, bu şövalyesi yani şövalye deyince millet de elinde kılıçla böyle, kafasında şapka falan birisini zannediyor, dolayısıyla bu dikkatleri dağıtan birşey. Mesela Malta Şövalyesi masona göre daha ılımlı bir imaj veren, daha anlaşılmaz bir görünüm veren birşey. Dolayısıyla Masonların kendilerini örtmek için kullandığı çeitli sözlerden bir tanesidir bu. Bunlarla uğraşmamak lazım, Masonluk vardır ve şeytandan emir alır Masonlar, yani doğrudan bazen de direkt görüntü haline gelerek şeytan bunlarla bağlantıya geçiyor, doğrudan bilgi alıyorlar. Dünyadaki bu kan akması, dünyadaki bu şiddeti doğrudan şeytandan aldıkları için pervasız uyguluyorlar. Yoksa bir insan gidin milyonlarca insanı öldürün diyemez, yani en zalim insanın bile gücü yetmez buna. Şeytandan talimat aldıkları için bu kadar pervasızlar.
AL JAZEERA: Bir de bu Malta Şövalyeleri elçiliklerini diyor Kaide cemaatleri, örgütleri, hem Mısır’da hem Fas’ta onların elçiliklerin saldırmaya şeyler diyorlar, teşvik ediyorlardı. Çünkü şeyden etkilenmişler, bazı Arap araştırma, araştırmacılara göre, bunlar çok kötü diyorlar, bunlar Mason, bunlar kötü insanlar. Sizce nasıl buluyorsunuz böyle bir düşünce?
ADNAN OKTAR: Sorunuzu daha kısaca alabilir miyim?
AL JAZEERA: Kısaca, şey diyor, Kaide’nin örgütleri bu Malta Şövalyelerinin elçiliklerine Mısır’da ve Fas’ta şeylerde, saldırmayı teşvik ediyor diyor.
ADNAN OKTAR: Kaide, El-Kaide örgütü
AL JAZEERA: Evet, el-Kaide örgütü
ADNAN OKTAR: El-Kaide örgütü, bu Mason örgütlerini saldırmaya teşvik ediyor diyor. Tabi ki, saldırma olsun ama fikri saldırma olması lazım. Yani Darwinizmi, materyalizmi, ateizmi ortadan kaldıran fikri bir saldırı olması lazım, yani bu bombayla, efendim dinamitle falan hallolucak bir konu değil. Yani fikriyle yapamadığını ben dinamitle yaparım, bombayla yaparım, bu akıl değil bu. En güzel bomba, fikirdir. Yani tembellik yapıp, buna güç yetiremeyip, ben bununla fikren başedemiyorum ben bu adamlarla, en iyisi bunları bombalayayım, yani bununla netice alınmaz. Peygamber efendimiz tek tek gitti tebliğ yaptı, Ukas panayırında, sokaklarda değil mi, önüne diken attılar, birçok rahatsızlık verdiler, fakat yine Peygamberimiz gidip tebliğini devam ettirdi. Şiddete gerek yok. Adam varsa, gidersin locasına, çağırırsın beraber bir konferans düzenleyelim dersiniz, tartışalım, konuşalım, kitap gönderilir, CD gönderilir; onlar çünkü Masonlar fikri çalışma yapıyorlar, bombayla hareket etmiyorlar. Ve fikirle etraflarındakini elde ediyorlar, biz de onları fikile elde edelim. Yani niye bombaya gerek var?
AL JAZEERA: Fikirle diyorsunuz şey yapalım.
ADNAN OKTAR: Tabi ki.
AL JAZEERA: Efendim en son soru. Bu Amerika’daki yeni konular, muhafazakarlar. Amerika hükümeti çekilirlerse bu devletin sonu veya bu Şövalye örgütünün sonu manasına mı geliyor sizce?
ADNAN OKTAR: Hayır, hayır. Amerika’daki iktidarlar genellikle Masonların kontrolündedir. Yani bu Amerika’nın kuruluşundan beri böyledir. İlk kuruluşundan beri her zaman Masonların kontrolünde olmuştur hükümet; öyle başıboş bir hükümet hiçbir zaman için olmamıştır. Masonluğa zıt hareketlerde de Masonluk çok acımasız davranmıştır, mesela Kennedy’yi öldürmüşlerdir; çünkü masonluğa karşıydı o. Bu yüzden iktidarların değişmesi ile Amerika’nın politikasında bir değişiklik olmaz. Mühim olan Amerikan halkını Mason tasallutundan kurtarmaktır. Mesela bizim Amerika’da darwinizme yönelik çok güçlü bir çalışmamız var. Eskiden darwinizme inananların sayısı Amerika’da çok yüksekken şu an müthiş düştü. Darwinizme inananların sayısı çok az şu an, Allah'a inananların sayısında müthiş bir yükselme oldu. Bu bizim Amerika’daki çalışmamızdan sonra oldu. Türkiye’de de öyleydi; darwinizme inananlar çok yüksekti sayısı, şu an neredeyse yok hale geldiler. Yüzde 90’lara çıktı darwinizme inanmayanların sayısı Türkiye’de. Eskiden yüzde 50-60’tı darwinizme inananların sayısı Türkiye’de. Şimdi yüzde 10’larda darwinizme inananların sayısı. Yani yüzde 10’a düşmesinde bizim çalışmamızın başarısı Allah'ın izniyle çok açık görülüyor. Çünkü bizim dışımızda bir çalışma yapan yok bu konuda. Dünyada darwinizme karşı başka mücadele yapan hiçbir grup yoktur. Bizim dışımızda bu kadar etken, bu kadar etkili, ilmi, akılcı çalışma yapan hiçkimse yok. Tek biziz.
AL JAZEERA: Sizce bu, şu anda muhufazakarlar giderse bile Amerika birşey değişmeyecek.
ADNAN OKTAR: Hiçbir şey değişmez.
AL JAZEERA: Yani Malta Şövalyesi gibi örgütlerden yine de bir
ADNAN OKTAR: Çünkü Masonluk esastır. Malta Şövalyeleri, Malta şövalyelerinin lideri ölüyor, yerine ikinci kuşak geçer. Öbürü ölür, yerine öbür kuşak geçer, yani çok eskidir Masonluk. Ta Hz. Süleyman devrinde bile vardı Masonluk; Hz. Süleyman devrinde, düşünün artık yani. Kesintisiz, hatta onların iddiasına göre Hz. Adem devrinde bile biz örgütlenmiştik diyorlar.
AL JAZEERA: O kadar bitiriyorlar.
ADNAN OKTAR: Tabi. Yani şeytanın örgütü herzaman vardır. Şeytanın örgütlenmemesi mümkün değildir. Bir Müslümanların yapılanması vardır, bir de şeytanın yapılanması vardır. Bu tarih içerisinde bu iki yapılanma sürekli mücadele etmiştir ve her iki tarafın da mutlaka lideri olmuştur. Yani ateistlerin, şeytanın ordusunun da bir lideri olmuştur, gizli lideri yahut açık lideri, Müslümanların da lideri olmuştur. Bazen bu liderler açığa çıkmıştır. Mesela Nemrutla İbrahim. Nemrut o devrin lideriydi, ateistlerin ve şeytanın ordusunun lideriydi, İbrahim müslümanların lideriydi. Mesela Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) o devirde Müslümanların lideriydi, o devrin deccaliyetiyle mücadele etti. Mesela Musa ile Firavun, sürekli mücadele halinde olurlar bunlar. Mesela Firavun’un yaşadığı mekanlara baktığımızda her tarafın Masonik sembollerle dolu olduğunu görüyoruz. Her yerde Mason sembolleri var, demek ki çok eski. Mezarlarına bakıyoruz, orada da Mason sembolleri var. 3000 yıllık mezarlarda bile Mason sembolleri var. Demek ki çok eski bir yapılanma.
AL JAZEERA: Peki efendim, çok teşekkür ederiz, çok sağolun.
ADNAN OKTAR: Ben de teşekkür ederim. 27 Şubat 2008
|